Menü

Kadir İnanır Ne Diyor?

YÜZBİNLERCE genç Kadir İnanır’ı örnek alır, onun gibi olmak için çeşitli yarışmalar kanalıyla sinemaya geçmenin yollarım arar dururlar… Bu arada sinemamızın bu yakışıklı aktörü, sayısız genç kızın yüreğini hoplatır, rüyalarını süsler… «Davulun sesi uzaktan hoş gelir» diye bir söz vardır. Bunların hepsi iyi hoş da, acaba Kadir İnanır olarak yaşamak zor mu kolay mı? Kısacası madalyonun öbür yüzünü düşündünüz mü hiç?



«Kendimi bildim bileli mücadele içindeyim» diyor ve sürdürüyor konuşmasını Kadir İnanır, «Sinemaya attığım ilk adımla başladı bu mücadele ve hala da devam ediyor. İnsan sinirlerine hakim olmalı, ne yaptığını iyi bilmeli ve tabii ki yetenek de şart. Ben kendimi övmek istemiyorum ama, sinema setçisi filmlerime giderek, ilgi göstererek, bunu kanıtlıyor zaten. Halkın beğendiği bir aktör olmak çok güzel bir duygu. Ancak inanın Kadir İnanır olarak yaşamak çok zor.»

Bir sinema oyuncusu devamlı stress içinde yaşamak zorunda… Kadir İnanır da o gerilimi yaşıyor. Aslında biz bu röportajda sanatçının kadınlarla ilgili düşüncelerini öğrenmek istedik. Ama, İnanır’ın yukarıdaki sözlerini de yazmadan edemedik.



Gelelim kadınlara ve onlar hakkında bu yakışıklı aktörün düşüncelerine. «Beni çok beğeniyorlar» diyor Kadir İnanır, «Onların bu beğenisi beni çok duygulandırıyor…

Her gün telgrafla, mektupla ya da telefonla bana evlenme teklifinde bulunuyorlar.»

İnanır’ın bu ilginç sözlerinin ardından kadınlarla ilgili hazırladığımız soruları yöneltiyoruz sanatçıya. O da dobra dobra cevap veriyor:

– Doğduğunuz yer olan Fatsa’dan hangi tarihte ve nasıl ayrıldınız?



«Ortaokulu bitirmiştim. İstanbul’a gelerek Türkiye’de herkesin çok iyibildiği Haydarpaşa Lisesi’nde okumak istiyordum. Önceleri bu fikrime ailem karşı çıkmıştı. Daha sonra onları ikna ettim ve 1962 yılında İstanbul’a gelerek Haydarpaşa Lisesi’ne girdim. Okulumuz yatılıydı. İstanbul’la ilk tanışmam lisemizin pencerelerinden görünen manzaralarla başladı.»

– İstanbul’a geldiğiniz zaman kadınlarla diyalog kurmakta güçlük çektiniz mi?

«Kasabadan gelen bir gencin kolayca diyalog kurması mümkün değil. Okulumuzda kız da yoktu. Ayrıca öteden beri kadınlarla diyalog kurmakta güçlük çekmişimdir. Bu durum Kadir inanır isimlendikçe daha da güçleşti. En sevdiğim kız arkadaşımla bile birlikte görünemiyorum. Basın bizi yanlış yorumluyor, yanlış tanıtıyor.»



– Bu diyalog güçlüğü hala sürüyor mu?

«Son dört yıldır bu güçlüğü çekmiyorum. Çünkü kadınları her yerde savunuyorum. Onlar da kendilerini savunduğumu iyi biliyorlar… Böyle olunca da diyalog kurmak zor değil. Bunu hangi açıdan yorumlarsanız yorumlayınız…»

– Türkiye’de kadının durumunu geçmişle kıyaslarsak, nasıl bir durumdadır, iyi midir yoksa daha iyi olabilir mi?

«30 yıl önce kadının Türkiye’deki yeri yalnızca çocuk doğurmakla görevli bir üretim aracıydı. Yalnız büyük şehirlerde yaşayan kadınlar hariç tabii. Çağın giderek ülkemize yansıması, teknolojinin getirdiği yenilikler ve ekonomik şartların zorlanması, kadının yerini 30 yıldan bu yana hızla değiştirdi. Artık kadın bir araç değil, amaç olma, saygın birey olma durumundadır.»



– Kadınların toplum içinde, erkeklerine her konuda destek olabileceklerine, çalışacaklarına inanıyor musunuz?

«Kesinlikle inanıyorum… Ayrıca bu konudaki düşüncelerimi her vesileyle savunuyorum, anlatıyorum.»

– Bir köy kadını ile şehir kadını arasındaki farklar size göre nelerdir?

«Bu, bulundukları yerin coğrafi ve kültürel yapısıyla son derece ilişkili. Ne acıdır ki kırsal kesimde yaşayan kadınlarımız 30 yıl önceki varlıklarından fazla bir varlık gösteremediler. Hiç gelişmediler mi? Tabii ki geliştiler ve onlar da bazı adımlar attılar. Ama yeterli değil. Çünkü kırsal kesim geliştikçe, kent de gelişti ye aradaki fark her zaman devam etti, bundan sonra da devam edecek…»



– Feminizm hakkında ne düşünüyorsunuz?

«Bugüne kadar bu konu çok yazıldı ve çok röportajlar yapıldı. Ülkemizde feminizmi savunan çok az sayıdaki erkeklerden birisiyim. Ben, feminizmin her ülkenin kendi yapısına göre biçim bulmasından yanayım. Bugün Avrupa’daki ve Amerika’daki feminist tartışma ile Türkiye’deki feminist tartışma çok farklıdır. Önemli olan bu farklılıkları görebilmektir.»

– Kadınların dövülmeleri konusunda ne diyeceksiniz?

«Kadınlar çocuk doğurur… Bu kutsal görevleri nedeniyle, Tanrı onlara bir saygınlık vermiştir. Onların bu saygınlığının farkına varmak gerekir. Dövülme konusuna gelince… Yapılan istatistiklere göre, kadınların en az dövüldükleri ülke Türkiye’dir.»



– Bazı sanatçılar açıkça kadın dövüyorlar ve bu konular manşetler halinde dergi ve gazetelerde yer alıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

«Türkiye’de ‘kadının dövülmesi’ konusunda ilk röportaj benimle yapıldı. Ben o röportajda ‘çok sevdiğim kadını, kendi kadınımı döverim’ dedim, bu ‘kadınları döverim’ şeklinde yayınlandı. Sanatçıların kadın dövmesine gelince… Bir sanatçıya yakışmaz bu. Sanatçı fiziksel olarak değil, lafla dövmeli… Prensipte bir sanatçı kadın döverek afişe olmamalıdır. Bu yapılsa dahi çevreye yansıtılmamalı. ‘Kol kesilir yen içinde kalır’ demişler. Aile içinde tabii ki birtakım tatsız şeyler olabilir. Ancak bu aile içinde kalmalı.»

– Sizce kadın dövülmeli midir?

«Hayır… Yukarıda da söylediğim gibi kadınlara dayak atılmasına karşıyım… Ama… Herkesin bildiği ve benim de çok sevdiğim bir söz vardır; ‘Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir…’ Bu dizeler sorunuza cevap olabilir…»



– Hiç dövdüğünüz oldu mu?

«Benim dayaklarım daha çok sevmek demektir… Sevdiğim kadını dövebilirim de… Ama bu durum ne karakola düşecek bir boyuta ulaşır, ne de gazete manşetlerine çıkar… Her şeyin bir dozu vardır.»

– Size göre aile içinde kadının yeri nasıl olmalıdır?

«Kadın, ailenin bütün varlığını üzerinde taşıyan onurlu bir süjedir. Yalnız tüketici olan, bekleyen, mahpus bir tip değildir o… Hakkı olan, sözü olan, saygın bir durumda almalıdır kadın…»

– Sayısız genç kızın rüyalarını süsleyen ideal bir erkeksiniz. Size göre, fotoroman gençliğinin ya da ‘beyaz atlı prensi'(l) evlerinde bekleyen genç kızların mutlu olma şansları var mıdır?



«Bütün dünyada bu tip kızlar vardır. Bu yadırganacak bir durum değildir. O yaşın getirdiği bir durumdur. Gerçeklerle yüz yüze geldiklerinde o günleri bir tatlı anı olarak hatırlayacaklardır. Onların bir tatlı anı olarak hatırlayacakları o günleri Kadir İnanır olarak doldurmuşsam, ne mutlu bana.»

– Sinema oyuncusu olmak için evden kaçan genç kızlara ne önerirsiniz ve onlara neler söylersiniz?

«Bu durumla en çok karşılaşan oyunculardan birisiyim… Mektupla, telefonla ya da bizzat bana müracaat ederek artist olmak istediklerini söyleyen sayısız genç kızla karşılaştım. Bu şekilde hiçbir yere varılamayacağını anlattım onlara… Her zaman da anlatıyorum. Sinema oyuncusu olmak için güvenilir ve emin yollar vardır. Örneğin SES Dergisi sanıyorum şu sıralar, ‘Sinema Artisti Yarışması’ açtı. Bunun gibi yarışmalar bir fırsattır, bir umuttur. Ancak bu yollarla gelinebilir…»



– Birlikte film çevirdiğiniz kadın oyuncularla ilişkiye girdiğiniz oldu mu, açıkça söylemek gerekirse rol arkadaşlığı aşka dönüştü mü hiç?

«Çok özel bir soru bu… Bu soruya şöyle cevap vermek istiyorum: Belirli bir sıcaklığı tutturmadan sinemada başarılı olma şansımız çok azdır. Sinema mekanik değildir… İnsanların kendi sanatçı sıcaklığını gösteren bir gerçeğe dayanır. Mümkün olduğu kadar kadın sanatçılarla sıcak ilişkilere girilmesi gerekir… Daha fazla yorum yok…»



– Sizin idealinizdeki kadın tipini öğrenebilir miyiz?

«Saygın, kültürlü, sevecen ve kadın…»

– Hayranlarınız ne zaman evleneceğinizi merak ediyor. Onların bu sorusuna cevap verebilir misiniz?

«Ben boşanmak için evlenmem.. Evlilik müessesesi kendi saygınlığına erişecek boyuta geldiğinde kendiliğinden oluşur zaten… Zorlamalara gerek yok. Ama mutlaka bir gün evleneceğim.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-40-sayisi/)

27.11.2020 23:38

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 14 Temmuz 2016 14:49

    Canan Köroğlu

    Kadir İnanır feministliğin ne demek olduğunu pek algılayamamış galiba