Menü

Genç Milli Takım’a Nasıl Kazandırabiliriz?

FUTBOL Federasyonu bünyesinde oluşan Eğitim Müdürlüğünün başlıca amacı, eğitim yolu ile «Türk futbol standardını» en üst düzeye çıkartmak ve Türk gencinin karakterine en uygun bir biçimde uygulayabileceği bir modern futbol ekolünü kurmaktı.

İşte bu yönden hareket edilmiş; bir süre önce 42 genç futbolcu, Ödemiş’in Gölcük yaylasında kampa alınmıştı. Yurdun her yanından seçilen bu gençler üç hafta süren kampta öncelikle sağlık incelemesinden geçirilmişlerdi. Bu test sonuçlarına göre elde edilen çalışma programı şöyle saptanmıştı: Teknik, taktik, güç geliştirme, futbol oyun kurallarının öğrenimi, görgü, filmle eğitim, yüzme ve çeşitli sosyal çalışmalar…



Bilinçli bir düzeyde giden bu çalışmaları yöneten ve yürütenler şunlardı: Eğitim Dairesi Başkanı Sahir Gürkan, antrenör Atilla Elmas, Zeynel Soyuer, Doğan Andaç, Çetin Güler, Bekir Sinanoğlu, Seçil Kutay, Teoman Yamanlar…

Gölcükte’ki kamp üç hafta sürmüştü… Bu üç hafta sonunda 42 gençten 6’sı kadro dışı kalmış, 12 ağustosta Ankara’da açılan Genç Milli takım hazırlık kampına 36 genç futbolcu katılmıştı. Bunların dış karşılaşma yapmaları, yani görgülerinin arttırılması gerekiyordu. Yaşları daha büyük olanlar 23 ağustosta Romanya’da yapılacak bir turnuvaya katılacaklardı. Daha küçükler ise 3 eylülde Bulgaristan’da yapılacak turnuvada oynayacaklardı. Görünüşte herşey imrenilesi, umut verici, sevindiriciydi.



İşte burada biraz olsun durmak ve gerçeklere eğilmek gerekiyordu. Bundan dört yıl önce de yine böylesine bilinçli düzenin kurulduğu ve ortaya «Taş gibi» bir takımın çıktığı gerçekti. Gündüz Tekin Onay, daha sonra Necdet Niş aynı koşullara gelip çalışmışlar ve Asburg’da yapılan Uluslararası bir turnuvadan kupalarla dönmüşlerdi. Başarı ortadaydı… Ne var ki «Alaturkalığa» dönüşüm başlamıştı. O zaman görevde olanların bu başarısının başka başka kişilere maledilmesi gerekiyordu. Bu yönden hareket edenler antrenöre gerekli ücreti vermemeyi amaç edinmişler, genç takım düzeni için plan ve program hazırlayanların dış karşılaşma isteklerini «Mali olanaksızlıklar» nedeniyle geri çevirmişlerdi. Bu sırada istifalar birbirini kovalamış ve meydan boş kalmıştı.



EVLİYA ÇELEBİ ÖRNEĞİ

Mali olanaksızlıklar nedeniyle istekleri geri çevirenler daha sonra «gelsin dış maç» demişlerdi. Önce Bulgaristan’da kalemize giren 7 golün ardından sonunculuk yerine çakılındiği görülmüş, sonra İsveç’de daha kötü olaylar doğmuştu.

İşte bu üzücü ve ürkütücü durum nedeniyle, işe yeniden sarırınmıştı. Daha doğrusu, uzaktan bakınca öyle görünüyordu. Hem de bu kez, bir değil, bir kaç antrenöre birden görev verilmişti. İyi ama, acaba «Paramız yok» diyenler bu antrenörlerin maaşlarını acaba hangi kitaba uydurarak vereceklerdi? Diyelim ki para vardı. O zaman bu antrenörlerin hangi ölçülerle seçildiklerine gerçekçi bir cevap bulmak gerekiyordu. Genç takım yetiştirme işi çok nazikti. Antrenörlerin genç takım konusunda iyi «Psikolog» olmaları gerekliydi. Bu da yetmezdi. Pedagojiyi iyi bilmeli, öğreticilik yetenekleri çok üstün olmalıydı. Oysa Doğan Andaç daha büyük yaştaki oyuncuları çalıştıran bir antrenördü. Çetin Güler ise bir süre Ankara Genç karmasını çalıştırmıştı.



Yine aynı şey olacaktı ve bunu şu anda görevde bulunanlar da açıklamaktan kaçınmamışlardı. Bu gençler yetiştirilmeye uğraşılacak, sonunda ise kulüpler tarafından tek tek kapılacaktı. Sonra iş yine bilinçli bir düzenden çıkacak, bu arada görülmeyip kenarda köşede kalanlar gidişten paylarını alamayarak belki de kaybolup gideceklerdi…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-25-sayisi)

20.01.2021 00:02

Kategoriler:   Spor

Yorumlar