Menü

Kaptanlara Büyük İş Düşüyor

GEÇEN hafta gelen mektuplardan birisi çok ilginçti. Kadıköy’den Bayan Melahat Sönmezocak takım kaptanlarında aranan niteliklerin neler olduğunu soruyor ve ”Hakemliği yeni bıraktınız. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın takım kaptanlarının ayrı ayrı eleştirisini yapar mısınız?” diyor.



Hemen belirteyim, takım kaptanı o takımın sahadaki sözcüsü, savunucusu, bir anlamda da sahibidir. Seyirci onun her hareketi ile yakından ilgilenir. Kendisini kabul ettirmişse kaptanın yaptığı itiraz destek bulur. Bir takım kaptanı, yerinde bir hareketle takımına moral verebildiği gibi hatalı bir tutumu ile de takımını yenilgiye düşürebilir.

Bu açıdan bakıldığı zaman takım kaptanının dikkatle seçilmesi gereği hemen ortaya çıkar. Her futbolcu takım kaptanı olamaz. Takım kaptanının takım arkadaşları tarafından sevilen, sayılan, takımına uzun yıllar verdiği hizmetiyle örnek davranışları olan, saha ve saha dışı tutumunda her yönüyle centilmen tanınan bir futbolcu olması gerekir.



Bu görevi alan futbolcunun sorumluluğu çok ağırdır. Bir yerde antrenörün saha içindeki sözcüsüdür. Hocaları tarafından takıma verilen buyrukların uygulanmasındaki kusurları görmesi ve arkadaşlarını uyarması, aksayan bir futbolcunun daha dikkatli oynamasını sağlaması, sinirlenen bir arkadaşını yatıştırması, rakibine kasıtlı davul yapanı uyarması ve hakemin ceza verdiği bir oyuncunun hakemle tartışmasını önlemesi ve hakemin yardımcısı olması gibi ağır görevleri vardır. Bizde kaptanların tek kusurlu gördüğüm yönü, hakemle fazla konuşmak eğiliminde olmalarıdır. Özellikle Anadolu’da öyle takım kaptanı gördüm ki maçı bırakıp devamlı hakemin yanına koşmuş ve ondan şefaat beklemiştir. Oysa takım kaptanı hakemle seramonide ve kendisine takım hakkında bir uyarıda bulunulacağı anda ya da hakemin verdiği herhangi bir kararı anlıyamadığı zaman konuşur.



Bizim takım kaptanları içinde kanımca görevini eksiksiz yapmış olan Turgay Şeren’dir. Her yönüyle kaptandı. Takımını devamlı kontrolünde tutar, arkadaşlarının kötü bir davranışta bulunmalarını engeller, hakeme karşı saygılı olurdu.

Bir anımı anlatayım. Şeren takım kaptanı idi. Şimdi Gaziantep’te bulunan Talat da Galatasaray’da santrhaf oynuyordu. Hırçın bir futbolcu idi. Ofsayt konularında yan hakemlerle el kol işareti yapmasını alışkanlık haline getirmişti. O gün maçı ben yönetiyordum. Galatasaray kalesi bir tehlike atlatmış, Talat hemen yan hakemine koşarak itiraz etmek istemişti. Düdüğümü çaldım, durdu. Kendisini çağıracağımı anlamıştı. Fakat ben kendisine bakmadan kaptan Turgay’ı çağırmış ve gerekeni söyleyerek Talat’a iletmesini rica ettim. Turgay, hemen gitti Talat’a ne söylediyse söyledi ve o hırçın oyuncu maç boyunca ne bir itirazda bulundu, ne de centilmenlik dışı davranış yaptı.



Şimdi, halen takımlarının kaptanı bulunan Fenerbahçe’de ZİYA, Beşiktaş’ta SANLI ve Galatasaray’da MUZAFFER cidden terbiyeli, görevlerinde başarılı, arkadaşları tarafından sevilen, hakem toplumunda beğenilen, bu görevlerinin adamı kaptandırlar.

Bu futbolcular özel hayatlarında da düzenli, efendi kişilerdir. Tutumlu, çalışkan ve futbol dışında iş yapan yetenekli gençlerdir. Her üçü de evlidir. Bunların yanında hemen eski İstanbulspor’lu Kasaboğlu ile Eskişehirspor’lu Fethi’nin de kaptanlık görevlerinde çok başarılı olduklarını belirtmek isterim.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-27-sayisi)

20.01.2021 00:48

Kategoriler:   Spor

Yorumlar