Menü

Galatasaray’ın Altın Ayakları

TARAFTARLARININ «Altın ayaklar» deyimini kullandıkları Engin – Mustafa İkilisine bu mevsim sporseverler tarafından «flaş adam» gözü ile bakıladursun, Türk Futbolu’nun «Taçsız Kralı» şimdiki Galatasaray Genel Kaptanı Metin Oktay, bu iki futbolcunun daha «çok pişmelerinin» gerektiğini belirterek düşüncelerini şöyle dile getiriyordu..



«Yaşlarına göre ikisi de büyük futbolcu.. Engin hızlı, çalışkan, güçlü ama, son hareketi yapmakta güçlük çekiyor. Şu anda öğrenmesi gereken çok şey var. Tecrübe eksikliği ve yaşının küçük olması bize çok umut veriyor. Daha çok çalışırsa büyük futbolcu olur.. Kafasını kullanırsa hedefe çabuk varabilir.. Mustafa ise teknik olarak kuvvetli, fakat fizik yapısı ise zayıf. İkili mücadelelerde top kaybetmesi fizik yapısının noksanlığından ve Engin gibi tecrübesiz oluşundan doğmaktadır. Her ikisinden de çok şeyler bekliyoruz…»



ENGİN’İN ÖYKÜSÜ..

1956 yılı eylül ayının 15’inde Fındıkzade’de doğan ve ilk kez mahalle aralarındaki arnavut kaldırımı sokaklarda arkadaşları ile kurdukları «Yıldırımspor» takımında oynayan Engin’i daha sonraları iş dönüşlerinde dikkatini çeken dayısı Bedri, elinden tutup Davutpaşa’ya götürür.. Yaşı henüz 15 olmasına rağmen büyük hazineyi keşfeden o günün antrenörü Rıdvan, hemen lisans çıkartarak iki maç gençler, 1,5 yıl ise A takımı formasını teslim eder Engin Verel’e..

Ve bundan sonra bugüne dek 8 kez genç, 2 kez ümit ve 1 kez A milli olan Engin’in futbol öyküsü başlar… İlk kez milli forma ile Almanya’da yapılan Gençler Turnuvası’nda tanışan ve daha sonra Fahri Somer’in gayreti ile Galatasaray’a gelen Engin, en büyük ahisinin Milli Takım’da oynayacağı gün duyduğu sevinç olduğunu belirtiyor ve bunu şöyle dile getiriyor: «A milli takıma çağrıldığım gün çok sevindim. Ama Sofya’ya gideceğimi sanmıyordum. Çünkü en genci bendim. Ama gittim. Bu kez oynayacağımı sanmıyordum. Maç günü yanıma Fenerbahçeli Selahattin geldi.. Heyecanlı heyecanlı «Müjde» istedi. Oynayacakmışım. Ziya Ahi’den duymuş.. İnanmadım. Meğer doğru söylüyormuş.»



GALATASARAY YERİNE GEBZESPOR..

Engin’in Galatasaray’a gelişi de maceralıydı. Amatör olarak Davutpaşa’dan Galatasaray’a geçemeyeceğinden görünüş olarak Gebze’ye gitmişti. Galatasaray’da lisansının çıkması ancak 6 ay sonra olabilmişti. Bundan sonra ise Engin’in Sarı-Kırmızılı yuvada yükselmesi başladı. Şu anda B. Mehmet, Cemil, eski şöhretlerden ise Nedim, Metin ve Çan’ı beğenen, Türkiye dışında İtalya’da top oynamak eğiliminde olan Engin’in özel tutkuları şöyle… Hızlı futbolu gibi hızlı konuşuyor.. Hızlı araba kullanmak ve pop müziği dinlemenin ötesinde boş vakitlerini ders çalışmakla geçiriyor.. Çünkü şu sıralarda bütünleme imtihanlarına hazırlanan Engin, derslerini verebilirse Lise son sınıfa geçecek. Liseyi bitirince ise Gazetecilik Enstitüsü’ne gitmek niyetinde. Engin şimdilik «kadın» konusunu düşünmemekle beraber, romantik ve kumral tiplerden hoşlandığını saklamıyor.



MUSTAFA’NIN ÖYKÜSÜ..

Engin’le olduğu zaman, daha etkili futbol sergileyen Mustafa’nın öyküsü ise şöyle: Zeynep ve Bayram Ali çiftinin ortanca çocukları olan Mustafa 1955 yılında İzmir’de doğmuş. Futbola olan aşırı tutkusu ve büyüklerinin «Sen iyi futbolcu olacaksın» sözleri sonunda lise birinci sınıfında ders kitaplarını kapatan Mustafa, 1970 yılında İzmirspor’a alınacak futbolcular için düzenlenen turnuvada kendi deyimi ile «Atamadığı gol ile takımı Beşyol’u şampiyonluktan etmesine rağmen» apar topar kadroya alınır. 15 bin lira karşılığında 3 yıl İzmirspor formasını giyer. Bugüne dek 12 kez Genç, 1 kez Amatör ve 1 kez de Ümit Milli olan Mustafa aşırı heyecanı yüzünden kendine göre istenileni verememekten kaygılı. Eskiden var olan yaratıcı gücünü, büyük takımın havası ve tecrübe eksikliği yüzünden kaybettiğini belirtiyor.



Futbolun dışında aşırı zevkleri olmayan Mustafa’nın en büyük tutkusu boş zamanlarında annesi ile gezmek ve en büyük ideali ise Milli Takım’da oynamak…

Bu arada her iki futbolcu ortak yönlerini dile getiriyorlardı. «Biz gözümüzü Galatasaray’da açtık. Bunu futbol oynadığımız sürece aynı yerde devam ettireceğiz. Başka bir kulüp düşünmüyoruz.»

Dileğimiz odur ki, futbolumuzun çok şeyler beklediği Engin ve Mustafa’nın bildikleri hatalarını en kısa zamanda gidermeleri ve büyüklerin deyimi olan «çok fırın ekmeği» en kısa zamanda yemeleridir…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-24-sayisi)

02.03.2021 01:56

Kategoriler:   Spor

Yorumlar