Menü

Kartal Tibet Hayranlarının Evine Kondu

Kartal Tibet Hayranlarının Evine Kondu«Sevdiğiniz Yıldız Evinizde» nin ilk ismi olan Kartal Tibet kendisini evlerinde ağırlamak isteyen binlerce SES okuyucusu içinde kur’ayı kazanan 3 talihli hanımı evlerinde ziyaret etmeye 4 ağustos pazar günü, Kalamış’tan başlamıştı. O gün Kartal, Kandilli’de «Funda» filmini çeviriyordu. Ziyaret saati gelince rejisörden izin aldı ve saat tam 15.00’te Kalamış’ta Ahmet Mithat Efendi sokakta oldu. Tabii yanında SES mecmuası muhabirleri de vardı.

Sokağa girer girmez, öyle bir şaşırdık ki sormayın. Doğrusu ilginin bu kadarım beklemiyorduk. Cadde, apartmanların balkonları lebalep insan doluydu. Kimi Kartal’dan imza, resim istiyor, kimi kendi evlerine de gelip gelemeyeceğini soruyordu. Arada bir SES muhabirlerine yaklaşıp böyle bir teşebbüste bulunduğu için mecmuamıza teşekkür edenler, bundan sonra sıranın kimde olduğunu soranlar da vardı.

Bu yüzden otomobilden eve girişimiz bir hayli zaman aldı. Kartal kendisine yaklaşan hayranlarıyla ayrı ayrı konuşuyor, onların isteklerini imkan nispetinde yerine getiriyordu.

6/4 numaralı apartmanın ikinci katındaki dairenin kapısını çaldığımız zaman, talihli okurumuz Beyhan Demiralp başta olmak üzere, birçok meraklı göz Kartal’ın üzerinde toplandı. Beyazperdede krallık savaşı yapan yakışıklı jön, bu bakışlardan adeta şaşırmıştı. Hava çok sıcaktı, ama Kartal’ın alnında biriken terle bu sıcağın pek bir ilgisi yoktu.

GÜZEL BİR TESADÜF

Kartal Tibet Hayranlarının Evine KonduBeyhan Demiralp, 19 yaşında, ince, narin, güzel bir genç kız. Onun heyecanını gördükten sonra Kartal’mki pek hafif geldi bize. Yüzü pençe pençe kızarmıştı. Konuşurken sık sık yutkunuyordu. Ve hepsinden önemlisi, Kartal kendi misafiri olduğu halde, ona bir şey sormuyor, soramıyordu. Gerek Beyhan Demiralp’in, gerek Kartal Tibet’in heyecanı biraz sonra dağıldı. Kırk yıllık ahbapmış gibi konuşmaya başladılar.

Salon oldukça kalabalıktı. Çoğu aileden değildi. Beyhan Demiralp’in İngilizce kursundan arkadaşlarıydı. Onlar da ayaklarına kadar gelen fırsattan yararlanmasını bilmişlerdi.

Mecmuamıza mektubu, Beyhan Demiralp göndermemiş. Babası Aydın Oğuz kızma hoş bir süpriz yapmış. Kartal Tibet‘e ne kadar hayran olduğunu bildiği kızı adına kur’aya katılmış. Aslına bakarsanız bunca mektup arasından seçilmek Beyhan Demiralp için büyük bir şans. Ama onun şansı bu kadarla kalmıyor. 4 ağustos aynı zamanda onun doğum günüymüş de. Kartal bunu öğrendiği zaman, bir hediye getirmediğine çok üzüldü. «Ah bir bilseydim,» dedi, durdu. Ama Beyhan’m tatlı dili onun üzüntüsünü bir anda yok etti: «Aman Kartal Bey, doğum günüme şeref vermenizden daha büyük hediye olur mu?»

Onlar bunları konuşurken sofra da hazırlanmıştı. Masada kuş sütünden başka her şey vardı.

Beyhan Demiralp masada önce yaş günü pastasını kesti, Kartal’dan başlayarak herkese bir bir ikram etti. Çaylar içildi.

Nedense şarkta «masa başı sohbeti» daha koyu oluyor. Biz de masada sohbeti iyice koyulaştırdık. Kartal’a masanın dört bir köşesinden sorular yağıyordu. Bir ara ondan filim çevirirken başından geçen enteresan olayları anlatması istendi. Kartal önce Alanya’da Karaoğlan’ı çevirirken «yedileme» denen dalgaya kapılıp nasıl boğulma tehlikesi atlattığım anlattı, sonra başka bir filimde, filim icabı kullanılacak mermilerin tabancalara dolduruluşu sırasında kurusıkı mermilerin arasında bir tane de hakiki mermi bulunuşunun nasıl hepsinin moralini bozduğunu… Ve, «Eğer enteresan bulursanız bir de denizden bahsedeyim,» dedi. «Geçen yıl topu topu 3 defa denize girebildim. Bu yıl o kadar da giremedim ya neyse… Biri, bir filmin çekimi sırasında oldu. Konu icabı olarak elbiseyle tatlı suya atladım. Birinde de, yine filim icabı, içi su dolu fıçıya girdim. Sonuncusunda da nasılsa şeytanın ayağını kırdık, ailecek plaja gittik…»

DAVETSİZ MİSAFİR

Kartal Tibet Hayranlarının Evine Kondu«Ailecek lafı akla hemen Kartal’ın oğlu Kanat’ı getirmişti. Beyhan Demiralp, Kartal’a, Kanat’ı niçin getirmediğini sorarken, kapı çalındı. Biraz sonra içeriye iki genç kızla, iki orta yaşlı hanım gelmişti. Genç kızın ismi Ayla Öneş’ti. Beraberinde bir de büyük boy «metod defteri» getirmişti. Defterin başından sonuna kadar her yerinde Kartal’la ilgili yazılar ve Kartal’ın resimleri vardı. Çoğu SES’ten. Ayla defterini Kartal’a imzalattı. Bu arada biz de yeni gelenlerin ev sahiplerini tanımadıklarını, Maltepe’de oturduklarım öğrenmiş olduk. Kartal Tibet’in Kalamış’a geleceğini okuyunca, hemen buraya koşmuşlar. Yeni gelenler biraz daha oturduktan sonra müsaade isteyip ayrıldılar. Gitmeden önce Ayla Hanıma «Başka hangi artistler için defter tuttuğunu,» sorduk. Ayla Öneş Kartal’dan başka bir artistin daha defterini tutuyormuş: SEMA ÖZCAN.

Onlar gittikten sonra kalanlar tekrar konuşmalarına bıraktıkları yerden devam ettiler. Odadakiler pür dikkat Kartal’ı dinliyordu. Konuşmaların ikinci kısmının merkezini iki konu teşkil ediyordu. Odadakilerin hemen hepsi Kartal’a «Karaoğlan» filminde oynayıp oynamayacağını sordular ve «Keşke oynasaydmız» dediler. Diğer konu ise Metin Erksan’dı. O da şöyle açıldı. Önce «Ölmeyen Aşk» filminden, sonra Metin Erksan’dan konuşuldu. Odadakilerin hemen hepsi Metin Erksan’m iyi rejisör olduğunu söyleyip ona filim yaptırılmadığını bir türlü anlayamadıklarını söylediler.

Bu sırada Beyhan Demiralp pikabın başına gitti ve Kartal Tibet için bir plak çaldı. Kartal da parçayı sonuna kadar dinledikten sonra pikapta kendisi için dönen plağı imzaladı. O, Tom Jones’un «Delilah» mı imzalarken Beyhan Demiralp da hatıra defterini alıp geldi ve Kartal’dan defterine bir şeyler yazmasını istedi. Kartal’la aynı anda kalemi elimize aldık ve onun Beyhan Demiralp’in defterine yazdıklarını biz de not aldığımız kağıda aktardık. Kartal Tibet deftere, «Sizin kadar güzel bir genç kızın hayranım oluşu beni çok sevindirdi. Nazik davetiniz için size ve babanıza candan teşekkürler. Sonsuz başarı dileklerimle Kartal Tibet,» cümlelerini yazmıştı.

SIRA GÜLÜMSER BAYSUN’DA

Kartal Tibet Hayranlarının Evine KonduAradan tam 7 gün geçmişti. Yine yollara düştük. 1. Levent, Nispetiye mahallesi, Nail Bey sokaktaki. Fırtına apartmanının 5. katma çıktık, Gülümser Baysun’un kapısını çaldık. Saat tam 11.00’di ve Gülümser Bay sun Kartal Tibet’i öğle yemeğine davet etmişti. Kartalla hayranı yemek sırasında durmadan birbirleriyle konuştular. Bu konuşmalar sırasında Gülümser Baysun’un da Kartal gibi koyu bir Beşiktaşlı olduğu ortaya, çıktı. İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosu’nda oynuyormuş.

Babasının konservatuvara girmesine müsaade etmediği için İktisat Fakültesi’ne devama başladığını ve üçüncü sınıfa geçtiğini söyleyince Kartal gülüm dedi. «Siz bir sekreteri, bir banka memurunu ne tehlikeler bekler bilir misiniz?» dedi. «Aslında bu meslek değil bir yapı meselesidir. İçinizde varsa, ne iş yaparsanız yapm korkulan başa gelir. Hem laf aramızda benim babam da müsaade etmemişti.»

Konuşma misafir odasında devam etti. Bu arada Gülümser hanım teybi açmış, konuşmayı banda alıyordu. Bir ara teybi işletti ve biraz önceki konuşmaları dinletti. Sonunda da dayanamayıp sordu: «Kartal Bey, sesiniz son derece mikrofonik. Niye filimlerinizde kendiniz konuşmuyorsunuz?»

Kartal buna şöyle cevap verdi. «İki sebep var Gülümser hanım. Önce vakitsizlik, sonra Yeşilçam’ın kuralı.»

Bu arada Gülümser Baysun, Kartal’dan çok enteresan bir ricada bulundu. Acaba Kartal yatak odasının duvarına imza atar mıydı? Kartal kabul edince hep birlikte içeriye geçtik.

Sonunda saate bakan Kartal Tibet, müsaade istedi ve Gülümser Baysun’un defterine, «Gülümser… Tiyatro hayatınızda sonsuz başarılar dilerim. Davetiniz için çok teşekkürler, Beşiktaşlı hayranıma sevgiler,» diye yazıp imzaladıktan sonra onunla vedalaştı. Böylece Kartal Tibet İstanbul içindeki ziyaretlerini tamamlamış oluyordu. Sıra Ankaralı Şenminur Algan’daydı.

ANKARA, ANKARA GÜZEL ANKARA

Kartal Tibet Hayranlarının Evine KonduKartal Tibet için Ankara tam bir sürprizler şehri olmuştu. Pazartesi günü setten ayrılır ayrılmaz koşmuş, 20.40 Ankara yataklı trenine ucu ucuna yetişmişti. SES mecmuasının Ankara Bürosu, Kartal’ın gelişine büyük önem vermişti. Yeşil Chevrolet’yle onu garda karşıladılar. Buradan doğru büroya gidildi. Saat 10.00’da Kartal müsaade istedi ve emrine tahsis edilen otoyla, başta annesi, kayınvaldesi olmak üzere arkadaşları ve dostlarını ziyaret eden Kartal, saat tam 14.30’da tekrar Ankara Büromuza geldi.

Ankara büromuzla, Şenminur Algan’ın evi hayli yakındı. Otomobilde Kartal çok rahat» tı. Sigarasını tüttürüyor, yıllarının geçtiği Başkent sokaklarına bakıyordu. Tam Kocatepe’de Bağış sokağına girmiştik Kartal’ın gözleri birden parladı. Hemen biz de onun baktığı yere baktık, bir de ne görelim? Hani «İğne atsan yere düşmez» derler ya, işte o söz böyle kalabalıkları anlatmak için söylenmiştir herhalde…

Araba Şenminur Algan’ın evinin önüne kadar yavaş yavaş ilerledi. Şoför frene basar basmaz etraf birden karardı. Önce pek ne olduğunu anlayamadık, ama camlara bakıp da insan kafasından başka şey göremeyince etrafın niye kararı- verdiğini çıkardık. Sokaktaki büyük kalabalık beş – altı sıra halinde, arabanın etrafını çepeçevre kuşatmıştı.

Neyse, rica, minnet zor bela arabanın kapısını açabildik. Kartal arabadan dışarıya kendini attı. Ondan sonra ortalık daha bir karıştı, Kartal’ı gözden kaybettik. Biraz sonra kendimizi apartmanın cümle kapısında bulmuştuk.

Evin içi hayli kalabalıktı. Mahallenin gençleri Kartal’dan imza almak için adeta kuyruk olmuşlardı. Bu arada amatör fotoğrafçılar da Kartal’ın resimlerini çekiyorlardı. Nihayet imza faslı bitti, salon boşaldı…

Kartal Tibet Hayranlarının Evine KonduKalabalık, gürültü ve meşhur bir yıldızla ilk defa baş başa olmanın heyecanı 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Şenminur Algan’da hal bırakmamıştı. Bu yüzden bir süre kendini toparlayamadı. Bu kadar büyük ve candan sevgiyle karşılanacağını ummayan Kartal da kendine gelebilmek için konuşmayı bir süre beylik sözlerle idare etti. Neyse, taraflar biraz sonra kendilerine geldiler ve daha samimi, daha içten konuşmaya başladılar. İçerde bu konuşmalar olurken dışarda birikenler de, demir kafesleri indirilip camları ardına kadar açüan kapılardan, pencerelerden başlarını uzatıp konuşularıları dinliyorlardı. Kartal’la hayranının konuşmalan sık sık imza atması için dışardan gönderilen kağıtlarla kesiliyordu. Artık siz deyin 300, biz diyelim 500… Sonunda elindeki kalemin mürekkebi bitti ve imza faslı da sona erdi.

Sohbetler, çaylar, pastalar, kahveler, derken, 2 saatin nasıl geçtiğini kimse anlamamıştı. Kartal veda ederken, ayak üstü sorulan son sorulan da cevaplandırdı ve ilerde sinemayı bıraksa bile tiyatro sahnesinde seyirci karşısına çıkmaya devam edeceğini açıkladı. Onu yatıya bekleyen ve hatta odasını bile hazırlamış olan Algan’ların iki üzüntüsü vardı. Kartal gece kalamıyordu. Filim çalışmalarına devam etmek için hemen o günün gecesi İstanbul’a dönecekti. Üstelik onlar Kartal’ı «ailecek» bekliyorlardı. Bütün hazırlıklarını ona göre ayarlamışlardı, ama Kartal tek gelmişti. Kartal bunu duyunca güldü ve «Evinize ben zor girdim, ya hanımla çocuk da gelseydi?» dedi. Hepsi birden Kartal’a hak verdi.

Çıkışta, o kalabalık tekrar Kartal’ın etrafını çevirdi. Gene bir imza, alkış tufanı arasında kendimizi otomobilde bulduk. Otomobil ağır ağır ilerlerken, binlerce kişi hep bir ağızdan «Yaşa Kartal, bizi unutma Kartal,» diye bağırıyorlardı. Kartal Ankara’da, İstanbul’dan katbekat terlemişti. Ama akşam garda Algan ailesinin kendisini beklediklerini görünce, bütün yorgunluğunu unuttu. Hele Şenminur Algan, bir şeker paketini, «Kusura bakmayın,» diye ona uzatırken. Tren hareket ettikten sonra bir taraftan Ankaralı talihli SES okuruna ve ailesine el sallıyor, bir taraftan da, «İstanbul’da muhakkak bekliyorum,» diyordu.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-36-sayisi)

11.08.2019 00:04

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 16:37

    Belis Badem

    bakışlarıyla ne kızları etkiliyordu o zamanlaaar. Ah Kartal ah
  • Yayınlandı: 3 Eylül 2015 18:54

    NUR HAYAT YÜZEN

    bir denk gelememiştik su ziyaretlerde hiç bir ünlüyle yahu :D
  • Yayınlandı: 21 Nisan 2017 12:07

    sahravuslat

    ozamanın sanatçıları nekadar samimi doğal halkın içnden şimdikiler kasıntı hep .halka inmeyen sanatçı sanatçı değildir