Menü

Göksel Arsoy’un Yeni Mesleği

1960 yılının Göksel Arsoy’unu düşünün. Şan, şeref şöhret… Hiç unutmam o günlerde bir gün Pangaltı’daki İnci sinemasında «Satın Alınan Adam» filminin galasına gelmişti. Orada ne kadar genç kız ve erkek varsa üzerine üşüşmüşler, elbiselerini, gömleğini, kravatını parça parça yapmışlar, adeta Göksel’i salonun ortasında yarı çıplak bırakmışlardı.

Göksel Arsoy'un Yeni MesleğiGene bir gün Suadiye taraflarında bulunan sete gitmiştim. «Billur Köşk» filmi çekiliyordu. O yılların «ideal çift» i oldukları için gene Belgin Doruk ile birlikte oynuyordu. Set bir anda mahallenin kadınlarının, Kızlarının istilasına uğramış, zavallı Göksel’ciğin ne üstü, ne de başı kalmıştı. Yanılmıyorsam bu yüzden filmin çekimi bile ertelenmişti.

Bir defasında da Tarabya’da kadınlar Göksel’in otomobilinin önünü kesmişler, otomobilinin içinden onu zorla dışarı çıkararak imzalı resim almışlar, hatıra olsun diye de gene üstünü başını parçalamışlardı. O yıllarda Göksel Arsoy hayranlarının korkusundan dışarı çıkamaz, herkes gibi, lokantada oturup canının istediği yemeği yiyemezdi. Kadınların, kızların sevgilisiydi o. Türkiye’de hiç bir jönün Göksel kadar geniş bir hayran kitlesine sahip olmadığı bugün bile sinema muhitlerinde hala söylenir durur.

Sonra birdenbire Göksel Arsoy’un yıldızı sönüverdi. Galiba askerlik yıkmıştı Göksel’i. «Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş,» derler. Paylaşılmayan, herkesin görmek için birbirini çiğnediği Göksel kayboldu, öğretmenlik yaptığı Konya’da unutuldu. O yıllarda yeni jönlerin sinema alemine girmesi, hepsinin kabiliyetli gençler olması ve Yeşilçam‘ın bir süre için «romantik» filimlere «paydos» demesi, Göksel’in şöhretinin sönmesinin başlıca sebepleriydi.

Göksel Arsoy'un Yeni MesleğiNihayet Göksel’in askerliği bitti. Tekrar Yeşilçam’a geri geldiğinde her şey o kadar değişmişti ki… Yeniler ortalığı doldurmuşlardı. Filminde oynatmak için peşinden koşan filim yapımcıları ondan köşe bucak kaçıyorlar, sokakta rastladıkları zaman kaldırım değiştiriyorlardı. Eski günler, 60, 70 bin liraların alındığı günler çok, ama çok geride kalmıştı.

Göksel’i o günlerde bir ölüm – kalım savaşında görüyoruz. Avantür modasına uyup «altın çocuk» serisine başlaması bu savaşın bir bölümüdür. O güne kadar filimlerinde sadece genç kızları sevgilisine kavuşamadığı için göz yaşına boğmuş olan Göksel, artık eline ölüm saçan uzun namlulu tabancasını almış, gangster avına çıkmıştır. Çıkmıştır ama, gene de «Altın Çocuk» Göksel, 1960 yılının Göksel’inin gölgesi olmaktan öteye gidememiştir. Kısacası «Altın Çocuk» Göksel, «genç kızların sevgilisi» Göksel’i diriitememiştir.

Bütün bunları neden yazdığımızı merak edebilirsiniz. Doğrusu biz de pek bilmiyoruz. Geçen gün sahnede şarkı söyleyen Göksel’i dinlerken şöyle aklımızdan geçiverdi. Tıpkı bir filim şeridi gibi.

Göksel Arsoy'un Yeni MesleğiGöksel sahnede amcası Yesari Asım Arsoy’un «Biz Heybeli’de her gece» şarkısını okuyor. Sesi tatlı. Sahnedeki davranışları olgun. Üzerinde siyah bir sahne elbisesi var. Uzun sahnede bir oraya, bir buraya kayıyor. Mikrofonu koltuğunun altına sıkıştırıp alkış tutuyor, sağa sola öpücükler yağdırıyor.

Kadınlar matinesi bir alem olur zaten. Nasıl erkekler Mithatpaşa, Ali Sami Yen, Şeref stadlarında kendi takımlarına «Yuh», «Ah», «Of» sesleri arasında tezahürat yapar, yeri göğü inletirlerse, kadınlar, kızlar da bu matinede Göksel Arsoy’un söylediği şarkılarla coşuyorlar, çığlıklar atıyorlar, alkış tutuyorlar, hatta bazıları sahneye bile fırlayıp usta dansözlere taş çıkarırcasına «çiftetelli» oynuyorlar. O, amcasının «Açmazsan eğer» şarkısını okurken iki bine yaklaşan hanım hayranı da, «Göksel… Göksel… Göksel…» diye tezahürat yapıyorlar. Yukarıda da söyledik ya… Tıpkı stadyumlarda olduğu gibi…

Program bitti. Gazino yıkılıyor sanki. Çığlıklar, feryatlar, alkışlar… Göksel’in sahnenin arkasındaki küçük odasına geçtik. Sırılsıklam ter içinde. Elindeki havlu ile terlerini silerken bir yandan da bizimle konuşuyor…

GÖKSEL VE YENİ KARARLAR

Göksel Arsoy'un Yeni Mesleği– «Sahne benim için yepyeni bir merhale oldu. Bu kadar tutulacağımı tahmin etmezdim. Az önce yapılan tezahüratı gördünüz. Gene kadınlar, kızlar etrafımda …Sahne bana eski şöhretimi sağladı. Ben de hayranlarımın arzusuna uyup tekrar romantik rollere çıkacağım. Daha beş, altı ay öncesine kadar yüzüme bakmayan prodüktörler, şimdi etrafımda fır fır dönüyorlar. Dünya bu… Artık eski Göksel değilim. Kendime bir politika çizdim. Hiç bir kuvvet beni o politikanın dışına çıkaramayacak.»

Bunlar Göksel’in sözleriydi. Sahnedeki başarısına, halkın tezahüratına, kendi söylediğine göre prodüktörlerin etrafında fır fır dönmelerine bakılırsa sekiz yıl öncesinin tek jönü eski günlerini tekrar yakalamak yolunda. Netice olarak yazımızı şöyle bitirelim: Göksel son dört yıl içinde kaybettiği şöhretini mikrofon sayesinde tekrar ele geçirdi. Ancak romantik rollere döndüğü zaman bu başarısı devam edecek mi, yoksa sahnedeki başarısı kısa süren tatlı bir hatıra olarak mı kalacak? Şimdilik burası meçhul. Konuşmak erken. Bekleyelim bakalım.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-39-sayisi)

01.09.2015 10:20

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 14:02

    Eylül Arif

    adam herşeye el attı
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 17:01

    NUR HAYAT YÜZEN

    yakışıklılığı takdire şayandı gerçekten :D
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 17:02

    SALİHA CAN

    filmlerini heyecanla izlerdik ne yakısıklı adamdı :)