Menü

Julie Andrews Sinemanın Tek Müzikal Yıldızı

Bilim çoktan bitmiş, salonun ışıkları yanmış ve bu muhteşem gala gecesinde hazır bulunan İngiliz Kraliyet ailesi mensupları dahil, seyircilerin hepsi salonu terk etmişlerdi. Yalnız salonun bir köşesinde oturan orta yaşlı bir kadınla yanındaki iki kız çocuğu adeta oturdukları koltuklara mıhlanmış, yerlerinden kıpırdamıyorlardı. Sinemanın idarecileri gelip de onları ikaz etmeseydi belki de sabahı ederlerdi! Gözlerinden sel gibi yaş boşanan orta yaşlı kadın ve yanındaki çocuklar, perdede seyrettikleri filmin büyüsüne kendilerini öylesine kaptırmışlardı ki, sinema idarecilerinin ikazından sonra ağır adımlarla dışarı çıkarlarken ayakları geri geri gidiyor, dönüp dönüp perdeye bakıyorlardı. Sanki çok sevdikleri bir kimseyi istemeyerek orada bırakmış gibiydiler.

Julie Andrews Sinemanın Tek Müzikal YıldızıSinemanın önünde kalabalık bir gazeteci grubu bu gözleri yaşlı kadınla yanındaki çocukları beklemekteydi. Onlar kapıda görününce flaşlar parlamaya başladı. Çeşitli sorular birbirini takip etti. İçerde daldığı sessiz hayal dünyasından sonra gerçeğe dönmek pek zor olmuştu. Bir gazeteci: «Bayan Pamela, filmi nasıl buldunuz?» diye sorunca, kadının gözlerinden tekrar yaşlar boşanmaya başladı. Birkaç saniye sonra kendini toplayıp titrek bir sesle konuştu: «Gözlerime inanamadım. Annem sanki mezardan çıkmış, karşımda dans ediyor, konuşuyor gibiydi. Doğrusu Julie Andrews’in iyi bir aktris, özellikle iyi bir müzikal artisti olduğunu biliyordum, ama bu derece başarılı olabileceğini ne yalan söyleyeyim aklıma getirmemiştim. Annemin hayatı boyunca geçirdiği buhranları, duygularını, düşüncelerini o kadar iyi anlamış ki, onun sayesinde ben de annemi yıllarca sonra biraz geç de olsa nihayet tanıyabildim. Annemin ölümü asıl şimdi beni kedere boğdu. Bu kutsal varlığın yokluğunu şimdi daha iyi anladım.

Bu sözleri söyleyen kadın, biraz önce sinemada hayat hikayesinden ilham alınarak çevrilmiş bir filmin kahramanı, bir zamanların ünlü müzikal yıldızı Gertrude Lawrence’in tek kızıydı. Yanındaki çocuklar da onun çocukları, yani Gertrude Lawrence’in hiç göremediği torunlarıydılar.

1920’lerin, 1930’ların ve 1940’ların ünlü müzikal yıldızı Gertrude Lawrence’in hayat hikayesi aynı zamanda tiyatro dünyasında önemli bir devrin de hikayesini içine aldığı için böyle bir filmin çevrilmesi çok zor olmuştu. Özellikle Gertrude Lawrence’i beyazperdede başarıyle canlandıracak artisti seçmek meselesi çok önemliydi.

Gertrude Lawrence’in kızı ve kocası Richard Aldrich dahil onu yakından tanıyan, özel hayatında büyük yari olan kimselerin pek çoğu hayattaydı. Bu filimde yapılacak en küçük bir hata, büyük zararlara yol açabilirdi.

«Sound of Music», «Mary Poppins» ve «Thorughly Modern Millie» gibi filimlerin başarılı yıldızı Julie Andrews, Gertrude Lawrence rolüne seçildiği zaman müteveffa yıldızı tanıyanlar rahat bir nefes aldılar. Julie Andrews, gerçekten ikinci bir Gertrude Lawrence olabilirdi. Hatta beyazperdede kısa zamanda gösterdiği büyük başarı, Julie Andrews‘in ilerde, Gertrude’u geçmesini dahi mümkün kılabilirdi. Julie Andrews de Gertrude Lawrence gibi sahnede şarki söyleyip dans edebiliyor, aynı zamanda sahip olduğu üstün rol kabiliyetiyle kendisini seyredenleri bir anda büyüleyebiliyordu.

Julie Andrews Sinemanın Tek Müzikal Yıldızı1898’de dünyaya gelen Gertrude Lawrence’in babası seyyar tiyatrolarda revü artistliği yapıyordu. Gertrude da küçük yaşta babasıyle beraber sahneye çıkmıştı. Julie Andrews’in de çocukluk hatıraları arasında annesi ve babasıyle beraber sahneye çıktığı günlerin yeri pek büyüktü.

Gertrude Lawrence ile Julie Andrews’in birbirlerine benzemeyen tek tarafları çocuklarına karşı tutumlarıydı. Gertrude Lawrence ilk izdivacından olan kızı Pamela’yı daima ihmal etmiş, kendisi sahne hayatının gürültüsü, patırtısı içinde haşır neşir olurken çocuğunu da yabancılara bırakmış, onu pek seyrek hatırlamıştı. Pamela, annesinin boyunda bir genç kız olduktan sonra Gertrude Lawrence onunla ilgilenmiş, kızını bir anneden mahrum bıraktığı için vicdan azabı çekmeye başlamış, fakat artık vaktin çok geç olduğunu anlamıştı. Julie Andrews ise her şeye rağmen küçük kızı Emma Kate’e olan görevlerini ön planda tutmakta, bir dakika boş kalsa bunu kızının yanında geçirmektedir.

Yıldız iyi bir anne ve iyi bir yıldız olmayı kendine prensip edinmiş ve bugüne kadar da bu iki işi birden yürütmesini bilmiştir. Ancak analık ruhunun derinliklerini gayet iyi bilen Julie Andrews, beyazperdede Gertrude Lawrence’i canlandırırken, onun çektiği acıyı anlatmaya çalışmıştı. Netekim filmin galasında, Gertrude Larence’in kızı da Julie Andrews’in başarılı oyunu sayesinde annesinin vaktiyle ne büyük acı çektiğini, kızının hasretiyle nasıl kıvrandığını anlamış, 1952’de ölen annesini ancak o gece tanıyabilmişti.

Tesadüflere inandığını her fırsatta belirten Julie Andrews’in sinema dünyasının rakipsiz müzikal yıldızı olmasında da tesadüflerin gerçekten payı büyük.

Yıldız, «Sound of Music» filmindeki başarısıyle Oscar kazanmıştı. Fakat bu ilk müzikal filim onun ilerde de basarılı bir müzikal yıldızı olabileceğini garanti edemezdi ki… Asıl, Julie’nin bundan sonra çevireceği filimleri mühimdi. Çünkü bir artist, bir filimde tesadüfen de başarı kazanmış olabilirdi, ama bu başarıyı daha sonraki filimlerde devam ettirmesi hatta artırması o artistte biraz kabiliyet bulunması şarttı.

Julie Andrews, diğer bazı yıldızlar gibi ilk şöhretini müzikal bir filimde yaptıktan sonra değişik türdeki filimlerde oynamak hevesine kapılmamıştı. Tam aksine genç kadının en büyük isteği müzikal filim yıldızı olarak kalabilmekti. Bunun için de daha fazla müzikal filim çevirmeyi aklına koymuştu.

Yıldızın «Mary Poppins» ve «Throughly Modern Millie» isimli filimlerdeki başarıları da onun hakkında ümit besleyenleri cesaretlendirmişti. Ama «Star» (Yıldız) isimli son filmindeki Gertrude Lawrence rolüyle şöhretin, başarının zirvesine çıkmış oldu. Muhteşem gala gecesinden sonra dünya basınında Julie Andrews’in bu filimde çekilmiş fotoğrafları yer aldı, yazarlar, Julie Andrews’in hayat hikayesini tekrar tekrar yazdılar. Dergiler kapaklarında ünlü yıldızın resmini yayınlamak için hazırlığa başladılar. Kısacası, 1968 yılı birdenbire Julie Andrews’in yılı oluverdi. Gertrude Lawrence belki ölmüştü, ama Julie Andrews, her şeye onun bıraktığı yerden başlıyordu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-33-sayisi)

10.08.2019 22:47

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 11:41

    VEYSEL KASAP

    yaşlı kadın oldukça etkilenmiş anne kaybının üzüntüsünü geçte olsa daha net anlamış.
  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 11:47

    BURAK UZUNYOL

    Kraliçe II. Elizabeth'in elinden ödül almak büyük başarı Julie Andrews bunu başardı.