Menü

Kent Oyuncularının Olagan Üstü Performansı

Fransa’da Le Monde, İngiltere’de The Times okumak nasıl bir entelektüellik göstergesi sayılırsa 1960’lı yıllarda Kent Oyuncularında bir oyun izlemek, bir oyun seyretmeye gitmek de aydın olmanın bir belirlisi kabul edilirdi.”

Kenterler’le ilgili yazıma topluluğun 25. kuruluş yılı dergisine tiyatroyu iyi bilen, eleştirmen Yaşar İlksavaş’ın kaleme aldığı yazıdan yaptığım alıntıyla başlamak istedim. Çünkü Kent Oyuncularının sanat dünyamız içindeki 25 yıllık saygın yerini bundan daha başka ve daha dolu bir benzetmeyle vermeye olanak yok sanırım.



25. kuruluş yılında Kent Oyuncuları sahnelerine iki oyun çıkardılar. Müşfik Kenter’in tek başına sunduğu David W. Rinsels’in “Savunma”sı ve Tenessee Williams’ın “Arzu Tramvayı.”

İlk kez 3 Aralık 1974’de sahnelenen yapıt 1984 yılında New York Tiyatro Eleştirmenleri ve Pulitzer Ödülü’nü kazandı. Daha sonra filme alınan “Arzu Tramvayını sinemada da Marlon Brando ve Vivien Leigh başarıyla oynamışlardı. Yapıt Türkiye’de ilk kez 1960 yılında Devlet Tiyatrosu tarafından oynandı.



Bulunduğu çevrede yıpranan, saygınlığını yitiren Blanche (Yıldız Kenter) öz ortamından uzaklaşma isteğiyle, Polonya asıllı bir Amerikalıyla (Müşfik Kenter) evli olan ve sınırlı imkanlar içinde yaşayan kardeşi Stella’nın (Kadriye Kenter) yanına gelir. Blanche, beraberinde getirdiği gerçekleri saklamaya, göstermelik mutluluğu oynarken dalgalı, bunalımlı yaşamından söz etmemeye kesin kararlıdır. Hatta eniştesinin arkadaşlarından Mitch’le (Şükran Güngör) uzun yıllar sonra sevgiyi,sevilmeyi yeniden tadar. Mitch’le evlenip karışık geçmişinden, bunalımlarından uzaklaşarak, yeni bir hayata başlamanın özlemi içindedir. Fakat ilk günden beri ters düştüğü kaba hayvansal bir tip olan eniştesi Stanley’in (Müşfik Kenter) bu evlilik işinin içine girmesi, olaya değişik boyutlar getirir.

Kent Oyuncuları’nın titiz ve disiplinli sanat anlayışlarının alkışa değer ürünlerinden biri olan “Arzu Tramvayı” aynı zamanda, bu sezon İstanbul sahnelerinde izlediğimiz oyunların da en sağlıklı olanlarından biriydi.



Amerikalı yönetmen Arthur Hausman’ın sahneye koyduğu oyunda, kanımca tiyatro adına aksayan hemen hemen hiçbir şey yok. Yönetmen Hausman öz yorumu içinde oyunun trajik yönünün üstüne pek fazla basmamayı yeğlemiş. Yer yer hafif dokunuyorsa da trajik olayları dozunda tutmaya ve daha çok da bu olayları orta halli insanın günlük yaşamı içinde sanki olağanmışcasına işleme yoluna gitmiş. Ve başarılı da olmuş.

Tüm kadronun çok iyi bir oyun ortaya koyduğunu büyük rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle Müşfik Kenter kolay kolay unutulmayacak bir oyun çıkarıyor. Kaba, duygularını yitirmiş Stanley’i tüm hırçınlığı ve cinselliğiyle sahneye getirebiliyor. Yıldız Kenter’de son yıllarda izlediğimiz en iyi oyununu “Arzu Tramvay”nda oynuyor, özellikle sonda doktorla birlikte evden ayrılışında zirvedeki bir ustaya yakışan üstün bir oyunculuk örneği veriyor.



Şükran Güngör, Kadriye Kenter, Suzan Aksoy, Gül Onat, Mehmet Birkiye, Uğur Pulat, Kamran Yüce ve Demet İybar’da “Arzu Tramvay”ıyla belleklerde iz bırakacak, alkışa değer oyunlar çıkarıyorlar.

Sırça Kümes, Döğme Gül, Kızgın Damdaki Kedi, Gençliğin Tatlı Sesi, İguana Geceleri ve Oh! Calcutta gibi yapıtlara imzasını atan Tennessee Williams’ın “Arzu Tramvay”ını, Refik Erduran, çarpıcılığı olmayan ama diğer yandanda dosdoğru ve rahat anlaşılan bir Türkçeyle dilimize çevirmiş. Dekor ve kostümleri Osman Şengezer hazırlamış. Süregelen başarılarına “Arzu Tramvayı”yla bir yenisini ekleyen Şengezer işini iyi bilen usta bir sanatçı olduğunu bu oyunla bir kez daha ortaya koyuyor.



Oyunun ışıkları Nuri Özakyol’un. Nedense bizim tiyatromuzda önemi daha henüz kavranamamış olan ışık çalışmalarından usta örnekleri veren Özakyol’u “Arzu Tramvayı” ve yaptığı diğer tüm çalışmalarından ötürü kutlamak isterim.

Öz amacı ticaret olan tiyatroların (bilmem bunlara tiyatro demek doğru mu?) halkın beğenisini ucuzlatmaya çalıştıkları, ardından da ticari yaşamlarını sürdürebilmek için halkın ucuzlamış beğenisi doğrultusunda kolay yoldan başarı elde ettikleri bunalımlı dönemlerde bile bilinçli ve sağlıklı sanat çizgilerinden asla ödün vermeyen “örnek ödeneksiz topluluk” Kent Oyuncuları 25 yıldır süregelen başarılarına “Arzu Tramvayı”yla bir yenisini eklemiş oldular.



“Arzu Tramvayı” her şeyden önce yönetimi, dekoru, kostümü, ışığı, mesajı ve üstün bir grup oyununa ulaşan kadrosuyla “tiyatro gibi tiyatro” izlemenin tadına varmak için görülmeye değer. Bunun yanısıra “Arzu Tramvayı” başta Müşfik Kenter olmak üzere, Yıldız Kenter’in, Şükran Güngör’ün. Kadriye Kenter’in ve Gül Onat’ın üstün grup oyunu içinde ortaya koydukları ustalıklarını alkışlamak onları yüreklendirmek için görülmeye değer…

SALİH ACAR YİNE KUŞLARINI SERGİLEDİ

“Kuş Ressamı” olarak tanınan Salih Acar, Akbank Nişantaşı Sanat Galerisi’nde bir kişisel sergi daha açtı. Yapıtlarını sık sık sergileyen sanatçı bugüne değin otuzun üstünde kişisel sergi açmış. Bu son sergisinde beğeniye sunduğu elliüç yapıtını Acar, sanatçılar için çok kısa sayılan bir zaman diliminde üretmiş. Elliüç yapıtı yalnızca bir yılda hazırlamış!… Tüm saatlerini resim yapmaya ayırmasına olanak olmadığını hatırlattıktan sonra, Salih Acar’ın yaklaşık yedi günde bir tablo ürettiğini söyleyebiliriz. Ve tabii elllüç tabloya varıncaya dek bu seri üretimin hiç ara vermeden devam ettiğini de belirtmek isteriz. Bunun doğal sonucu olarak da Acar’ın yapıtlarında uzun süredir hakim olan kısır döngü, bir önceki yapıtı aşamadan aynısını tekrar yapma yanılgısı sürüp gidiyor. Yapıtları renklerinden, figürlerine değin büyük benzerlik gösteren Salih Acar’ın sanırım artık yeni çıkışlar aramasının zamanı geldi de geçiyor bile…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-28-sayisi/)

14.10.2020 02:40

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar