Menü

Kadir İnanır İsyan Etti

AŞAĞILIK HERİF”

Evet, yukarıdaki yakıştırma İnanır’a ait. Nedeni de iki yıl önce 62 hafta boyunca yaptığımız ve birçok günlük, haftalık yayınlara gazeteciliğimizle örnek olduğumuz “Cesur Konuk” dizisinde cesurca (!) yaptığı konuşmanın iki yıldır ağrıttığı beyninde başlayan bulanıklaşma olsa gerek..



“Bütün röportajlarımda cesaret vardır. Son söylenecek sözü en başta söylerim. Riyasız, yalansız, konuştuğumuz her şeyin hasabını vererek konuşuruz.”

Evet, bu sözleri söyleyen ve bunun gibi birçok iddialı kelamları eden Türk sinemasının zirvedeki aktörü Kadir İnanır. 10 yılı aşkın süredir halkın baştacı ettiği sanatçının en belirgin özelliklerinden biri, en son söyleyeceği sözü en başta söylemek. Asabi ve hırçın yapısından kaynaklanan dövüşken karakteri sadece fiziksel eylemlerle değil, beyinsel eylemlerle ortaya çıkıyor daha çok. Ve yukarıdaki sözü gazetemizde iki yıl önce yayınlanan “Cesur Konuk” röportaj dizisinde söyleyen Kadir İnanır aynı söyleşide “Dayak” konusunda da çok iddialı konuşmuştu.



– “Ben kadınları döverim. Hem de çok kötü döverim. Ama ben kadını çalışmadın diye dövmem. Kendi özel ilişkilerimden, icap ederse fena döverim. Saygısız davranırsa döverim. Saygısız olan herkes gücüm varsa benden fena dayak yer…”

– Sinirli karaktere sahipsin. Hiç kavga ederken dayak yedin mi?

– “Bana kimse dayak atamaz. Atamaz çünkü ben kolay kolay dayak yemem. Eğer benden güçlü olup da dayak atarsa ertesi gün 1000 kişilik ailem bana dayak atanı gebertir.”



İşte bu cesurca açıklamaları Kadir İnanır’ın büyük tepkiler toplamasına neden oldu. Babiali’ye örnek olan gazeteciliğimizin tepkileri birçok günlük ve haftalık yayın organları tarafından işlendi. Kadın Hakları Derneği, Türk Anneler Derneği ve birçok kadın sanatçı tarafından kınanan Kadir İnanır o günden bugüne bu açıklaması yüzünden sürekli eleştirildi. Ve birçok meslektaşımız yaptığımız “Cesur Konuk” dizisini örnek alarak yaptıkları gazetecilikte aynı soruları sorarak birçok sanatçı gibi Kadir İnanır’ı da sürekli sıkıştırdılar. Ve öyle bir an geldi ki Kadir İnanır özel dostluğumuz çerçevesinde sık sık şöyle dert yandı;



– “Bir röportaj yaptınız. Herkes üstüme saldırdı hâlâ da saldırıyor. Bundan böyle beni fazla konuşturmayın. Hele hele kadın olaylarında dayak olaylarında hiç soru sormayın bana…”

Böyle konuşan Kadir İnanır “Cesur Konuk” röportajından yaklaşık bir yıl sonra aylık bir magazin dergisine yine dayak üstüne konuşarak yıldırımları üstüne çekiyordu;

-“Kavgacı bir toplum olduğumuzdan ve değer yargılanmız kavgaya uygun olduğundan dayak olayı sürüp gider. Yalnız kadın dayak yemiyor ki, kadınlar da erkekleri dövüyor. Bana gelince, ben ahlaksızlık yapan, terbiyesizlik eden kadını defalarca uyarmışsam buna karşın o hâlâ yapıyorsa, işte o kadını döverim. Dövme de bırak gitsin, derseniz o zaman ahlaksız olur. Kadını kontrol etmek gerekir. Bu yüzden ahlaksızlık etti mi döveceksin.”



İNANIR DAYAKOMANİK Mİ?

Şimdiye kadar röportajlarına son derece sağlıklı eğilen, basına karşı büyük saygınlığı olan Kadir İnanır’ı sinirlendirmek için sinemadan veya özel ilişkilerinden birkaç soru sormak yeterliydi sadece. Ondan sonra açsın ağzını yumsun gözünü. Pardon vursun yumruğunu… Kadir İnanır son olarak haftalık bir magazin gazetesine yaptığı “meyhane röportajı”nda aldığı birkaç duble alkolün tesiriyle yine dayak üzerine konuştu. Ama bu sefer dayağı kadınlara değil “kadınları döverim” haberini onun ağzından yazan gazeteciye dayak atmaktan söz ediyordu. Hangi devirde yaşıyorsak artık Kadir İnanır için ağız burun kırmak son derece rahatlatıcı bir hareket, doğal bir eylem ve verilmiş bir haktı(!). Üstelik dünkü yediği yemeği unutan fazla entellektüel insanlarımız gibi Kadir İnanır “Kadını Dövme” konusunu işleyen röportajı yapan yazarımızın adını unutarak konuşuyordu.



– “O yazan kimse, bak haysiyetli gazeteci yazdığı yazının altına imzasını koyar tamam mı? Adını koymayıp bu şekilde yazanlar aşağılığın tekidirler. O adam beni izleyicinin önünde küçük düşürmeyi amaçlayan, kompleksli, aşağılık herifin teki. Niye döveyim kadını… Bana ne? Ben kadını niye döveyim ki, böyle bir şeye sebep yok ki… Hangi kadın dövülmüş, böyle bir şey yok. Saçma! Onu yazan manyak, kompleksli, hastalıklı bir adam ya da kadın, kim yazmışsa… Benim bu lafı söylediğime dair elinde belge olması lazım. Ağzını burnunu bir kırayım o zaman gitsin şikayet etsin, kime edecekse…”

Bunları söyleyen Kadir İnanır aşırı meşguliyetinden olacak hangi gazetelerle ne tür röportajlar yaptığını unutacak kadar hafıza kaybına uğramış herhalde. Türk sinemasında saygın bir yeri olan ve sinema adına bir şeyler yaptığını iddia eden sanatçıya böyle hafıza kaybı yakışmaz. Günün birinde ne tür filmler çevirdiğini de unutursa vay haline…



Ben Kadınları Döverim lafını söylediğime dair elinde belge olması lazım. Ağzını burnunu bir kırayım, o zaman gitsin şikayet etsin, kime edecekse. Ne demek yani ben kadınları döverim? Böyle saçma bir şey olur mu? Niye dövüyorsun kadınları, sen manyak mısın demezler mi bana?”

Bu sözleri haftalık bir magazin gazetesine söyleyen Kadir İnanır’ın röportajı yaptığı yer bir meyhaneydi. “Erkek Erkeğe… Kadir İnanır ile Meyhane Sohbeti” başlığı ise röportajın içeriğini yeterince vurguluyordu. Başka gazetecilerin başarılı röportajlarını konu ederek yapılan gazeteciliğe Basın Yayın Yüksek Okulu diplomalı aktörümüz tam meyhane ağzıyla yanıtlar veriyordu. Yani birkaç duble içkiyle dünyayı küçük gören 20. yüzyılın Güliver’i olmuştu Kadir İnanır. Hani bir yediği yemeği unutuyor ama çoğumuz dünkü günde birden fazla öğün yemek yediğimiz için bu unutkanlık normal sayılıyor. Sanmıyoruz ki 10 yılı aşkındır tanıdığımız ve aynı mecliste çok söyleşi yaptığımız İnanır, günde birden fazla söyleşi yapsın ve verdiği demeçleri karıştırsın. İşte bu yüzden İnanır’ı dostça uyarıyor ve aynı röpoortajda insan ve meslek ilişkilerine dair yaptığı diğer önemli açıklamaları teybe kaydederek yaptığımız “Cesur Konuk”tan tekrar yayınlıyoruz. Çünkü Kadir İnanır’ın unuttuğu belge hâlâ gazetemizin bant arşivinde saklanmaktadır.



ON YILLIK HAYAT ARKADAŞI CANAN YAKA DİYOR Kİ:

Kadir’ı ben de tanımıyorum”

Her röportajında çevresindeki çeşitli kesimlere sataşmayı elden bırakmayan Kadir İnanır bu karakteriyle her zaman büyük tepkiler alan olumsuz eleştirilere hedef olan sanatçı niteliğini koruyor. Kadir İnanır’ın sanatçı kişiliğine gelen olumsuz eleştiriler yalnız kendisini değil, başta 10 yıllık hayat arkadaşı ünlü modacı Canan Yaka olmak üzere bütün yakınlarını, sevenlerini de üzüyor. Tıpkı haftalık bir magazin yayınına herhalde içkili olarak yaptığı açıklamalardan duyulan üzüntü gibi… Şey’e iki gün önce yaptığı “Cesur Konuk”taki açıklamalarından ötürü sürekli eleştirilen Kadir İnanır’ı bugün söylediklerini inkar etmesi ve röportajı yapan arkadaşımıza ağır hakaretlerde bulunması üzerine telefonla aradık. Uşak’ta film çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen 10 yıllık hayat arkadaşı Canan Yaka üzüntüsünü şöyle dile getirdi.



– “Kadir İnanır’ı ben de tanıyamıyorum. Sizi, özellikle ŞEY Gazetesi’ni nasıl sever bilirsiniz. Evine soktuğu ve benimle basına röportaj verdiği tek gazete sizsiniz. Son derece hümanist, adaletli yüreğiyle bu lafları söyleyen Kadir olmaz. Evinde basını kabul etmediği için gittiği yerlerde içkili sohbet oluyor. Ve inanın karşısındaki insanlar Kadir’i kışkırtıyorlar. Bir olayın üstüne bu kadar gidilmez ki. İki yıl önce sizin yaptığınız röportajın faturasını hâlâ ödüyor Kadir. Kadir’den önce ben özür diliyorum sizden. Çünkü onun kasti olarak ve bilinçli bir şekilde böyle hakaret edeceğine inanmıyorum.”



UNUTMA

Bu İncilerde Senin

– Onlarla benim aramda görüş ayrılığı var. Antalya’da bana ödül vermeye kalkarlarsa kafalarına vururum.

– Ödül kazanmak isteyen bana gelsin.

– Emeğimle hakettiğim, kazandığım paramı kimse sömüremez. Fizan’da olsa söke söke alırım.

– Kimse kimseyle rakip olamaz. Benim için Orhan Günşiray, Ekrem Bora kimse Tarık Akan da odur.



– Her karşılaşan sanatçı birbirlerine selam verip öpüşsünler. Hatta arabalarının içinde olsalar dahi. Kelebekler gibi kol kola girip yemeklere gitsinler sık sık toplansınlar. İstirham ediyorum bunu büyük harflerle yazın.

– Daha bugüne kadar ben Canan’a “ne iş yapıyorsun” diye bir soru sormadım.

– Türk sinemasında kimsenin kullanamadığı tek aktör benim.

– Türkan Şoray ile yaşadığım aşk sokaklara döküldü.



– Yılmaz Güney denen adam benim çok samimi arkadaşımdır.

– İlişki kurduğum kadınlar hakkında 14 yıldır tek bir cümle söylemedim.

– Bugüne kadar kadın sinema oyuncularında hiç güçlük çekmedim. Bu da benim özelliğimden kaynaklanıyor. Karşımdaki insanı çabuk etkilerim.

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-7-sayisi/)

12.02.2021 22:09

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar