Menü

Devlet Devrim Falcıya Gitti

Devlet Devrim Birsen MenekşeliSİYAH otomobil, çamurlu bir sokakta durdu. Önce sarışın, sonra da esmer, iki genç kadın indi arabadan. Sarışın olanı birden düşer gibi oldu. Arkadaşının koluna tutunup, belli belirsiz bir çığlık attı.

Uzun topuklu ayakkabısı ayağından çıkmış ve çamura saplanmıştı. Esmer olanı Devlet Devrim, sarışın olanı da Birsen Menekşeli’ydi. Kırık dökük, rengi soluk, ahşap bir eve doğru yürüdüler. Devlet, tahta kapının üstündeki kocaman demir mandala uzandı. Üç defa üst üste vurdu.

Kapı gıcırtıyla açıldı. Eşikte başörtülü, orta yaşlı bir kadın… Karşısında şık giyimli, iki güzel hanım görünce şaşırmıştı.

Devlet Devrim :

-«Fal baktıracaktık…» dedi. «Rahatsız etmiyoruz ya!…»

Kadın gülümsedi. Onları tanımıştı.

-«Rahatsız etmek ne demekmiş… Buyrun hanım kızlarım, başırfıın üstünde yeriniz var. Buyrun!…» cevabını verdi.

Her adımda gıcırdayan tahtaların üzerinde yürüyerek merdiven başındaki sofadan büyücek bir odaya geçtiler. Odada başkaları da vardı.Devlet Devrim Birsen Menekşeli

Falcı kadın onları tanıştırıp:

-«Bu kızım, bu damadım, bunlar da yeğenlerim,» dedi. Minderlere oturdular. Ev halkı, önce onlara olan hayranlıklarını, sevgilerini belirtti. Uzun bir süre karşılıklı konuştular… Bu ara cezveler, bakır mangaldaki ateş parçalarıyla dolu küllere sürüldü, sigaralar tellendirildi. Köpüklü kahveler içildi. Sonra fincanlar, tabakları üzerine ters yüz edildi.

Falcı kadın, kahve fincanını parmakları arasında evirip, çevirdi. Devlet Devrime döndü:

-«Kızım,» dedi. «Sen birini seviyorsun. O da seni düşünüyor, fakat çocukcağızın yüreği sıkıntılı. Senin gibi esmer, ince yapılı, özü sözü doğru bir genç bu. Çalıştığı yerlerde hep onu ziyaret ediyorsun. Galiba o da senin meslekten. Yalnız kader çizginiz bir değil. Çünkü bu erkek evli.»

Kadının parmakları arasındaki fincan değişti. Bu defa Birsen Menekşeli’ye döndü. Başını iki yana sallayarak:

-«Kızım, garip ama, senin iki anan var. Ben değil, falın böyle söylüyor. Gönül işlerinde de biraz yaramaz görünüyorsun. Yani şıpsevdisin… Talebeliğin de mi var, nedir senin?… Bir mektep görüyorum. Sana aşık olan bir genç erkeği de çok üzüyorsun.»

Daha başka şeyler söyledi, kadın. Fal bitince kalktılar. Kapının önünde bekleyen arabaya bindiler. Çamurlu sokağı geçene kadar, arkalarından çocuklar koşup durdu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-21-sayisi)

31.08.2015 16:34

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 12:52

    Tayfun Korkut

    o zammanlar falcılar baya ünlüymüş galiba ya :D