Menü

Jerry Lewis Sonunda Paris’te

… Önce sahnenin bordo renkli kadife perdesini aydınlatan spotlar yandı.

… Arkasından da ağır kadife perde yavaş yavaş açıldı.

Paris’in ünlü Olympia salonu, yıllardan beri böylesine çılgınca bir alkış tufanıyle dolmamıştı. Hem de Johnny Hallyday’lerin, Adamo’ların, Sylvie Vartan’ların, Distel’lerin ve de dörtlü beşli modern pop orkestralarının konserler verdikleri bir salon olmasına rağmen…

Jerry LewisBunca alkışa sebep, ünlü Amerikan komiği Jerry Lewis’in aylar önce imzaladığı kontrat gereğince, on beş günlüğüne Paris’e gelip şova çıkmasıydı.

Sahnede Jerry Lewis bir komikten çok, ciddi, ağır başlı bir orkestra şefini andırıyordu. Uzun boyluydu, üzerinde kendisini çok ciddi gösteren siyah bir smokin vardı. Elinde de küçücük bir değnek… Hani orkestra şeflerinin müzisyenleri yönetmek için yararlandıkları değneklerden.

Ne var ki Jerry Lewis’in o ciddi havası, davetlileri ve seyircileri selamlamasıyle birden bozuluverdi. Herkes ağzının içine bakıyor, söylediği her kelimeye, yüzündeki her mimiğe katılırcasına gülerek mukabele ediyordu. Ünlü kom’iğin elindeki değnek sanki sihirli gibiydi. Onu kime doğru uzatıyorsa, onu güldürüyor, sonra kendine mahsus mimikleriyle bir başkasına dönüyor, bu sefer de onu gülmekten kırıp geçiriyordu…

Programına, «Hayattaki en büyük gayem nedir biliyor musunuz?» cümlesiyle başlamıştı Jerry Lewis. Bir süre ciddi ciddi salonu süzmüş sonra bu soruyu şöyle cevaplandırmıştı: «İnsanları güldürerek, bu dünyanın kötü yönlerini onlara unutturmak…» Sonra kısaca hayatını anlattı sahnede. 45 yaşında olduğunu, altı çocuğu olduğunu, bunlar yetişmiyormuş gibi bir çocuğu da manevi evlat edindiğini, söyledi. Bu arada, «Benim en sert eleştiricilerim çocuklarımdır,» dedi. «Numaralarımı çoğu zaman onların karşısında yaparım. Gülerlerse ne ala? Yok gülmeyip suratlarını asarlarsa, o numaramın tutmayacağını anlarım, Şimdiye kadar pek çok kere denedim. Onların beğenmediklerini seyircilerim de pek beğenmediler. Şimdi sizlere anlatacağım fıkraları, yapacağım taklidleri çocuklarıma defalarca anlattım. Pek beğendiler. N’olur çocuklarımı bu defa da yalancı çıkarmayın!»

Sonra fıkralar fıkraları, taklitler taklitleri kovaladı ve Olimpia bir daha, bir daha, bir daha kahkahadan kırıldı…

Jerry Lewis’in şovu yarım saati buluyordu, ama bu yarım saatlik gösteri devamlı olarak kahkahalarla ve bitmek tükenmek bilmeyen alkışlarla kesildi. Paris’in tanınmış ve renkli kişilerinin hemen hepsi ilk gece Olympia’nın ön sıralarında yer almışlardı. Yıldızlar, sanatçılar, beyazperde ve Fransız sahnelerinin önde gelen kişileri, şöhretler, her fırsatta kendilerinden bahsedilen kimseler Jerry Lewis’i alkışlamak için adeta aralarında yaşıyor gibiydiler. İşte Charles Aznavour… işte Maria Callas… İşte Ömer Şerif… Yanında yeni sevgilisi Freda Peyne… İşte Jacques Tati… Jean Pierre Cassel, eşi… Müzikhollerin tanınmış yıldızı Henri Salvador… Zizi Jeanmaire… Ve daha pek çok şöhret… Hepsi de kahkahalarla sarsılıyor, bitmesini istemedikleri programın her dakikasının, her saniyesinin zevkini çıkarmak için gülüyor, gülüyordu…

Jerry Lewis Sonunda Paris'te (3)İlk gece, gece yarısından sonra Paris’in ünlü iokali Maxim’s de Jerry Lewis’in şerefine bir supe verildi. Tabii bu arada da ünlü komiğin başarısının şerefine bir «Zafer Pastası» sunuldu. Gözleri dolu dolu olmuştu Jerry Lewis’in. Ama yine de pastayı keserken peşpeşe espriler patlatmaktan, ağlarken bile insanları güldürmekten geri kalmadı…

Bu arada tanınmış Fransız komiği Jocques Tati’yle tanışması da orada bulunanları çok duygulandırdı. Amerikalıların kahkaha makinesi meğer Jacques Tati’nin hayranıymış ve yıllardan beri hep onunla tanışmak istermiş. «Amcam» adlı filmiyle sanatının zirvesine çıkan Jacques Tati de Jerry Lewis’in hayranlarından ve filimlerinin tiryakilerinden olduğunu belirtince ki komik, hararetli bir şekilde birbirlerini tebrik ettiler.

Kısacası Jerry Lewis, Paris’te kaldığı sürece bütün Parislileri kırdı geçirdi. Jerry’nin kontratı sadece on beş gün içindi. Bu on beş gün içinde her gece Olimpia’da sahneye çıktı, gündüzleri Paris’in gezilecek, görülecek yerlerini dolaştı, gece yarısından sonra Paris gecelerinin tadını çıkardı, bu arada televizyon için Paris’teki günlerini, gecelerini ve Olimpia’daki programını filme aldırdı ve on beş günün sonunda Los Angeles’e uçtu. O senaryosunu yazdığı, rejisörlüğünü yaptığı ve başrolünü oynadığı «Cepheye Hangi Yoldan Gidiliyor?» isimli filminin Amerika prömiyerine yetişmek için uçakla Los Angeles’e doğru yol alırken bütün Paris basını da arkasından şöyle yazıyordu:

«Jerry Lewis Paris’te de gülmesini bilmeyenlere gülmeyi öğretti…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-20-sayisi)

04.08.2019 01:47

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar