Menü

Güzel Sanatlarda Neler Oluyor

Ferhan Şensoy

“İçimden Tramvay Geçen Şarkı”yı bir cümleden yarattı…

“Biz bugünü daha pembe ummuştuk…”

Şu sıralarda Beyoğlu Küçük Sahne’de geçen sezondan sürdürdükleri “Eşek Arıları” adlı oyunu sahneleyen Ferhan Şensoy ve Ortaoyuncular, yakında yeni bir oyunla izleyici karşısına çıkacak. “İçimden Tramvay Geçen Şarkı” adını taşıyan müzikli oyunda Ferhan Şensoy “Karl Valentin”i tiyatronun yeni transferi Hümeyra “Elizabeth Wellano”yu, yine yeni transfer Beyhan Akbaş “Disiplin Abla”yı, Rasim Öztekin nam-ı diğer Osman “Aptal Simmeri”i ve Grup Gündoğarken de “Musikişinas Vatmanlar”ı canlandırıyor. Dekoru Serap Balaman – Ferhan Şensoy, giysileri Suna Çiftçi hazırladı. Ferhan Şensoy, özğün skeçlerini de alarak yaşamını yazdığı Karl Valentin ve “İçimden Tramvay Geçen Şarkı” ile ilgili olarak şunları söylüyor…



– “Karl Valentin 1905 yıllarında Münih kabarelerinde şarkıcı – kabereci komik olarak ortaya çıkmış. Daha sonra Elizabath Wellano isimli kadın oyuncuyla bir ikili kurarak kırk yıl boyunca kabare oyunları yazmış, oynamış, kısa ve uzun metrajlı filmler çevirmiş bir özgün tiyatro adamı. Kimilerine göre uyumsuz tiyatronun babanı Brecht’i en çok etkileyen kişi.

“İçimdan Tramvay Geçen Şarkı”, Karl Valentin’in yaşam öyküsü çevresinde geliştirilmiş bir oyun. Valentin’in skeçlerini de içermekle birlikte Almanya’da Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında yaşanılanları anlatmakta…”

Ferhan Şensoy oyuna “İçimden Tramvay Geçen Şarkı” demesinin nedenini de şöyle açıklıyor…

– “Oyun “Biz eskiden bugünü daha pembe ummuştuk” cümlesi üstüne kurulu. Yirminci yüzyıl büyük umutlarla başladı nötronla bitiyor, bir yeni yüzyıl başlıyor yepyeni umutlarla… Umutla başlayıp yalnızlıkla biten bir çizgi. Karl Valentin’in yaşamında tramvay motifi çok var. Bir çeşit nostaljinin simgesi tramvay, “İçimden Tramvay Geçen Şarkı” adı bu simgeden kaynaklandı…”



NİSA SEREZLİ’NİN AĞLATIP AĞLADIĞI GECE…

Yılların usta sanatçısı Nisa Serezli, 30. sanat yılında perdelerini yıllar önce oynadığı “Tatlı Kaçık”la açtı. Dinamizminden, etkinliğinden hiç bir şey kaybetmeden… Güldürürken düşündürüp, duygulandırarak Nisa Serezli ile bütünleşen “Opal” rolü, gala gecesinde izleyenleri bir kez daha her türlü insani duyguya götürüp götürüp getirdi… Gülerken ağlattı, ağlatırken güldürdü, iyimserlik, umut üstüne düşündükçe düşündürdü…



Ve perde kapanırken çoğunluğunu sanatçıların oluşturduğu izleyenlerinin alkışları arasında selam için sahneye geldi Nisa Serezli… “Ben biraz unutkanım, bu öylesine bir unutkanlık ki sahne heyecanından otuzuncu yılımı doldurduğumu bile unutmuşum, Hani dostlar anımsatmasa farkında olmayacağım. Unutkanlık kimi zaman güzel, kötü anılar bellekten yok oluyor ama böylesine anlamlı bir yıldönümünü unutmak istemezdim” derken, rol arkadaşı ve eşi Tolga Aşkıner de sanatçıya bir şilt sundu ve öperek kutladı. Tabii en çok alkışlanan sahnelerden biri de bu oldu…

Sonra… Evet sonra bu kez ağlayan izleyenler degildi artık. Oyundan değil, gerçek bir sahneden etkilenip nemlenen gözler çılgınca alkışların arasında kaybolurken gördüğü ve layık olduğu vefadan dolayı Nisa Serezli gözyaşlarını tutamıyordu şimdi…

ÇİZGİLERİN RİTMİNDEN SOYUTA UZANMAK…

1960 doğumlu sanatçı Ertan Parlak yapıtlarını 19 Aralık’a değin İlhami Atalay Sanat Galerisi’nde sergiliyor. Mimar Sinan Üniversitesi Resim bölümünde öğrenim gören Ertan Parlak, halen serbest grafiker olarak alışıyor. “Sanatımda çizgilerin ritminden yararlanıp, soyut düzenlemelere varmak istiyorum. Renk ve leke çalışmaları beni ilgilendiriyor” diyen Ertan Parlak Şubat ayında bir sergi daha açacak…



