Menü

Konya’da Kardeş Kavgası

MEVLANA’NIN, «Ne olursan ol yine gel» sözcüğüyle tüm dünyanın ilgisini bir «semazen» örneği üzerine çeken Konya, Türkiye 2. Ligi’nde yer alan iki kulübüyle birlikte konu oluyordu Anadolu gezimize. Konyaspor ve Konya İdmanyurdu, renkleriyle, dertleriyle ve bunalımlarıyla taraftarların gönlünü bile bölük pörçük ediyor, ikili bir tutkuyla yüreklerde yer alıyordu…



Konyaspor, kapısı her gün 2500 lirayla açılan 3 milyonluk borçla gide gide kapıldığı girdaba boyun eğmekten başka çıkar yol bulamayan bir ekipti. Ve öylesine bir çelişki egemendi ki Konyaspor’a, çıkış yolu taraftardan geçiyor ama boş kasada tıkanıp kalıyordu. Halkın büyük çoğunluğu kulübe gönülden bağlıydı. 1967’de küme düştüğünde, halkın yardımıyla yeniden hem de bir yıl içerisinde 2. Lige çıkmıştı. «Yalnızca destek yetmiyor kardeşim. Kongrede Konyalı zenginlerden kulübe sahip çıkan olmadı.

Ve ben başkan olduğumda açılan kasada 450 liradan bir kuruş fazla para çıkmamıştı. Ben olmasaydım Konyaspor kapanıp gitmişti» diyordu Başkan Oğuz İyi oldu. Saha, maç ve yan gelirlerle 600 bin liraya erişen bir kaynak; 900 bin liralık giderle eriyip yok olursa, benzinsiz yürümeye çalışan arabadan farkı kalır mıydı Konyaspor’un? Böylesine bir etkinin tepkisi elbetteki transferde kendisini gösterecek ve Konyaspor ancak 4 futbolcuyla (İdmanyurdu’ndan kaleci İsmail ve santrfor İsmail, Ankara Demirspor’dan Hüseyin ve Beykoz’dan Sinan) anlaşarak «kör-topal» transfer ayını geçiştirmek zorunda kalacaktı.



KÜPÜN ÖTEKİ KULPU

Zenginlikten dem vuran ama, akan çeşmenin kaynak çıkışına ot tıkayan bir Konya İdmanyurdu vardı. 20 milyonun üstünde değer taşıyan binalara «haram mal» gözüyle bakılıyor, 1 milyon 100 bin liralık harcama bu vurdumduymazlığı bir virüs gibi yavaş yavaş kemiriyordu. Özellikle iç çekişmeler ve hatta kulübün mallarını yağma özlemi rotayı Bozkır’ın köy takımlarına doğru yöneltmekten de geri kalmıyordu. Bu arada eldeki dükkanların büyük bir kısmı eski yöneticilerden Nuri Küçükköylü’nün üzerine temlikliydi. Konya’nın en zengin kişilerinden biri olan Küçükköylü, 500 bin liranın üzerinde alacağı olduğunu öne sürerek dükkanların gelirine el koyarken, banka borçları da alabildiğine büyüyordu. Böylece ortaya çıkan gerçek de şu oluyordu: Konya İdmanyurdu’nda «Fazla mal göz çıkartır.»



BİRLEŞTİRME ÇABALARI

«Birlikten kuvvet doğar» ilkesi doğrultusunda hareket edenler de yok değildi Konya’da. İstiyorlardı ki iki kulüp birleşsin ve Konya Türkiye Birinci Ligi’ndeki yerini alsın. Bu iyi niyetli öneriler halkın içerisinde yayıldıkça önem kazanıyor ama bazı etkili çevreler nedensiz bir öfkeyle «istemezlik» diyerek bu öneriye sırt çeviriyordu. Bunun görünürdeki sakıncası taraflar arasında farklı yorumlanıyor, gerekçesi Konya İdmanyurdu yöneticilerince şöyle açıklanıyordu: «Bizim tesislerimiz var. Onlar bugüne kadar bize karşıydılar. Şimdi nazlanma sırası bize geldi.»



Konya Valisi ise görüşlerini şöyle açıklıyordu: «Birleşsinler, borçları ne ise ben üzerime alayım.» Halk konuyu başka bir açıdan ele alıyor, kimin başkan olacağı, renklerin nasıl seçileceği, hangi oyuncuların takımda yer alacakları üzerinde bitmeyen tartışmalar sürüp gidiyordu. Ancak genel kanı iki kulübün birleşmesi yolundaydı. Özellikle Konyaspor Başkanı Oğuz iyi oldu bu konuda iyimserdi.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-22-sayisi)

20.01.2021 00:25

Kategoriler:   Spor

Yorumlar