Menü

Kaçak Türkan Şoray Bulundu!

Bundan altı ay öncesine kadar bir Türkan Şoray efsanesi dillerde, gönüllerde dolaşır dururdu. Türk sinemasının bir numaralı kadını nasıl yaşardı, nasıl eğlenirdi, filim çalışmaları dışında kalan zamanını nasıl değerlendirirdi, kimse bilmezdi. Ne yerdi, ne içerdi, denize girer miydi, girmez miydi, hepsi meçhuldü… Bilinen tek şey, Türkan Şoray’ın kolay kolay aşılamayan bir «demir perde» arkasmda olduğuydu.

Kaçak Türkan Şoray Bulundu!Bu şekilde davranmakta haklı mıydı? Elbette… Şu bir gerçektir ki, ortalıkta fazla gözüken, o gece kulübü senin, bu pavyon benim diyen, skandallere, dedikodulara gırtlağına kadar batan bir sinema artistinin Türk sinemasında yıldız olmasına, hele birinci kadın, tek kadın olmasına imkan yoktur. Her an ortalıkta gözüken, her an dedikodulara, skandallere kanşan bir Türkan Şoray «efsane kadın» olamazdı elbette.

Sonra Rüçhan Adlı’yla aynlık saati geldi çattı, iki sevgili büyük patırtılarla, gürültülerle birbirlerinden koptular. Arkasından devamlı dedikodular… Ve Türkan Şoray gazetelerin, mecmuaların bir numaralan kadını oldu… «Türkan Şoray Avrupa’ya kaçtı», Türkan Şoray kayboldu», «Türkan Şoray bulundu», «Türkan Şoray evlenecek», «Türkan Şoray hayatını anlatıyor»… Kısacası ipe sapa gelmez bir sürü asılsız söylenti.

O günlerde bir gece Dormen Tiyatrosu’nun kulisinde oturuyorduk. Semiramis Pekkan, «Oh!» dedi. «Ajda ile ben gazetecilerden kurtulduk artık.» Herkes merakla sebebini sordu. Semiramis, «Anlayamadınız mı ayol,» diye cevap verdi. «Türkan Şoray, Rüçhan Adlı’yı terk etmiş. Artık koskoca Türkan dururken, gazeteciler bizi yazarlar mı?» Hatırlarsınız belki, o sıralarda bütün basın Ajda ile Semiramis’in aşklarından bahsediyordu.

Kaçak Türkan Şoray Bulundu!Semiramis Pekkan’ın iyi niyetle yaptığı bu esprisinde acı bir gerçek yatmaktadır. Türkan Şoray, Rüçhan Adlı’dan zamansız ayrılmakla efsaneliğini kaybetmişti. Neyse biz bu kısa hatırlatmadan ve girişten sonra esas konumuza dönelim.

Türkan Şoray’ın ana evini terk ettikten sonra çeşitli söylentilerin ortada dolaştığı herkesçe malum…

«Türkan Şoray, Levent’e Rüçhan Adlı’nın evine döndü», «Türkan Şoray Bebek’te yalı kiraladı», «Türkan Şoray Sarıyer’de ev tuttu», «Türkan Şoray bir arkadaşımn evinde saklanıyor»…

Oysa bizim kendi kanallarımızdan elde ettiğimiz bazı haberler bütün bu söylentilerin asılsız olduğunu ortaya koyuyordu. Üç günlük bir çalışmadan sonra nihayet beklediğimiz an gelmişti. Türkan Şoray Şişli civarında bahçe içinde, iki katlı bir evde oturuyordu. Evi 15 gün önce 2.500 liraya kiralamıştı. Yanında iki hizmetçisi vardı. Bahçede kocaman bir köpek… Ancak bu eve nasıl girecektik? Evin beyaz boyalı, demir kapısı vardı. Duvarlar yüksekti, içerisi görülmüyordu. Kapı açıldıktan sonra on adım yürünüyor, evin esas kapısına geliniyordu. Bu kapı da demirdendi.

Yağmurlu bir eylül akşamında Türkan Şoray’ın yeni evinin kapısını çaldığımız zaman genç bir kadın çıktı karşımıza.

Kaçak Türkan Şoray Bulundu!– «Türkan Hanımı görmek istiyoruz.»

– «Yanlışınız var beyefendi! Burada Türkan Hanım diye kimse oturmuyor! Doktor Asaf Beyin evi burası!»

– «Bize verilen adres böyle ama!»

– «Kim verdi adresi?»

Bu sırada yukan kattan Türkan Şoray’ın yakından tanıdığımız sesini duyduk: «Kim geldi Sadiye Hanım?»

Bir, «Oh,» çektik. Şoray’ı bulmuştuk. Allah vere de gündelik gazeteler bizden evvel davranmasalar, baskı tekniğimizin geç oluşuna kurban gitmeseydik.

Türkan Şoray on dakika sonra yanımıza geldiği zaman yüzünde şaşkın bir ifade vardı. Kızgındı, biraz da solgundu…

– «Sizi tebrik ederim,» diye konuşmaya başladı. «Merak ediyorum burayı nasıl buldunuz? Kim verdi adresi?»

– «Gazetecilik görevimiz sizi bulmak.»

– «Öyle, ama… Biliyorsunuz… Biraz kendimi dinlemek istiyorum. Dedikodulardan mahvoldum. Neyse sizi tekrar tebrik ederim. Yalnız rica edeceğim Allahaşkına adresimi kimseye vermeyin. Mecmuaya da yazmayın.»

Oturduğumuz salon «U» biçiminde. Yerde üç parça İsparta halısı var. Möble klasik Fransız stili. Salonun ortasına gelen kısımda duvar dibinde cilası biraz bozulmuş bir piyano duruyor.

Kaçak Türkan Şoray Bulundu!Türkan Şoray karşımızda oturmuş, çarnaçar sorularımıza cevap veriyor. İri, kara gözleri her zamanki gibi parlak. Saçları omuzlarına dökülmüş. Üzerine kahverengi, işlemeli, spor bir elbise giymiş.

– «Son dedikodular hakkında ne düşünüyorsunuz?»

– «Ne gibi?…»

– «Anneniz, Rüçhan Adlı, kardeşinizin artist olması, daha birçok laflar, söylentiler…»

– «Annemden ikinci defa ayrıldım. Beraber olamıyoruz. Kocası ile de banştı. Onun ayrı evi, benim ayrı evim var. Rüçhan Beyle şimdilik sadece eski iki dost, arkadaşız.

Nazan Şoray artist olabilir. Muvaffak olacağım zannederim. Çok kabiliyetli bir kızdır. Elimden gelen yardımı yapmak isterim. Nihayet kardeşim. Aynı kanı taşıyoruz.»

– «Rüçhan Adlı, eşinden bir aya kadar aynlıyormuş. Bu, gerçekleşirse onunla hayatınızı birleştirecek misiniz?»

Derin bir sessizlik çöktü salona. Türkan’ın gözleri yere çakıldı kaldı. Otuz saniye… Kırk saniye…

– «Şu anda kesin bir şey söyleyemem ki… Allah bilir. Belki olur. Evlilik iki taraflı bir akittir. İki tarafın da muvafakatinin olması gerek. Bakalım o istiyor mu benimle evlenmeyi?»

– «Eşinden ayrılacağına göre…»

Kaçak Türkan Şoray Bulundu!– «Öyle, ama… Dedim ya… Bunu iki tarafın da istemesi şart.»

– «Siz Rüçhan Adlı’yı terk ettiğiniz günlerde demiştiniz ki, ‘Altı yıldır nikah yapmadığı için terk ettim onu!’ Şimdi eşinden kesin olarak ayrılmak istediğine, yine bazı zamanlar beraber görüldüğünüze göre…»

– «Evet. Demin de dedim ya. Allah bilir. Gelecek için şimdiden bir şey söyleyemem…»

– «Farzedelim ki Rüçhan Adlı ile iki ay sonra evlendiniz. Sinemayı bırakacak mısınız?»

– «Bugüne kadar hiç böyle bir şey konuşmadık. Kim bilir bir gün belki sinemayı terk ederim. Ama zirvedeyken. Bugünkü gibi zirvedeyken…»

Bizi karşısında gördüğü ilk andaki hırsı, heyecanı kaybolmuştu.

– «Neden annenizle hep karşı karşıya geliyorsunuz?»

Birden yüzü bulutlandı Türkan Şoray’ın… Daldı gitti.

– «Ben hiç bir zaman annemle çatışmak istemem. Bütün bunlara sebep o. İzmir’e gittiğim gün gazetecileri eve dolduruyor, ‘Türkan kaçtı’ diye boş dolapların resimlerini çektirip kendine göre bir şeyler yapmak istiyor. Ama nedir bunlar bilemiyorum?… Ne diyeyim. Allah islah etsin!»

– «Bugüne kadar hiç babanızın sesi çıkmadı. Sizinle ilgilenmiyor mu?»

– «İlgilenmez olur mu? Her zaman görüşüyoruz. Babam asil bir adamdır. Böyle işlere girmez. Ah ne olurdu, annem de babam gibi olabilseydi!…»

– «Belki anneniz de kendine göre haklı. Rüçhan Adlı ile evlenmenizi istemiyor…»

– «Rüçhan Adlı ile evlenip veya evlenmeyeceğim benim bileceğim bir iş. Buna sadece ben karar veririm. Sonra Rüçhan Beye bu kadar neye yükleniyor, anlamıyorum? Yıldız asfaltında satın aldığım arsadan Rüçhan Beyin 200 bin lira yediğini iddia etti, gazetelere beyanatlar verdi. Daha geçen gün arsama aldığım fiyattan 200 bin lira fazla verdiler, satmadım.»

Laf lafı açar misali otursak, sabaha kadar çene çalsak bitmez bu konular. Dört saattir konuşuyoruz. Yeni bir gün başlayalı 15, 20 dakika oluyor. Müsaade isteyip kalktık. Arkamızdan sesleniyordu: «Allahaşkına adresimi kimseye söylemeyin, mecmuaya da yazmayın. Başımı dinlemek istiyorum.»

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-38-sayisi)

10.08.2019 22:57

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 17:30

    DAMLA GÜZEL

    SULTAN diye boşa demiyoruz çok hala çok güzelll
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 17:30

    MÜSLÜM KOŞAN

    yeri ve güzelliği dolmayacak sanatcılardan
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 14:37

    OZAN YURT

    kaçak sultan bulunmuş anlaşılan :D