Menü

Halit Refiğ, Yorgun Savaşçı Ekibi’yle

«YORGUN Savaşçı»… Türk sinema tarihinin üzerinde en çok çalışılan, en çok emek verilen ama, seyirci önüne çıkartılmadan yakılan filmi… Beş yıllık çalışma süresinde acı ve tatlı hatıraları ile birbirine en yakın akrabadan daha yakın olan «Yorgun Savaşçı» çalışanları… Ve yakılma haberinin yarattığı şokun, üzüntünün, birbirlerine kıyamete kadar bağlandıklarına inanan ekibi…

Geçtiğimiz hafta bu ekip bir kere daha toplandı… Toplantı şu sıralarda Amerika’da Ohio Üniversitesi’ne hem öğretim üyeliği, hem de film çekmek üzere giden Halit Refiğ’e, «Güle güle» demek için tertiplenmişti… Gerçi Halit Refiğ iki ay Türkiye’den uzak kalacaktı ama, film ekibi bu kısa süreyi bile hasret dolu aylar olarak uzun görüyordu… Nitekim dizide Yüzbaşı Selahattin’i canlandıran Serpil Akıllıoğlu’nun Dalyan’daki evinde toplanan ekip, sohbet koyulaşınca gece yarısı birbirinden zor ayrılabildi…

Sohbetin ağırlık bölümünü, film çekimi sırasında çekilen çileler oluşturuyordu… Kar ve tipi altında yapılan çalışmalar, film sırasında meydana gelen kazalar, halkın ilgisi ve bunların dışında «Yorgun Savaşçılar»ın dilinden düşmeyen onurlu bir görev yapmanın anlamı… Gerçekten de çekimi aylar süren dizi, hepsi için tam bir vatan görevi olmuştu. Dağlarda, tepelerde, her türlü konfordan uzak, durup dinlenmeden çalışmışlardı… Ama bu ağır isi yaparken, hepsinin yüreğinde, iyi şeyler yapan, vatanı, milleti için çalışan insanların o yenilmez gücü vardı…

Sonra sohbet birden acılaştı… Can Gürzap, sanki karşılığını bulacakmışçasına Halit Refiğ’e dönüyor ve, «Ağabey, film neden yakıldı, sen öğrenebildin mi?» diyordu… Bu arada çeşitli tahminler yürütülüyor ama, bunların hiçbirinin bir filmin yakılmasına yeterli gelmediği görülünce, yine çaresizlik içine düşüyorlardı… Hele oyuncuların durumu büsbütün kötüydü. Çoğu, filmin teknik çalışmalarında bile bulunmadığı için, «Yorgun Savaş»ının birkaç sahnesi dışında hiçbir yerini görememişlerdi… «Bir kere görebilseydik böylesine perişan olmazdık» diyorlardı…

O gece bir araya gelen Can Gürzap (dizide Cehennem Yüzbaşı Cemil’i canlandırıyor) ve eşi Arşen Gürzap, Haluk Kurdoğlu (diz de Albay Bekir Sami Bey’i canlandırıyor). Meral Orhonsay (dizide Yüzbaşı Cemil’in çilekeş karısı Neriman’ı canlandırıyor), filmin yönetmeni Halit Refiğ ve eşi Gülper, Serpil Akıllıoğlu (dizide Yüzbaşı Selahattin’i canlandırıyor) ve eşi Ayşe, konuştukça dertlendiler, sohbeti koyulaştırdıkça, karamsarlığın en derinine düştüler… Bu insanlar meslek hayatlarının en şerefli işinin bir kibritle yok oluşunu kabullenemiyorlardı…

Gecenin tek esprisi ise şömineden halıya düşen bir kıvılcım oldu. Haluk Kurdoğlu, «Filmden sonra bizi de yakacaklar galiba» diyerek espri yaptı… Ama yönetmen Halit Refiğ, bu işin şakasına bile dayanamıyordu… «Bizi yakamazlar Hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Millete malolmuş bir eseri yönettiklerini ileri sürenler, bir gün hesap vereceklerdir… En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz?.. Yıllarca hep Türkiye’yi ve Türkler’i, sanat eserlerini yok etmekle suçlayan batıklarla mücadele ettim… Türkler’in sanata ne kadar değer verdiğini ispatlamaya çalıştım. Ama bir zihniyet benim eserimi yok etmek istedi. İşte bu yakma olayı ile, Türkiye’yi küçük düşürenlerle mücadele etmeyi de kendime bir görev sayıyorum» diyordu…

«Yorgun Savaşçılar» geç saatlerde Halit Refiğ’e iyi yolculuklar dileyip, evlerine doğru yola çıktılar. Bundan sonraki toplantı, yönetmenin Amerika dönüşü yapılacaktı… İki ay sonra yeniden buluşmak ve daha iyi haberler konuşabilmek umudu ile ayrılırlarken, hepsinin yüreğinde «Yorgun Savaşçılar»ın ateşi yanıyordu…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-8-sayisi)

01.08.2019 21:56

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar