Menü

Füsun Önal Henüz 16’sında

«EEHHH!..» dedi, «Bugüne kadar sustuk da ne oldu? O gücenmesin, şu gücenmesin diye her şeyi içimize attık.. Zaman geldi gerçekleri bile söyleyemedik. Ama artık yeter…»

Balerin giysileri içindeydi Füsun Önal… Her zamanki hareketliliği, bitip tükenmez enerjisi ile objektifimiz karşısında şekilden sekile giriyordu. Elbisesinin üzerinde Elvis Presley, James Dean ve Marilyn Monroe’nun küçük resimleri duruyordu. İlk kez çok konuşmak istediğini söylüyordu ve şöyle başlıyordu söze:



«On bir yıldır müzikteyim. Bugüne kadar pek çok şeyin öncülüğünü yaptım. Sahneye herkes tuvaletle çıkarken, ben pantolonla çıktım. Kalıp gibi spreyli saclar modası yaratılırken, ben sahneye dağınık çıktım. Herkes sahneye çakılıp, hareketsiz dururken, ben sahnelerde pinpon topu gibi yerimde duramıyordum. Ben İngilizce parçalar söylerken, bazı sözüm ona ‘Ağırbaşlı sanatçılar’, ‘Aaa, Türkçe söylemek varken!..’ diye söze başlarlardı. Oysa şimdi bu kişiler yarım yamalak İngilizce ile, beceremeyecekleri işi yapmaya çalışıyorlar. Çok gülüyorum hallerine…»

Füsun Önal yerinde duramıyordu. Sürekli anlatmak, içindekileri bir çırpıda boşaltmak istiyordu.



«Ben her zaman genç kalacağım. Yaşım ne olursa olsun, gönlüm genç benim. Ben söylediğim şarkılarla, danslarımla ve makyajsız halimle hep genç kalacağım. İnsan nasıl yaşarsa öyle düşünür. Ben rock and roll hastasıyım… Bu nedenle istesem de başka türlü olamam…»

Füsun Önal bir süre susuyor. Sonra, «Çatır çatır çatlasınlar» diyor ve sürdürüyor konuşmasını:

«Artık benim bir yuvam ve bana bakan bir kocam var. Maddi hiçbir sıkıntım yok. Pek çok sanatçı gibi, ben çalışıp, kocama bakmıyorum. Tekrar sahnelere döneceğim. Hem de dört dörtlük bir showla. Para sorunum olmadığı için de rahat rahat dilediğimi yapacağım. Ben para için seyirciyi aldatmak istemiyorum. Bazı gazinolarda çalışan sanatçılar var. Bunların da belirli müşterileri vardır. Her gece hep aynı kişiler gelip belirli sayıdaki masaları doldururlar. Böyle sanat, böyle sanatçı olur mu hiç?..»



Mutlu olduğu Füsun Önal’ın gözlerinden okunuyordu. Sanatçı sözlerini şöyle noktalıyor:

«Kafamdakileri yapmak istiyorum ama, fırsatını bulabilirsem tabii. Yapamazsam, ‘Bir Füsun vardı, çabaladı durdu…’ diye anımsarlar beni. Ancak dedim ya, para için seyirciyi aldatamam ben…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-30-sayisi)

26.11.2020 11:01

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar