Menü

Curd Jurgens’in Pembe Dünyası

çocuklar gibi mutlularÇOCUKLAR GİBİ — Sinema dünyasının boğucu, sıkıcı havasından kurtulmak, Simone Bicheron – Curd Jürgens çiftini pek sevindirdi. Kendilerini çocuklar gibi şen ve tasasız hissediyorlardı. Çiftliğe ilk geldikleri gün sevinçten ne yapacaklarını şaşırdılar. Artık mecbur kalmadıkça, şehre dönmeyeceklerdi. Curd, zaman zaman istemeyerek üzdüğü eşinin sevinçli halini gördükçe daha da neşeleniyordu.

curd jürgens

Curd Jürgens ve genç eşi Simone Bicheron, adını «Pembe Dünya» koydukları bir şato yaptırdılar. Ünlü aktör, çalışmadığı zamanlar karı – koca vakitlerini burada tabiatla baş başa geçirecekler ve ancak mecbur oldukları vakit şehre inecekler.

Genç kadının vücudu kesik hıçkırıklarla sarsılıyordu. Karşısında oturan erkek de başını iki eli arasına almış, derin düşüncelere dalmıştı. Biraz ötede, pikabın kolu boşa dönüyordu. Şöminenin ateşi azalmış, salon adamakıllı soğumuştu. Dışarda, sisli, yağmurlu Paris akşamlarından biri daha başlamak üzereydi. Caddeleri aydınlatan cıvalı lambaların ışığı pencerelerden içeri sızmış, salon bu loş ışık altında daha da kederli bir havaya bürünmüştü.

Dakikalar gelip geçiyordu. Kadın, hep ağlıyor, kesik hıçkırıklar, boşa dönen pikap kolunun madeni tik-tak’larına karışıyordu. Erkek hala düşünceliydi. Bu sıkıcı hayatı değiştirmek için mutlaka bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu ama çevresinin şartların uymak zorunda kaldıkça da buna imkan yoktu. Yakışıklıydı, şöhretliydi, dünyanın dört köşesinde milyonlarca hayranı, onun filmlerini görmek için sabırsızlanıyordu. Gala gecelerinde, ziyafetlerde toplantılarda hep güler yüzlü olması şarttı. Hatta biraz da reklam olsun diye güzel hanımlarla ilgilenmesi, yahut ilgilenir görünmesi gerekiyordu.

Alman asıllı ünlü aktör Curd Jürgens, genç eşi Simone Bicheron’a bunları bir türlü anlatamamış, genç kadın her gün kocası hakkında yeni bir dedikodu dinlemekten bıkmış usanmıştı. İşte o gün de Curd’un sinema dünyasının güzel yıldızlarından biriyle flört ettiğini haber almış ve kavga kopmuştu. Simone Bicheron, kocasına pek çok şey borçluydu, ama bir kadının izzeti nefsiyle bu derece insafsızcasına oynanmasına da dayanamayacaktı. Curd Jürgens, karısını gerçekten sevdiği halde bu ithamlar karşısında ne diyeceğini şaşırmıştı. İşte bu yüzden ünlü çiftin mutlu dünyası birden kararıverdi, sıcak aile yuvası, birdenbire cehennemden bir köşe oldu.

Curd Jürgens, karısının hıçkırıklarını dinledi dinledi… Piposunu yakıp birkaç nefes çekti. Zavallı Simone’cuk pek perişan bir haldeydi. Karısının yanına gitti. Kolunu boynuna doladı ve kulağına, «Bir daha sensiz hiçbir gece kulübüne gitmeyeceğim,» diye fısıldadı. «Bu kalabalık şehrin çeşitli dertleri senin de sinirlerini bozuyor. Haydi, ağlamayı bırak artık, beni dinle.»

Simone, başını kaldırmış, kocasına bakıyordu. Bir eliyle gözlerinin yaşını sildi. Sonra Curd’u dinlemeye koyuldu.

Yakışıklı aktör, bir süre önce Tourettes’de beş hektarlık bir arazi satın almıştı. Burada modern bir çiftlik yapıp, karısıyla oraya çekilmeyi düşünüyordu. Film çevirdiği zamanlar şehre inecek, fakat bu arada vaktinin çoğunu çiftliğinde geçirmeye gayret edecekti.

Genç kadın, böylece, kocasını yabancılarla paylaşmak mecburiyetinden de kurtulmuş olacaktı. Curd, sinema dünyasının sahte şatafatı içinde değişip bambaşka bir insan oluyordu. Simone, kocasının meslektaşları arasında kendini yapayalnız ve yabancı hissetmekte yerden göğe kadar haklıydı.

Curd jürgens, «Çiftliğimizi bir saadet şatosu haline getiririz,» diyordu. «İster misin, adını ‘Pembe Dünya’ koyalım? Orada göz yaşlarına, acı sözlere, kederli düşüncelere hiç yer vermeyelim.»

Simone BicheronYağmurlu gecede verilen çiftlik kurma kararı, aradan bir hayli zaman geçtikten sonra gerçekleştirilebildi. Curd, saadet şatosunun planlarını çizen mimarlara bizzat fikir vermiş, gece yarılarına kadar onlarla beraber çalışmıştı. Çiftliğin hayvanlara ayrılan bölümleri de şato kadar modern mimariye uygun bir tarzda yapılacaktı. Ünlü aktör, çiftlikte, sürü hayvanlarından başka av köpekleri de yetiştirmek istiyordu. Bu da onun çocukluktan kalma bir hevesiydi. Küçükken evde köpek beslemesine izin verilmemiş, Curd da ilerde bir sürü köpeğe sahip olmayı aklına koymuştu.

«Pembe Dünya» güzel bir tesadüf eseri, Simone’un doğum gününde tamamlandı, karı – koca hemen arabaya birkaç parça giyim eşyasını atıp çiftliğin yolunu tuttular. Simone, modern tarzda inşa edilmiş evin önündeki yüzme havuzuna, her tarafı büyük camlarla kaplı şömineli salona bayılmıştı. Sabahları da kuş sesleriyle uyanacak, temiz havayı ciğerlerine çekip kahvaltı sofrasına oturacaktı. Artık konserve yiyeceklere de ihtiyaçları kalmayacaktı. Simone belki ideal bir aktör karısı olamamıştı ama, şimdi ideal bir çiftçi karısı olmak için var gücüyle çalışacaktı.

Simone Bicheron, çiftliğe yerleştiği gün, tuvalet masasındaki makiyaj malzemelerinin hepsini bir köşeye itti. Şatafatlı tuvaletleri naftalinleyip dolaba kaldırdı. Burada ona birkaç pantolon, ve spor elbise yetecekti. İnce topuklu ayakkabılara da ihtiyacı kalmamıştı. Hele makiyaj yapmasına hiç lüzum yoktu. «Pembe Dünya» nın ona verdiği mutluluk, sandık dolusu makiyaj malzemesinin yerini tutuyordu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-12-sayisi)

31.08.2015 18:00

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 12:19

    Yusuf Kadri

    artist bi adam dı bu hatırlıyorum