MİNİKLER YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜRDÜ

Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Dünya Okul Çocukları Resim Yarışması’nda Türk öğrenciler bir altın, dört gümüş ve iki bronz madalya kazandı. 66 ülkeden öğrencilerin 13.438 eserle katıldığı Seul 27. Dünya Okul Çocukları Resim Yarışması’na Türk ögrenciler toplam 218 resimle katılmıştı. Kız Sanat Okulu öğrencisi Durun Alsan’ın “Horoz Dövüşü” adlı resmi ile birincilik aldığı yarışmaya Ankara Ayşe Abla İlkokulu’ndan katılan, halen Ankara Tevfik Fikret Ortaokulu’nda okuyan ve gazeteci – yazar – bilim adamı Mümtaz Soysal’ın kızı Defne Soysal da “Çocukların Dostluğu” adlı resmi ile gümüş madalya kazandı…

Yalnızcık ortadirek için açtı

Ressam- İllüstratör Reha Yalnızcık 10. sergisini geçtiğimiz Pazar günü İstanbul’da Taksim Sanat Galerisinde açtı. Basında yayınlanan illüstrasyonlarıyla sanatında 10. yılını kutlayan Reha Yalnızcık’ın resim sanatına getirdigi yeni solukların bir çeşitlemesiydi bu sergi. Yapıtlarında özgür çalışmadan ve sembolik anlatımdan yana olan Reha Yalnızcık’ın yedi kişisel, üç karma sergisi oldu bugüne değin. 1975 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi’nden muzun olduktan sonra reklam şirketlerinde art direktör olarak çalışan 35 yaşındaki ressam – İllüstratörün açılış kokteylinde ve ertesi günü bütün yapıtları adeta kapışıldı. Aynı sergiyi İzmir’de tekrarlamayı planlayan Yalnızcık basında yayınlanan illüstrasyonlarının satılması yüzünden diger yayınevlerinde bulunan yapıtlarını toplamak zorunda kaldı. Yalnızcık’ın yeni sergisinde en ilginç olay ise sanatçının yapıtlarını bu kez ortadireğe satmak için açtığını açıklamalıydı. İllüstrasyonlarının en ucuzu 30.000 lira en pahalısı 150.000 lira olan Yalnızcık, uzun süredir eserlerini almak isteyen dar gelirli sanatseverlere böylece ulaşabildiğini belirtti. Atomize veya kendi deyişiyle “Yeni Puantizm” çalışmalarını sürdüren Reha Yalnızcık çok az yapıt üretebildiği için özgün çalışmalarının yüksek fiyatlı olduğunu açıklarken, daha ilk gününden illüstrasyonlarının hemen hemen hepsinin satılmasıyla senatsever ortadireğin alım gücünü de ortaya koymuş oldu… Almak için değil ama Yalnızcık’ın 10 yıldır basın ve çeşitli yayın organlarında çıkan illüstrasyonlarını seyretmek istiyorsanız 15 Aralık’a kadar Taksim Sanat Galerisi’ne gidebilirsiniz…



İLHAMI ATALAY KENDİ GALERİSİ’NDEN SESLENİYOR

1972 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni pekiyi derece ile bitiren İlhami Atalay kendi adını verdiği galerisinde sergisini açtı. İlhami Atalay bugüne değin Berlin Devlet Güzel Sanatlar ve Tatbiki Sanatlar Akademilerinde resim ve duvar halısı ihtisası, Fransa’da duvar halısı ve sanat araştırmaları, İsviçre ve İspanya’da tekstil obje, duvar halısı ve sanat çalışmaları, Londra’da sanat araştırma ve incelemeleri, toz ve kitap çalışmaları yaptı. Yurda dönüşünde İsparta Sümerbank Halıcılık Müessesesi’nde ve serbest desinatör olarak şark halısının desen, renk ve imalatı üzerinde pratik ve yeni sistemlerle çalışmalarda bulundu.

Yeni Dinamizm Grubu’nun hazırlık çalışmalarına başlayan ve yurt içi, yurt dışı koleksiyonlarda tabloları bulunan İlhami Atalay halen resim, süsleme, tezhip, minyatür, halı deseni ve halı dokuma kurslarını da galerisinde sürdürüyor…



Necdet Kalay’dan “Suluboya-Guaj” yapıtları

Günümüz Türkiye’sinin önde gelen ressamlarından olan Necdet Kalay “Suluboya – Guaj” resim sergisini 11 Aralık’a değin Edpa Sanat Galerisi’nde sürdürüyor. İlk çalışmalarına, Faruk Morel ve ressam Şeref Akdik’le başlayan Necdet Kalay 1954 – 1957 yılları arasında Devlet Güzel Sanatlar Akadomisi’ne devam etti. 1960’dan bu yana, yurt içinde başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere Martin, Elazığ, Diyarbakır ve Trabzon’da çeşitli sergiler açtı, son on yıl içinde yurt dışı sanat faaliyetlerinde eserleri yer aldı. Cumhuriyetin 50. yılında açılan yarışmada başarı ödülü kazanan Necdet Kalay’ın İzmir, Ankara, Arsonwall – Paris müzelerinde, Unesco’da, New York Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciği’nde, NATO temsilciliklerinde, Londra, Paris, Berlin, Pekin, Belgrad

Büyük elçiliklerimizde, yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-12-sayisi/)

18.02.2021 20:25

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar