Menü

Güreşin Kazananları ve Kaybedenleri

SPORUN her dalında olduğu gibi, güreşi de sosyo – ekonomik açıdan düşünerek, çalışmalarını tepeden tırnağa bu düşüncenin paralelinde, tüm bilimsel yöntemlerle yürüten ülkelerin olanca ağırlıklarıyla boy gösterdikleri minderlerde, Ay-Yıldızlı formanın yerinin görkemli olması, elbette ulusça dilenen bir sonuçtu.



İşte, 15’nci Dünya Serbest Güreş Şampiyonası bu nedenle büyük bir sınavdı. Kuşkusuz, bu sınavda, önceki ezikliğimiz, tükenmişliğimiz, onur kırıcı çaresizliğimiz yoktu. Örneğin Ali Rıza Alan ile Mehmet Uzun, asla küçümsenemeyecek sonuçlarla iki gümüş madalyayı kazanırlarken Mehmet Güçlü ile Vehbi Akdağ da bronz madalyalarıyla şeref kürsüsünde yer almışlardı. Bunlar, şampiyonada, ülkemiz ve ulusumuz adına yazılan «iyi»lerdi. Ve bu «İyi» ler arasında, ilk kez kilo yükselerek kısa süredeki hazırlığı sonunda 68 kilo Dünya dördüncüsü olan Mehmet Sarı’nın da yeri vardı.



Yürek, elbette bu «iyi»lerin daha çok olmasını istiyordu ama, gerçek, yürekle aynı doğrultuda değildi. Çünkü Alaattin Yıldırım’ın, ağırda, Bulgaristan güreşçisiyle yaptığı karşılaşmada kaçan üçüncülük fırsatı her yönüyle «Kötü»ydü. Ne var ki, bu durumun daha beteri, 90 kilodaki Gıyasettin Yılmaz’ın «Çirkin »liğiydi . 36 yaşında bulunmasını, bu yaşta, bu minder «Silindirleri» karşısında tutunamayacağını hiç göz önünde bulundurmadan, seçmede su götürmez biçimde yenildiği Kenan Ege’nin hakkını, teknik sorumluluların da sorumsuzluğu yüzünden yiyerek çıktığı minderde, su götürmez biçimde toz olmuştu. Bu inadın nedeni «Benim için son fırsat. Ola ki bir madalya kaparsam, hemen ardından jübile yapıp 200 bin lirayı cebe indiririm» düşüncesiyle, milli görevi de, Ay- Yıldızlı mayoyu da, kişisel çıkarlar uğruna harcamak durumuna düşmesiydi.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-27-sayisi)

20.01.2021 00:52

Kategoriler:   Spor

Yorumlar