Menü

Hakan Tecimer’in Serzenişi

Bir zamanlar Süper’di HAKAN…

”ADIMI UĞURSUZA ÇIKARANLAR UTANSIN”

“Bu takım şampiyon olduğu sene sanki ben kadroda değildim. Sanki aynı formayı giyip golleri sıralamadım. Sanki bir zamanlar kral­lar gibi sevilen ve Fenerbahçe’ye transferi­min olması için kaçırılan ben değildim”

“Ne acıdır ki hakkımda söylenenler ger­çekten çok üzücü. Ve hatta kahredici. Takı­mın iki yenilgi aldığı maçta kadrodayım. İlki Aydın maçı. Ligin ilk karşılaşması. Her­kes kötü. Ama takımdan kesilen ben oluyorum”



“Sonra Sarıyer karşılaşması ve takım yine yenilgi alıyor ve yine benim kellem isteniyor. Sonra ortaya atılan çirkin uğursuz gibi yakıştırmalar. Beni bilen biliyor. Kendimi anlatmaya niyetim yok”

“Çok iyi bir ikinci hazırlık dönemi geçirdik. Ben gayet iyiyim. Şans verilmesi 10-15 dakika ile olmaz. Bu dakikalar için oyuna girdiğim zaman kor­kuyorum. Takım başarısız olursa yine ben kötüleneceğim diye. Hani ne diyorum artık biliyor musunuz? Ben oynamıyayım ama takım kazansın”

Hakan denildiği zaman hep Veselinoviç’in sözleri ku­laklarımızda çınlar: “Bu çocuk telefon kulübesinin içinde bile iki kişiye çalım atar.” İşte böylesine süper yetenek ve bir zamanlar Fenerbahçe formasının değişmez aslarından biri. Şimdi ise kendisine yedekliği adeta meslek edin­miş. Yedeklik bir tutku olmuş. Fakat bütün Fenerbahçeli taraftar­lar artık Hakan’ın forma giymesini istiyor. İstiyor istemesine ama Hakan kendisi hakkında söylenen sözler için üzüntüsünü ilk şöyle dile getiriyor:



“Benim için uğursuz dediler. Takıma konmasın dediler. Ne kadar üzücü olduğunu bilmem anlatabiliyor muyum?” Neden Hakan için böyle bir şey çıkartılmıştı? Kimdi kendisine uğursuz diyen­ler? Bunun açılmasını istiyor ve Hakan’dan bu konudaki düşüncelerini ve de neden yedeklikte kaldığını soruyorduk:

“Kim yedek kalmayı ister? Ben profesyonel bir futbol­cuyum. Yani ekmeğimi bu işten çıkartıyorum. Ben takımda oyna­mazsam, takımım için formamı terletmezsen benim futboluculuğum neye yarar? Yedekte bekleyen futbolcuyu ne yapayım: Size işin aslını anlatayım. Sezon başında hayli iyi hazırlandık. Yeni bir kan değişikliği vardı takımın başında. Ve derken de ilk lig maçına çıktık. Aldığımız yenilgi herkesi hüsrana uğratırken en fazla üzülenler arasında ise ben vardım, takımın tümü kötü oy­namış ama nedense takımdan kesilenlerden birisi de ben ol­muştum. Neden, niçin olayına girmedim. Takıma gireceğim günü sabırla bekledim. Aradan geçen günlerden sonra tekrar Sarıyer’e karşı giydiğim forma ve tekrar yenilgi. Ve yine fatura bana kesildi. Ve hakkımda söylenenler ise söyleyenlerin büyük ayıbıydı bence. Ben uğursuz ola­mam. Takımım için ter dökmüşüm ve şampiyonlukta en büyük pay sahiplerinden biri de benim. Bana istediğim şekilde şans verilmedi. Bir maçta 10-15 dakika oynay­an bir kişi nasıl kendisini istediği gibi takıma adapte eder. Nasıl istediği oyunu sergiler. Şimdi düşünün bana uğursuz diyorlar ve ben sahaya çıkıyorum. Ben kendimi maça istediğim gibi veremiyorum ki. Benim aklım devamlı kötü oynayıp yine bana faturanın kesileceğinden yana. Tek kuşkum bu.”



Sonra Kıbrıs’ta geçen ikinci hazırlık dönemine getiriyoruz lafı…

“Kıbrıs’ta yapılan kampta çok iyi çalıştım. Hoca da bana iyi olduğumu söylemişti. Sonra Slovak maçında yine iyi oy­nadım. Daha sonraki hazırlık maçında da öyle, ama iş ciddiyete geldi ve kupa maçında kenarda bekletildim. Sonra Aydın maçı yine ben kenardaydım. Sonra hoca için bir şey söylemek yanlış olur. Elinde başarılı bir kadro var. Takım kazanıyor. Kazanan takımda tabii ki oyuncu değiştirilmez. Ben ve benim gibi bir kaç arka­daşımın yedek olması takım içindeki arkadaşları ister istemez zorluyor. Daha iyi oynamaya ve daha verimli olmaya itiyor. Fa­kat şu gerçeği de gözardı etmemek gerek, burada herkesin yeri yüzde yüz garanti değil. Gücünü yitiren takımdaki yerini de yiti­rir. Ben kendim için şunu ön planda tuttum. Ne olursa olsun de­vamlı hazır ve her an takıma girecekmişim gibi formda olmam gerekli Buna inandığım için de gereğinden fazla bile çalışıyorum. Ve de çalışmalarımı sürdüreceğim. Gıdama, dinlen­meme ve uykuma dikkat ediyorum. Nasıl olsa bana da bekle­diğim fırsat gelecek. Bu lig uzun bir maraton, bu fırsat geldiği zaman da bunu çok iyi bir şekilde değerlendirip elime geçireceğim formayı bir daha benden geri alamayacaklar. Takıma girişimin peşinden de Milli forma gelecek.”



Hakan’ın bu derece içten ve açık konuşması bizi de hayli etkilemişti. Çünkü Hakan’ın özellikle “uğursuz” lafına hayli morali bozulmuş ve uzun zaman kendisini toparlayamamıştı. Şimdi ise kendisine bu ağır damgayı vuranlardan öç alacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu…

20.08.2020 18:23

Kategoriler:   Spor

Yorumlar