Menü

Jerry Lewis, Dünyayı Kendine Güldürdü

JERRY LEWIS, özellikle 60’lı yıllarda sinemadan anlayacak yaşta çocukların ve tabii ki büyüklerin sevgilisiydi. Çevirdiği her film insanları güldürüyordu. Lewis’in kendine özgü mimikleri, yine kendine özgü oyunu günümüzde adeta bir ekol olmuş durumda. İlk filmlerini 1960 yılında çevirmeye başlayan Lewis, bugün 57 yaşında. Aktörlüğün yanında başarılı bir yönetmen. Son filmi «Tutun Beni Yoksa Bir Felaket Olacak»… Filmi, 1984 yılında ve Fransa’da Fransız aktörlerle gerçekleştirdi.

Bu hafta sizlere ünlü oyuncu Jerry Lewis’in son filmiyle ve yedinci sanatla ilgili düşüncelerini açıkladığı bir röportajı veriyoruz.

12---2– «Tutun Beni Yoksa Bir Felaket Olacak» Fransa’da gerçekleştirdiğiniz ilk film. Filmi çevirmeye nasıl karar verdiniz?

«Arkadaşlarımın fikriydi, ben de kabul ettim. Senaryo ile pek ilgilenmedim. Sadece birkaç sahne üzerinde durdum. Bu filmde sadece bir aktörüm ben…»

– Yönetmen olmadığınız için pişman gibisiniz?

«Hayır, hiçbir şey için pişman değilim. Yönetmenliği senede sadece bir kez yapabiliyorum. Böylece kalp krizini önleyebiliyorum.»

– Robert De Niro ile çevirdiğiniz «King of Comedy»de ikinizin oyun tarzında bir farklılık var mıydı? («King of Comedy», geçtiğimiz sinema sezonunda «Kahkahalar Kralı» adıyla gösterildi)…

«İkimizin oyunları bambaşka… İki ayrı ekol… De Niro orada komedi yapmıyor, kendi hayatını oynuyordu. Ölüm-kalım meselesiydi…»

– «King of Comedy»de rol almaya nasıl karar verdiniz?

«Senaryo mükemmeldi. Marty (Scorsese) büyük bir yönetmen, De Niro ise dünyanın en iyi aktörü… Böyle bir projeye nasıl hayır denebilir?»

– İlk defa güldürmediniz…

«Evet. Bir daha da yapmayacağım.»

– Neden?

«Çünkü insanları güldürmek, çok hoşuma gidiyor… Bir kez olsun tam tersini denemek ilginç geldi… İyi bir deneydi benim için. Üstelik bir servet kazandım…»

13---1– Amerika’da televizyon şovlarının en. aranılan kişisisiniz. Kişiliğiniz «King of Comedy»deki Jerry Langford’a yakın mı?

«Hayır. Bazen çok bıktığım anlar geliyor… Çünkü her gittiğiniz yerde tanınıyorsunuz. İmza isteyenler çıkıyor. Keşke tanınmasam diyorsunuz ama bu çok kısa sürüyor. Beni bazen sokakta tanımazlarsa hemen kendimi tanıtıcı hareketler yaparım. Taa ki kim olduğum anlaşılana kadar. Çok ağır çalışıyorum anlayacağınız.»

– Kişiliğinizin sizi kıskıvrak bağladığını, hatta hapsettiğini düşünüyor musunuz?

«Evet. Çünkü bu kişilik artık size ait değil. Topluma malolmuş… Bir kere sizi kabullendiler mi artık ellerinden kurtulma ya da ne bileyim bu kişilikten vazgeçme, saklanma diye bir şey olmuyor. Hapis olmuş hissi herhalde hep aynı şeyleri yapma zorunluluğundan geliyor. Ne bileyim oyun tarzınız, filmler vs. Birazcık değişiklik getirmeye kalktınız mı tepki alıyorsunuz… Ben 1960’dan beri aynı tipte insanları güldürüyorum. Bugün de aynı mimikleri yaptığımda hoşa gidiyor. Belki çok komik bulmayanlar var, ama yine de geçmişte güldüklerinin hatırası için gülüyorlar. Alınan zevk ise aynı. Demek ki kendi kişiliğim tarafından hapis olmak çok da kötü bir şey değil.»

– «Tutun Beni Yoksa Fena Olacak» sizin 50. filminiz oluyor. En çok 60’lı yıllarda film çevirdiniz… 70’li yıllarda ise sizi pek göremiyoruz, neden?

«Çünkü 70’li yıllarda film çekilmedi… Her yere iğrenç pornolar hakimdi. Nihayet şimdi bu salgın bitti de gerçek yönetmenler tekrar ortaya çıktı.»

– Stilinizi nasıl açıklıyorsunuz?

«Mükemmel…»

13---5– Yani komedi stiliniz…

«En iyisi.»

– Sizi ne güldürür?

«İyi komediler.»

– Yakın zamanda iyi komediler gördünüz mü?

«’Victor Victoria’ ve ‘Tootsie’… Komedi film yapmak en zor işlerden biri bence. Çünkü herhangi bir kişi kamera arkasına geçip motor deyip herhangi bir konuda iyi bir film yapabilir ama komedi yapamaz…»

– Peki, komedi filmi çekmek isteyen genç yapımcılara neler önerirsiniz?

«En iyi yönetmenlerin en iyi filmlerini seyredip incelemelerini.»

– Komedi yapabilmek için mi?

«Evet. Özellikle komedi için. ‘Doktor Jivago’yu, ‘E.T.’yi… David Lean’in yaptığı her filmi görmelerini tavsiye ederim. Sonra da bir dükkanda iş bulup sinemadan vazgeçsinler…»

– En sevdiğiniz yönetmenler kim?

«En iyileri… David Lean, George Roy Hili, Blake Edwards, Scorsese, Arthur Penn, Spielberg (çünkü oğluma çok benziyor), Lucas, Coppola… Video kamera kullanmayı ben öğrettim Coppola’ya… 10 hafta setimde kalarak izledi.»

– Çekimlerde video kamerayı kullanan ilk sizsiniz değil mi?

«Evet, çünkü video size aynı anda iki ayrı yerde olma imkanı veriyor. Böylece hem oyunculuk, hem de yönetmenlik yapmak çok basitleşiyor.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-26-sayisi)

30.07.2019 14:00

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar