Menü

Futbolun Evliyası Muzaffer Sipahi

Ona futbolun «Evliya»sı deniyordu. Ona futbolun «Efendi»si deniyordu. Ona futbolun «Tam profesyonel»i deniyordu. Bu sözcükler takım arkadaşları yanında antrenörleri tarafından da kendine yakıştırılmıştı. Ve böylesine açık tanım yapıldığında kimden söz ettiğimiz açıkça ortaya çıkardı…



Adı Muzaffer Sipahi… Görevi Galatasaray futbol takımı kaptanı. İşi profesyonellik. 1958 yılında Ankara Demirspor’da futbola «Merhaba» demişti. Bir yıl sonra Eskişehir Şekerspor’a gidişi ve yeniden Demirspor’a dönüşü vardı. Bundan tam 10 yıl sonra 1968 yılı, yeni futbol serüveninin başlangıcı olmuş ve böylece Galatasaray’la kucaklaşmıştı. O günden bugüne, ne görev verildiyse yapmış, kim ne derse elinden geldiğince ona uymuştu. Ama artık kararlıydı. Futbolu bırakacak ve ondan tüm kopmamak için antrenör olacaktı.

BİR KOLTUKTA BEŞ KARPUZ

Eskilerin deyimiyle Muzaffer bu günlerde «Bir koltukta iki değil, beş karpuz» taşımaya çalışıyordu. İngilizcesi iyiydi. Antrenmanlarda arkadaşlarına rahatlıkla tercümanlık yapabiliyordu. Futbolculuğu başarı içinde sürüyordu. Öğrenciliği vardı. Bildiği İngilizce ile yetinmiyor antrenörlük için gideceği İngiltere’ye hazırlık olmak üzere özel okulda yeni dersler alıyordu.



Ve Muzaffer bu doğrultuda kendini kısaca şöyle tanımlıyor: «33 yaşındayım. Bugüne dek 27 kez milli formayı giydim. Başarılarımı aileme ve prensiplerimden fedakarlık yapmamama borçluyum.»

DOKUZDA SÖNEN IŞIKLAR

Ebru ve Burak adında iki çocuğu olan Muzaffer’in aile yaşamı bütün futbolculara örnek verilecek şekildeydi. Günlük işlerini tamamlayan Muzaffer’in, dışarda oyalandığını söyleyen kimse çıkamazdı. Evine gelir, eşi ve çocuğuyla biraz «Hoş-beş» den sonra saat 9, en geç 10’da ışıklar sönerdi. Muzaffer’in deyimine göre, futbol hayatını uzun süre devam ettirecek olanların öncelikle uyku saatlerine dikkat etmeleri gerekirdi. Çünkü sabah 10’da idmanda olmak için en azından 7.30’da kalkmak gerekiyordu. Ve işte Muzaffer’in bir günlük yaşantısı buydu.



SARI KART BİLE GÖRMEMİŞ

Efendi sözcüğü kendine takıldığında bunu hakettiğinin araştırması olmazdı. Çünkü bugüne dek sarı kart bile görmemesi bunun en belirli örneğiydi. Ama Muzaffer’in unutamadığı bir anısı vardı. Sahada ceza almayan Muzaffer, suçlu sandalyesine oturtulmuştu. Ve bu olay geçen sezon Boluspor maçında meydana gelen olayların acı sonucuydu. Sonunda iş açığa çıkmış ve efendilik damgası yine Muzaffer’de kalmıştı.



Her şeyi hesaplıydı. Bugüne dek 46.080 dakika lig maçı oynadığını bile kesinlikle söyleyebilmişti. Bunun yanında Galatasaray’ın dört şampiyonlukla kucaklaşması, unutamadığı mutlu olaylardan en büyüğüydü.

Evet sahalarda sarı kart görmeyen Muzaffer bu mevsim sonunda kendi kendine «Kırmızı kart»ı gösterecek ve antrenörlüğe dönüşüm yapacaktı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-33-sayisi)

19.01.2021 00:32

Kategoriler:   Spor

Yorumlar