Menü

Göçmen Kuşlar

GÖÇMEN KUŞLAR

ALİ RIZA BİNBOĞA (ART YAPIM)

”Sevgili Eşime” diye öncelikle türkülerini çiçeği burnundaki eşine sundu Ali Rıza Binboğa. Belki o da ilk kez dinlediği zaman “Niçin bunca zamandır böylesine güzel, yanık folklorik sesin böylesine türkülerin varken pop müzikte kalmakta ısrar ettin” demiştir benim gibi… Toplu İğne Yarışması’nda ilk kez adını geniş kitlelere duyuran Ali Rıza Binboğa 10 yıllık müzikal geçmişinde belki en akıllı çalışmasını yaptı. Vibrasyonu oldukça zengin sesiyle Türk Pop Müziği’nde belli bir tarz sahibi olmasına rağmen ne yazık ki hak ettiği zirveyi bulamayan Ali Rıza Binboğa Bağdat’a kadar giden yanlış hesabından döndü. Neyse zararın neresinden dönülse kardır diyorum ve Anadolu’nun bağrından çıkan gerçek bir sanatçının yeniden doğuşunu müjdeliyorum sizlere. Esin Engin’le uzun süreli bir çalışmadan sonra birbirinden güzel ezgileri modern orkestrasyonlarla seslendirerek türkülerimize “Çağdaş” sıfatını rahmetli Ruhi Su’dan, Zülfü Livaneli’nden, Rahmi Saltuk’tan, Selda’dan sonra bir kez daha kazandıran Ali Rıza Binboğa’nın uzunçaları gerçekten dinlenmesi gereken bir yapıt.



Ne var ki Ali Rıza Binboğa’nın “Yarınlar Bizim”, “İlköğretmen” ve ”Türkiyemin Kızları” adını taşıyan “Hit”lerinden sonraki dönüşünde dostça uyarmak gereksinimini hissettiğim bazı noktalar yok değil. İlk dinleyişte kendine has rengi ve vibrasyonu olan sesiyle farklı kılınmasına rağmen türkülerin orkestrasyonlarıyla zirvedeki diğer çağdaş ozanları anımsattırmaktan kurtulamıyor Ali Rıza Binboga. Yapıtlara düşen bu gölgenin bence Binboğa’dan kaynaklandığı mutlak. Çünkü yıllardır derin bir gözlem ve inceleme içinde olan sanatçının diğer meslektaşlarının etkisi altında kalması çok normal. Ama bundan sonraki türkülerinde kulağımıza hoş gelmeyen çağrışımların olmayacağına inanıyorum. Son bir dost uyarısı da türkülerin genelinde olan nakaratların tekrarı “Vay vay”, “Bana bana”, “Oy oy”, “Beni beni” gibi nakaratların son dizelerindeki uzatmalar bir hayli abartmalı. Eğer yeni türkülerinde “Türkiyemin Kızları” gibi abartmasız bir yorum çıkarsaydı şüphesiz Binboğa’yı daha kuvvetli alkışlayacaktım. Tıpkı Kayseri şivesiyle Azeri türkü okumaya çalışmasında ellerimin buz kestiği gibi… Allah’tan Esin Engin’in soyoğacından kaynaklanan Kırım müziğini tanıması, bilmesi özgün enstrümanların bilinçli çalınmasıyla bir güzellik ortaya çıkarmış ki Binboğa’nın Kayseri şivesiyle beceremediği Azeri lehçe kulaga pek fazla batmıyor.



Gelelim mutlaka dinlemenizi istediğim “Göçmen Kuşlar” adlı uzunçaları ve aynı adı taşıyan yasal kasetinin türkülerini sırayla tanıtmaya… Hayli şirin ve tekrarlarıyla akılda kalıcı bir ezgisi olan “Bize Lokman Hekim Gerek”te “Bana bana” tekrarlarıyla hüzünü isyana dönüştüren “Göçmen Kuşlar”da Anadolu’daki cinsel bilgisizlikle becerisizlikle ezilen bahtsız gelinleri anlatan “Ayno” da ve daha batılı bir çalışma olan “Dönsene Bana”da Ali Rıza Binboğa’yı şair, besteci ve yorumcu olarak dinleyip alkışladım. Musa Eroglu’nun derlediği “Bağışla Sevgilim” Aşık Mahsuni Şerif’in “Sarhoş”u, Feyzullah Çınar’ın uzun havası “Ne Mümkün Sevgilim”de Binboğa’nın türkü dünyasına dönmesinde ne denli isabet ettiğine bir kez daha İnandım. “Türkiyemin Kızları”nı ise tanıtmaya gerek görmüyorum. Keza anonim bir azeri türkü olan “Telefon Telinde”yi de…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-5-sayisi/)

17.11.2020 21:12

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar