Menü

Kara Karayev

Kara Karayev 5.2.1882’de Bakü’de doğdu. Tıp alanındaki çalışmalarıyla bilinen Prof. Ebülfaz Karayev’in oğludur. Müzik öğrenimini Azerbaycan Konservatuvarı’nda yapan sanatçı, bestecilik derslerini R. L. Rudof’tan alıyordu. Azerbaycan müziğinin temel özelliklerini ise ünlü besteci U. Hacıbeyov’dan öğrenir. 1938 yılında bu konservatuvarı başarıyla bitiren Karayev, bilgisini geliştirmek üzere Moskova Konservatuvarı’na gönderilir. Burada Şostakoviç’in bestecilik öğrencisi olarak yetiştikten sonra yurduna dönüp Azerbaycan Konservatuvarı’nda görev alır.



Konservatuvarda U. Hacıbeyov’un derslerini okutmaktadır. Bir yandan da bestecilik çalışmalarına yoğunluk vermiş, bu dalda kişiliğini bulmaya yönelmiştir. Sanatçının bu çabası 1946 ile 1948 yıllarında iki kez “Devlet Başarı Odülü”ne değer bulunur. Bestecilikte hızlı bir ilerleme gösteren Karayev, 1953’te Azerbaycan SSC bestekarları İttifakı’nın başkanlığına getirilir. 1957’de konservatuvardaki görevinde profesörlüğe yükselen besteci, iki yıl sonrada “SSCB Halk Artisti” sanıyla onurlandırılır.

1959’da Azerbaycan SSC ilimler Akademisi’ne üye seçilen Karayev, 1965 yılında M. F. Ahundov adına konan “Cumhuriyet Başan Ödülünü”, 1967’de de “Lenin Başarı Odülü”nü almıştır. Bestecinin çalışmaları daha sonraki yıllarda da başka ödül ve madalyalara değer görülmüştür.



K. Karayev, konservatuvardaki hocalığıyla birlikte 1953 yılından ölümüne değin Azerbaycan SSC Bestekarlar İttifakı’nın başkanlığını yapıyordu. Öte yandan, 1962’den beri SSCB Bestekarlar İttifakı’nın sekreteriydi. 1976’dan sonra, bunlara ek olarak Azerbaycan Sovyet Ansiklopediyası’nın baş redaktörlüğünü yürütenler arasında görev almıştı.

Karayev üstün yeteneğini daha öğrenciliği sırasında göstermiş, besteler yapmaya başlamıştı. “Könül Mahnisı” kantatı (1938), 1. ve 2. Senfonisi (1943-1946) ikinci Dünya Savaşı’nda Rus halkının direnişini konu alan “Vatan” operası (1945, C. Hacıyev’le) öğrenciyken verdiği ürünlerdir. Deneme niteliğindeki bu çalışmalardan sonra sanatını hızla olgunlaştırmaya yönelmiştir.



1950’li yılları içine alan bu dönemde, besteci Azerbaycan halk müziği ile klasik müziğin biçimlerini ustalıkla kaynaştırmış, bu yolda romantik yorumu ile dikkati çekmiştir. Bu yönelimin ürünlerinden olan etkileyici inceliklerle dolu Kuarteti aşık söyleyişleri ve halk ezgileriyle örülmüştür. Melodik akıcılığı, büyüleyici anlatımı ile seçkinleşen “Leyla ve Mecnun” senfonik şiirinde ise, Nizami’nin aynı adı taşıyan mesnevisinin insancıl özü ustalıkla yansıtılır. “Men Sizi Seyirdim”, “Gürcüstan Tepelerinde” adını verdiği romanslarında, Puşkin’in ruhsal evreni dünya gerçekleriyle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Konusunu Nizami’nin aynı adlı mesnevisinden alan “Yeddi Gözel” balesi (1952), yine bu dönemin ürünü olarak bale müziğinin olgun örneklerinden biri sayılır. Bu balede Karayev, halk müziğinin makam ve tonlama düzeninden başarıyla yararlanmıştı.



Bu çalışmalardan sonra, bestecinin klasik müziğin geleneksel özellikleriyle ilgilendiğini görüyoruz. 1950-1970 yılları arasına alabileceğimiz bu evrede Karayev, çoksesli müziğin anlatım olanaklarını geniş bir tutumla ele almıştır. Sözgelimi “Alban Rapsodisinde (1952), Glinka ve Rimski Korsakov’un senfonik tablolarına özgü gelenekler geliştirilmiştir. Gene, piyano için yazdığı 24 prelüd dizisinin 4. prelüdü, “Keman ve Piyano için Sonat” vb. çağdaş müziğin yeni araştırmalarına güzel birer örnektir. Öte yandan, 3. Senfonisi (1965), “Keman ve Orkestra için Konçerto”su (1967) çağımızın karmaşık görünümünü, bestecinin yaşam ve insan üzerinde düşüncelerini duyurması bakımından ilginç bulunmuştur. Bunlardan başka, “Zamanın Bayrakları” kantatı (1959), “Klasik Sunta” (1967), “Zeriflik” monooperası (1971), “Dostluk Hinni” kantatı (1972) Karayev’in bu dönemini örneklendiren ürünleri arasında yer alır.



Şu var ki, konusunu P. Abrahams’ın romanmdan alarak bestelediği “Ildırımlı Yollarla” balesi (1958), onun besteciliğinde ayrı bir özellik taşır. Bu balede Güney Afrika’daki özgürlük savaşlarını yansıtmaya çalışmış, zengin imgeler yaratmıştır. Bu amaçla Afrika halk müziğine duyarlıkla yaklaşan sanatçı derlediği ezgileri çağdaş müziğin olanaklarıyla işler.

Karayev, bir yandan da birçok oyun ve filmin müziğini bestelemiştir. “Raks Muallimi” (1949, Lope de Vega), “Garibe Adam” (1959, Nazım Hikmet), “Nikbin Facia” (1966, B. Vişnevski), “Antonive Kleopatra” (1966, W. Shakespeare), “Coşkun Kaskonyalı” (1973, Ronsard) oyunlarının müziği bu daldaki çalışmalarına örnek verilebilir. Müziğini yaptığı filmlerden birkaçı da şöyle sıralanabilir: alt-azar Neftçileri Hakkında Destan” (1953), “Tarihin ibret Dersi” (1957), “Uzak Sahillerde” (1958), “Mateo Falkone” (1961), “Don Kişot” (1960), “Goyya” (1971)… Bu çalışmalar, oyun ve film için yazıldıklarına bakılmayarak bağımsız birer beste gibi ün kazanır. Özellikle “Don Kişot” senfonik gravürleri anlatım yönünden özgün bir yaratı olarak beğenilmiştir.



Karayev’in müziği içeriğindeki düşünce yoğunluğu, halk ezgilerini kullanmadaki ustalığı yönünden ayrı bir özellik gösterir, insanın güzellik, doğruluk uğruna verdiği bitmez tükenmez savaşını onun dinletmek istediği temel konulardan biridir. Değerli besteci, çağımızın sorunlarını, açmazlarını müzik yoluyla duyurmaya çalışmış, geçmişten aldığı konuları yeni yorumlarla bestelemiştir. Eleştirmenlere göre, Karayev’in müziğinde ince duygululukla trajik tumturaklılık, lirizmle coşkulu anlatım bir bütünlük oluşturur. Öte yandan, bu müzik, melodi, ritm, çok seslilik, orkestralama bakımından yeni anlatım yolları verir. Onun yeniliğe açık bu arayışları, halk müziğini başarıyla işleyen Azerbaycan bestecilik okuluna güzel ürünler katmıştır. Müziğin değişik türlerinde ürün veren Karayev, daha çok senfonileri ve baleleriyle tanınmıştır. Besteci, yalnız Rusya’da değil, dünya müzik çevrelerinde de tamnıyordu. Özellikle baleleri Sovyet Cumhuriyetlerinde ve dünya tiyatrolarında oynanmış sevilen örnekler arasına alınmıştı.



Karayev, ulusunun müziği üzerinde çalışmakla yetinmemiş, Azerbaycan bestecilik okulunun yeni üyelerine önderlik etmiştir. Bu bakımdan R. Hacıev, A. Babayev, H. Hanmemmedov, A. Melikov, H. Mirzezade, V. Adıgözelov gibi değerli bestecilerin yetişmesinde emeği büyüktür.

Seçkin besteci, bir yandan da yazdığı yazılarla Azerbaycan müziğinin geliştirilmesiyle ilgili sorunlara ışık tutmuştur. Kimi yazılarında ise, U. Hacıbeyov, S. Prokofiyef, Sostakoviç’in yaratıcılığı üzerinde durmuş, tutarlı görüşler yansıtmıştır.



Karayev’in “Ildırımlı Yollarla” balesinden birkaç bölüm ülkemizde çalınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orketsrası’nın 1981-82 konser izlencesine alınmıştı. Bu bölümlerin şef Yuozas Domarkas yönetiminde “Yıldırım Balesinden Bölümler” adı ile seslendirileceği de duyurulmuştu. (9 Nisan 1982, Cuma 20.30; 10 Nisan 1982, Cumartesi 11.00) Ancak notalarının gelmesinde ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle bu yapıtları dinleyememiştik.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sanat-dergisinin-1982-tarihli-51-sayisi/)

26.12.2020 16:13

Kategoriler:   Kim Bunlar

Yorumlar