Menü

Gönül Yazar Bir Günde Tutuldu

GÖNÜL Yazar… Türk sanat aleminin en renkli kişilerinden biri… Küçücük yaşında atıldığı sanat aleminde, sesiyle, giyimiyle olduğu kadar aşkları ile de ilgi çekmiş… Aşklar derken yanlış anlaşılmasın. Gönül Yazar hayatı boyunca hep gerçek aşkı aramış, kendi tabiri ile sırılsıklam aşık olmanın zevkini yaşamış…

«Aşksız bir beraberliğe asla dayanamam. Seveceğim erkek kişilik sahibi olmalı, yakışıklı olmalı, beni gerçekten sevmeli. Tek taraflı sevgi dayanılmaz bir şey ve ben uzun süreceğine inanmıyorum» diyor.

Gönül Yazar, hep evlenip, evinin kadını olmayı düşlemiş bir insan… Onun sahnedeki rahatlığını, kazancını görenler buna inanmak istemiyorlar. Ama sanatçı hep ev kadını olmak istemiş, kader onu sanat dünyasının tepesinde tutmuş.

«Taş Bebek» diye de ünlü Gönül Yazar’ın eline beş yıldır Vural Öger’den başkasının eli değmiyor. Gazete haberlerini, kendisi hakkında yazılanları telaşla okuyan bir kadın haline gelmiş sanatçı… Eğer asılsız bir haber çıkarsa omuz silkemiyor. Sevdiği erkek üzülür diye içi titriyor… Uzun bir süre basından kaçar hale gelmiş… Sırf yakaladığı mutluluğu kaybetmesin diye.

Bu aşk nasıl başlamış? Bir işadamı olan Vural Öger ile Gönül Yazar, yıllar yılı çeşitli toplantılarda karşılaşmışlar, birçok defa aynı masada oturmuşlar. Uzun boylu, saygılı, kültürlü bir erkekmiş Vural Öger… Gönül Yazar’la da bir sanatçıya gösterilecek saygı içinde ilgilenmiş… Ve Gönül Yazar birkaç yıl tanıdığı ama, samimi olmadığı bu erkeğe aşık olduğunu anlamamış bile… Zaten Vural Öger yılın büyük bir bölümünü sahibi bulunduğu uçak şirketinin işleri için Almanya’da Hamburg’ta geçiriyormuş…

Sonra yazın sıcak, bir gününde İstanbul’un büyük bir otelinde tenis oynamaya giden Gönül Yazar, Vural Öger’e yeniden rastlamış. Ve aralarında meydana gelen bir akım, ikisini birbirine aşık edivermiş…

Bu aşk olayını Gönül Yazar’dan dinleyelim isterseniz:

«Ben içki içmekten pek zevk almam. Et yemediğim gibi içkiden de uzak dururum. Ama arada bir arkadaş hatırı için içki içtiğimden sarhoşluğun ne olduğunu da az çok bilirim. Vural’ı o gün görünce de öyle oldu. Önce selamlaştık. Tenis kıyafeti içinde son derece yakışıklıydı. Bir köşede dostları ile sohbet ediyordu. Ağzında pipo vardı. Daha önce tanıştığımız için bana selam verdi ve yanıma gelip, hatırımı sordu. Birden beni tatlı bir duygu sarıverdi. Başım dönüyordu. Ama sarhoşluğa benzeyen bir dönüştü bu. Sonsuza kadar sürse diye düşündüm. Tenis oynayacağımı söyleyip, yanından uzaklaştım… Aman Tanrım, o utanma nedir bilmeyen, salonu dolduran binlerce kişinin ortasında espri yapıp, şarkı söyleyen ben, mahcup olduğumu hissediyordum. Yürürken arkamdan baktığını farkettim. Ayaklarım birbirine dolaşıyordu. Ve o gün hayatımın en kötü servislerini attım… Maçtan sonra başımı çevirdim ve Vural’ın orada olup olmadığına baktım. Yoktu… Dünya başıma yıkılmış gibi geldi. Üzüntümden gözyaşları boşalıyordu. Bu adama bir anda aşık olmuştum. Eve gidip yatağa kapandım ve hayallere daldım… Yine evlilik hayalleri kurmaya başlamıştım. Zaten ben hep böyle olurdum. Aşık olmak demek, kedi gibi erkeğine sığınıp, onun kanatları altında yaşamak demekti benim için. Tam bir saat hayaller içinde yaşadım ve onun hakkında bildiklerimi hatırlamaya çalıştım. Fakat Vural’la birçok defa karşılaşmama karşılık hakkında çok az şey biliyordum. Çünkü o günden önce bu erkek nedense büyük ölçüde ilgimi çekmemişti.

«Kapım çalınıp yanıma yardımcım geldi ve akşam davetli olduğum yemeği hatırlattı. Ama o ruh durumu içinde bir yemeğe katılamazdım. Gidemeyeceğimi telefonla bildirdim. Hastayım dedim… Gerçekten de kendimi hasta gibi hissediyordum. Gitmedim. Gece yarısı kapının çaldığını duydum. O gece davette bulunan arkadaşlarımın beni görmeye geldiklerini söyledi yardımcım… Gecelikle yanlarına çıkmak istemedim. Zaten uyumuyordum. Üstüme hafif bir şey alıp, aşağı indim. Bir de ne göreyim… Vural yanlarında. O da merak etmiş ve beni ziyarete gelmişler. Ben saç, baş darmadağın, makyajsız bir halde aşık olduğum erkeğin karşısındaydım… insanın başına bundan daha kötü bir şey gelemez herhalde…

«Bir yıl sürekli izledikten sonra bir günde aşık olduğum erkeği daha iyi bir şartta karşılamak ve onu etkilemek isterdim. Ama duruma bakın ki en beklemediğim anda karşıma çıkmıştı. İyi olduğumu görünce kalktılar. Vural elimi biraz uzun sıktı. Gözlerindeki endişe, benim aşkımı üç misli artırdı. Ben sevdiğim erkeğin şefkatli olmasını isteyen kadınlardandım…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-25-sayisi)

19.09.2019 22:06

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar