Menü

Güreşin Gizli Kahramanları

10 Temmuz’da Emirgan koruluğunda kampa giren Güreş Milli Takımımız çalışmalarını bilimsel(!) verilerle sürdürürken güreşçilerimizin Dünya Şampiyonasında «Can ve Emniyeti» ne olabilir sorusu akla gelen ilk düşünce oluyordu. Atom bombasının barışa sırıtarak baktığı gibi, her türlü teknik olanaklarla karşımıza çıkacak olan öteki ülke güreşçilerinin, bizimkilerin bu uysal boynu büküklüğünü «Darülaceze» yardımseverliği ile değerlendireceklerini sanan ve «nasıl olsa bir diş avans alırız» kurnazlığıyla bir süre daha iş başında kalmayı amaçlayarak sürdürülen kamp çalışmaları hiç de umut verici görünümde değildi.



Nasıl ki süngeri andıran kocaman bir tropikal bitki büyük yapraklı ama meyvasız olursa, işte öylesine bir görüntüyle hiç bir şey olmadıklarını saklamaya çalışanlar kimden ne beklediklerini kendileri de bilmiyorlardı. 750 lira aylıklı ve beş çocuklu Mehmet Canbaz sakattı. Alaaddin Yıldırım ve Mehmet Sarı belinden sancılıydılar. Erdal Karakaş sol kolundan şikayetçiydi. Ve bütün bu olumsuzluklar içerisinde kampın üç dertli kişisi yani üç antrenör; Nasuh Akar, Adil Candemir ve Hasan Güngör bir çaresizlik ortamında bocalayıp duruyorlardı. Bir de Turgay Renklikurt vardı ki efekt çalışması yaparak güreşçilerin kendilerine olan güvenlerini yeniden kazanmaları için çaba harcadığını söylüyordu. Böylelikle hoparlör altında seyirci çığlıklarını duyarak çalışacaklar ve bir maç havası içerisinde antrenmanlar yapılacaktı. Hazırlanan program eksiksiz uygulanacak, güreşçiler en iyi şekilde hazırlanacaklardı. Oysa efekt çalışmaları onlara ters geldiği gibi, programlı idmanlar savsaklamalı çalışmalara benzemediği için bir külçe haline geliyorlardı. İki – üç dakikalık çalışmadan sonra nefes nefese kalan bir dolu güreşçinin bir daha aynı «sıkıya» gelmemek için «araziye uymaları» bunun en açık deliliydi.

Üç antrenörün durumu ve sorunları ise bir başka yürekler acısıydı. Sorumluluğu da yükü de ister – istemez omuzlanan Nasuh Akar, Adil Candemir ve Haşan Güngör «İkicami arasında kalmış beynamazların durumundaydılar.

Bunlardan Olimpiyat ve Dünya Şampiyonluğu bulunan 50 yaşındaki 21 yıllık antrenör Nasuh Akar «Pire için yorgan yakılır mı?» felsefesindeydi. Minderlerde 13 yıl güreşen Akar, evli, 6 çocukluydu. Federasyondan aldığı 2000 lira maaşla «Medar-ı maişet motorunu» yürütmeye çalışan Akar «Yozgat’ta arazileri cilan kardeşlerimin yardımı olmasa çoluk – çocuk aç kaldığımızın resmidir.» diyordu.



Tıpkı Akar gibi 21 yıldır antrenörlük yapan Adil Candemir’in maaşı ise 1500 lira idi. Evli ve 4 çocuklu olan Candemir, 15 yıl güreşmiş, 2 kez Olimpiyat, 1 kez Dünya Şampiyonu olmuştu. Hamit Kaplan, Mahmut Atalay, Mehmet Uysal ve Tevfik Kış’a yetiştirdiğini söyleyen Candemir de «Çorum bölgesindeki arazilerimin geliri olmasa, bu maaşla evbark geçindirmek olanaksızdır.» diyordu.

Hasan Güngör’ün durumu ise daha başkaydı. 1 Olimpiyat, bir Dünya, 1 Avrupa birinciliği olan 39 yaşındaki Haşan Güngör 15 yıl güreşmişti ve 7 yıldır antrenördü. Evli ve 4 çocuklu olan Güngör’ün maaşı 1200 liraydı ve Mehmet Güçlü, Mustafa Çakmak, İbrahim Güvenç, Mevlüt Kızılhan’ın yetişmelerine katkısı olmuştu.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-21-sayisi)

23.09.2020 13:10

Kategoriler:   Spor

Yorumlar