Menü

Gina Lollobrigida ile Çok Özel

Gina  LollobrigidaSonbahar mevsiminde akşam karanlığı çarçabuk bastırıveriyor. Roma’daki Via Appia Antica caddesinde sokak lambaları bulunmadığı için burası diğer caddelerden daha da karanlık oluyor. Bir taraftan karanlık, diğer taraftan trafiğin seyrek oluşu bu caddeyi bir aşıklar yolu haline getirmiş. Fakat caddenin sakinleri ne sokağın karanlığına aldırırlar, ne de kaldırımlarında kol kola, yanak yanağa dolaşıp geleceğe ait planlar kuran aşıklara. Göğe doğru yükselen kaim duvarların arkasındaki demir kapılı villalarında kendilerine apayrı birer dünya, kurmuşlardır. Via Appia Antica’nın sakinleriyle konuşabilmek için bu duvarların ötesine geçmek gerekir ki, bu da her kula nasip ölmez…

İşte bu karanlık sonbahar akşamı ben de Via Appia Antica’dayım. 223 numaralı vilaya gidip sahibesiyle konuşacağım. Başka meslektaşlarım gibi eve izinsiz girmeyi düşünmediğim için gayet rahatım. Villanın bahçesinde üzerime köpeklerin saldırmasından, uşakların beni karga tulumba dışarı atmalarından da korkum yok. Villanın sahibesi beni bekliyor çünkü. Karşılık oturup dereden – tepeden konuşacağız, iş durumunu inceleyeceğiz, özel hayatı hakkında ona sorular soracağım. Yıllarca önce kurulan dostluğumuz, her şeye rağmen bozulmadı. Birbirimizi belki o kadar sık göremiyoruz, ama sinema dünyasının kırk yaşındaki seks kraliçesi Gina Lollobrigida’nın beni hararetle karşılayacağından hiç şüphem yok.

Gerçekten de Gina beni sevinçle karşıladı. İçkilerimizi yudumlarken, yıldızın dertlerini biraz deşmek istedim. Eh ne de olsa yaşı kırkı bulmuştu. Bir sürü genç yıldız adayının filim çevirmek için sıra beklediği bir zamanca, filimcilerin Gina’ya iş vermeleri şüpheliydi. Yıldıza son filimlerinin eskileri kadar beğen ilmediğin! hatırlattığım zaman, omuzlarını silkti:

Gina  Lollobrigida  Çok Özel– «Filimlerim beğenilmese de önemi yok, bütün dünya benimle meşgul oluyor. Her gittiğim yerde tezahüratla karşılanıyorum. Eskiden filimlerim beğenilirdi, ama bu kadar fazla rağbet görmezdim. Bundan sonra çevireceğim filimlerin daha fazla ilgi toplayacağına inanıyorum. Zaten bundan sonra hiç filim çevirmesem de elimdeki servet bana boi bol yeter.»

– «Yeni seks kraliçeleri arasında biraz modası geçmiş bir yıldız olduğun aklına hiç gelmiyor mu?» dedim. Güldü, «Ne münasebet?» diye cevap verdi. Hem son filimlerde hiç de öyle modası geçmiş denecek kıyafetlerle seyircinin karşısına çıkmıyorum. Eskiden bir seks kraliçesi olarak tanınmama rağmen daima kamera karşısına giyimli kuşamlı çıkardım. Şimdi ise seks kraliçeliğinin tam hakkını vermek istiyorum. Yani çevireceğim filimlerin aşk sahneleri eskilerinden daha hareketli olacak. Giyimim, bir seks kraliçesine yakışacak şeklide olacak. Kısacası filimlerimde seyircinin karşısına sık sık çıplak çıkacağım.»

Gina Lollobrigida bunları anlatırken önemli bir iş anlaşması yapmış dünyaca tanınmış bir iş adamı edasıyle konuşuyordu. Yıldızın bu hali garibime gitmedi dersem yalan söylemiş olurum. Zira ben Gina’yı kocasından boşanmış, sinemada şöhretini kaybetmeye yüz tutmuş, üstelik gençliğini geride bırakmış, kederli, yalnızlık korkusu içinde çırpınan bir kadın olarak göreceğimi sanmıştım ama, yanılmışım.

Gina  Lollobrigida İle ÖzelÜnlü yıldızın kendinden öylesine emin bir hali vardı ki, karşısına çıkacak düşmanlar bile onun bu halini görünce mutlaka irkilecekler, planlarını, programlarını değiştirmek zorunda kalacaklardı.

Bir ara, «Milko’yu gerçekten çok sevmiştim,» dedi, «Ama o zamanlar toy bir genç kızdım. Sevdiğim erkek uğruna her türlü fedakarlığa katlanmaya hazırdım. Bugün bir kimseye aşık olsam, aynı budalalığı katiyen yapmam, mesleğimi ön planda tutarım. Fakat insan gençliğinde çok daha başka türlü düşünüyor.»

Gina Lollobrigida, işleri yolunda giden, ilerisi için büyük projeler hazırlayan, kimsenin yardımına muhtaç olmadan her türlü derdini kendi kendine halletmeye hazır olan, ümit ve enerji dolu bir kadındı. Maddi bakımdan hiç bir şekilde endişe duymaması, ona cesaret de vermişti. Fakat kocası Milko Skofic’in onu terketmesi her halde Gina’nın kalbini adamakıllı yaralamıştı. Bundan sonra yeniden evlenip kendine bir hayat kurmak istiyor muydu acaba? Yoksa eşinden ayrılmanın üzüntüsü genç kadını evlenmeye tövbe mi ettirmişti. Bu koskoca evde bir genç kadın yapayalnız yaşamaya ne kadar zaman dayanabilirdi. Yıldıza bu konuyu açınca, «Hayatımda kendimi şimdiki kadar hiç mutlu hissetmemiştim,» dedi. «Yalnızlık lafını da nereden çıkarıyorsun? İstediğim anda, istediğim kimseyle gezebilirim. Hatta evlenebilirim de. Fakat evimin tek hakimi olmak bana yetiyor. Oğlum Milketto’nun bana verdiği sonsuz saadeti hangi erkek bana verebilir? Sahte sevgi gösterileriyle huzurumu bozmak istemiyorum…» Oğlu onun her şeyiydi. Bu, sözlerinden de «Milketto» derken gözlerinin ışıl ışıl yanmasından da açıkça belli oluyordu. «Şimdi benim bir tek düşüncem var,» diyordu. «Milketto’yu mesut etmek, onu dilediğim şekilde yetiştirmek.»

Gina’nın bu sözlerini dinledikten sonra şöyle bir etrafıma bakındım. Bu koskocaman villada Gina kendi hayatını yaşıyordu. Hayatından hiç şikayetçi değildi ve üstelik kendini her zamankinden daha mutlu hissediyordu. Meslek hayatında da kendine yeni bir yön vermişti ve bu yönün onu mutlaka başarıya ulaştıracağından emindi. Eh hal böyle olduktan sonra manasız sorularla bu ünlü yıldızın mutluluğuna gölge düşürmeye ne lüzum vardı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-46-sayisi)

04.08.2019 15:40

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar