Menü

Güzellik Yarışmalarında Neler Dönüyor?

Bütün dünyada beyaz perdeye kadın artist kazandırmak bakımından bereketli bir kaynak olan güzellik yarışmaları, bizde sinemaya gelen tipler bakımından olsa olsa kaliteyi bozmaktadır. Bu gerçeği gözönünde tutarak, geçen hafta, Türkiye’de son yapılan İzmir Güzellik Yarışmasında olanları naklettikten sonra, bu hafta da Türk Güzeli olarak, Londra’da düzenlenen 1964 Dünya Güzellik Yarışmasına kimin, nasıl gönderilmiş olduğunu ve bizdeki güzellik yarışmalarının gerçek mahiyetinin ne olduğunu anlatıyoruz.

izmir güzellik yarışması

YIL 1961…

Seyircilerin arasında oturan orta yaşlı bir kadın, birden pistteki güzellerin arasına fırladı. Güzellerin arasında bulunan kızının eteğini beline doğru sıvayıp avaz avaz bağırmaya başladı: «Bakın dostlar, bakın… Benim kızım, şu kızlardan daha mı az güzel sanki. Halbuki dereceye bile giremedi!…»

Yıl 1963…

Jüri üyeleri, o yılın güzellik kıraliçesini seçmek için harıl harıl çalışıyorlar. Daha tasnif bitmemişti. Spiker birden Gülseren Esen’in 1. olduğunu ilan edince ortalık karıştı. Jüri üyelerinden pek çoğu yerlerini terkettiler. Halk, jüri masasına saldırdı. Masada bulunan buketleri kapıp, kendince güzel gördüğüne dağıttı.

Yıl 1964…

Finale giremiyen kızlardan birinin annesi, organizatör Osman Olkan’ın arkasından barbar bağırıyordu: «Ah Osman, sen bunu bize nasıl yaparsın? Hani 6 bin lirayı verirsek kızımı 1. seçtireceğine söz vermiştin. Şu hale bak, daha ilk elemede kadro dışı ettin ciğerparemi…»

Günlük gazete koleksiyonlarından çıkardığım bu satırlar, Türkiye’de yapılan güzellik yarışmalarının son yıllarda çığırından çıktığını gösteren canlı örneklerdir.

Daha önceki yıllarda yapılan güzellik yarışmalarında da birçok olaylar cereyan etmişti. Fakat bunlar yarışmaya katılan bazı genç kızların, kendilerini derece alanlardan daha güzel görerek, tatsız olaylara sebebiyet vermesinden ileri gitmemişti. Oysa, bu yarışmalar tam bir keşmekeş halini almıştır.

YARIŞMAYA KATILMANIN YOLLARI

Bugün güzellik yarışması düzenliyen kişiler için en büyük dert, yarışmanın ham maddesini teşkil eden kızların bulunmasıdır. Ve genel olarak genç kızlar, 4 ayrı yoldan yarışmaya celbedilmektedir.

Bu yollardan birincisi, gazetelere verilen ve «Güzellik yarışmasına katılacak genç kızlar aranıyor» başlıklı ilanlardır. Ancak bu ilanlara son yıllarda pek iltifat edilmemektedir.

osman olkan

DÜNYA güzellik yarışmalarının Türkiye temsilcisi Osman Olkan’ın Beyoğlu’ndaki yazıhanesine gitmiştim. Odaya girer girmez, merakla etrafa, duvarlara bakmaya başladım. Gözüm, yazıhanenin tam karşısındaki duvara yazılmış bir tarihe ilişti. Kırmızı bir boya ile, ihtimal rujla yazılmıştı. Üç rakamdan ibaretti: «1 – 11 – 1964».

Osman Olkan, benim duvardaki tarihe merakla baktığımı görmüş olacak ki, «Bu, 1964 Türkiye Güzeli Ayten Örnek’le nişanlandığımızı gösteren tarihtir. Yakında evleneceğiz.» diye izahat verdi. Sonra sözlerine şöyle devam etti: «Ayten, Londra’ya gidecek. Dünya Güzellik Yarışmasına katılacak. Türkiye 2. güzeli Sevtap Eti’yi İspanya’daki yarışmaya göndereceğim.»

Aradan 2 gün geçmişti. 6 kasım cuma günü, güzeller kafilesi ile İzmir’e gidiyordum. Otobüs hareket etliği zaman kulağıma gelen bir cümle beni şaşkına çevirdi. Kafiledeki kızlardan biri «Ayten, Osman Olkan’ın evlenme teklifini kabul etmediği için Londra’ya gönderilmiyor. Onun yerine Nurhan Coşkun gidecek,» diyordu. Doğrusu ilk ağızda bu söylentilere inanmadım. Çünkü o günün öğlenine kadar herkes gibi ben de Ayten’in Londra’ya gideceğini sanıyordum. Ama yanıldığımı İzmir’de anladım. İzmir’deki olay sırasında, Ayten Örnek’in Londra’ya Osman Olkan’ın evlenme teklifini kabul etmediği için gönderilmediğini, yerine (film piyasamızda Nurlan San) Nurhan Coşkun’un gönderildiğini öğrendim.

Nurhan Coşkun 7 kasım cumartesi günü Londra’ya uçmuştu. Yani organizatör Osman Olkan bir gün içinde onun gitmesine karar vermişti. Komiteye daha önce Ayten Örnek’in ismi bildirildiği için, yabancı ajanslar Nurhan Coşkun’un resimlerine Ayten Örnek ismini yazıyorlardı. Organizatör «Yurt Dışı Seyahati» nin cazibesini koz olarak kullanmaktaydı.

Nurhan Coşkun, Londra’da acaba ne sıfatla Türkiye’yi temsil etti. Kendisi 1964 Türkiye 3. güzeli seçildiği zaman, hakkının yenildiğini söyliyerek kurdelesini almaya piste çıkmamış, yani hakkından feragat etmişti. Netice bu olunca Semin Seray, Osman Olkan tarafından 3. ilan edilmiş ve üçüncülük kurdelesi (Tekirdağ’da) yapılan güzellik yarışmasında kendisine verildi.

Dünya Güzellik Yarışmasında Türkiye’yi Ayten Örnek’in temsil etmesi gerekirdi. Çünkü daha önce ilan edildiği gibi 1964 Türkiye Güzeli oydu. Diyelim ki, şahsi sebeplerle organizatör tarafından Londra’ya gönderilmemiştir. O zaman Türkiye 2. güzeli Sevtap Eti’nin veya Türkiye 3. güzeli Semin Seray’ın gönderilmesi lazımdı.

Osman Olkan, sık sık «Ben istediğimi istediğim yere gönderirim» demektedir. Bravo… Doğrusu dediğini yapan insan. Ama güzel adı altında milletlerarası yarışmalara sokulanlar şöyle imiş, böyle imiş, güzellikleri tebessümle karşılanır, Türkiye’nin bu konudaki itibarı dış ülkelerde düşebilirmiş… Osman Olkan bu ihtimalleri düşünmüyor, düşünmek bile istemiyor, istediği güzeli, istediği zaman, istediği yere gönderiyor…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1964-tarihli-49-sayisi)

31.08.2015 14:57

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 16:20

    Filiz Taştan

    vaaay herşeyi acıklamıs he
  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 17:15

    SANCAK ASYA

    tüm içerikleri burda maşallah :D