Menü

Kronik İntiharı Yaşayan Kadın

Toplumumuzda yaşayan ölüler haline gelen alkolikler zincirini oluşturan insanların dramını anlatan televizyon, çeşitli insanlan konuştururken bir sanatçıyı unuttu… İşte biz televizyonun unuttuğu en büyük alkolik Nilgün Başaran’ı karşınıza getirdik… Okuyun dramını… Ve bu dramı nasıl mutluluğa döndürdüğünü…

Geçtiğimiz ay televizyonda “Kronik İntihar” adlı televizyon programı ilgiyle izlendi. Ve milyonlarca kişi alkolün sıhhatli bir insanı ne hale getirdiğini, ondan neler götürdüğünü açıkça gördü. O insanlara acıyarak… Yürekleri sızlayarak… Yaşayan ölüleri görerek… Aynı dramı, aynı “Kronik İntiharı” sanat dünyasından da pek çok kişi yaşadı ve yaşıyor ama hiç birisi Nilgün Başaran gibi üç kez ve büyük uğraşılar vermedi… Çünkü Nilgün Başaran üç kez Fransız Lape Hastanesi’nde öldü öldü dirildi, krizler geçirdi ve 24 yaşında alkolik olarak girdiği hastaneden normale dönerek çıktı… Gelin bu öyküyü, daha doğrusu birçok insana ve alkole düşkün kadınlara ibret olacak dramı sanatçının kendi ağzından dinleyelim…

”Olayları insanın kendisi kadar hiç kimse bilemez. Çünkü o yaşamıştır, bir başkası değil… Yaşamım boyunca mutsuz oldum. Büyük umutlarla yaptığım evlilik hüsranla sonuçlandı… Sonra hayatıma giren erkekler… Herkes benliğimden bir şey aldı götürdü. Hayatın yüküne, insanların nankörlüğüne gün geçtikçe dayanamaz oldum. Güzel sayıldığımdan özellikle erkekler çeşitli komplimanlarla karşıma geliyorlardı. Amaçlan ve İstekleri nep aynıydı… Aynca şefkate hasrettim… İnişli çıkışlı yaşamım içinde direndikçe direniyor, dost bildiklerimden kazık yiyor, sevdiklerimden ayrılıyor, iyilik ettiklerimden kötülük görüyordum. İnsanlardan kaçar olmuştum. Uğradığım haksızlıklar yapamadığım isyanlar beni alkole iten bedenlerin başlangıcı oldu. Sarıldım içki kadehine… İnsanlardan, kendimden iğreniyor, çaresizliğimden kaçıyordum… Önceleri alkolü bir kurtuluş yolu olarak görüyordum… İçtikçe daha bir değişik gözle bakıyordum etrafa… Rahat, boş ve kayıtsız… Geçici olarak bunalımlardan kurtarmıştı beni alkol. Ama her geçen gün pençesine beni daha da alıyordu… Çünkü artık kadehler şişelere dönüşmüştü… Alkolsüz yapamıyordum… Bazen yatağımdan ağrılar içinde fırlayıp alkol aramaya çıktığımı bilirim… Kısaca, duygularımın öldüğünün farkında olmadan içiyordum… Sabaha kadar… Körkütük olana dek… Aylarca güneş yüzü görmedim… Kalkıyordum ve başlıyordum tekrar İçmeye… Oysa, 24 yaşındaki bir kadının hayatta yapacağı o kadar güzel şeyler vardı ki, bunu biliyor ama yapamıyordum… Tek dostumdu benim alkol… İşte böyle gecelerin birinde sancıyla kıvrandım… Ölüyorum sandım… Hemen hastaneye götürdüler… Demir parmaklıkların arasında geçen çile dolu günler, tedaviler, testler, krizler… O anları ben yaşadım. Duygusuzdum, ruhsuzdum… Bir robot gibi hareket ediyordum. Neden sonra taburcu oldum… Hayata iyi başlamak amacıyla çeşitli uğraşılara girdim. Orçun Sonat’la birlikte televizyon dizisinde oynadım. Bu iş beni biraz oyaladı ama sonuç olarak tekrar alkolü aramaya başladım. Bütün çektiklerimi unutarak yine sarıldım şişelere… Bu kez eskisinden daha fazla içiyordum… Yaşayan ölüden farkım yoktu… Bir ara şarkıcılık yapmıştım… O günlere tekrar dönmek istedim… Ama olmadı… Tabii ikinci kez hastane… Çıktım, yine içtim, yine hastaneye yattım… Bu kez kararlıydım alkolü yenmek için… Günlerce kendi kendimle mücadele ettim. Açıkçası bir işkenceydi bu… Sonunda kadehleri kırdım… Çeşitli kürlerden geçerek alkole düşman oldum…. Sağlıklı bir şekilde hastaneden üçüncü çıkışımda soluk gelen her şey bir güneş gibi parlak görünüyordu.

Hayatı çok iyi tanıyordum, biliyordum artık. Ve eski anılardan ne kalmışsa yok ettim. Şimdi eski hayat dolu günlerime döndüm Sahneye çıkıyorum, para kazanıyorum… Ayrıca sinemada oynamaya başladım sıhhatli olarak… Yine kendimden ve insanlardan kaçmak istediğim anlar oluyor ama her şeyin bir de iyi tarafını düşünerek yaşıyorum. Eskisi gibi böyle anlarda alkole sarılmıyorum. Kısacası bir ölüyü dirilttim…”

“Kronik İntihar”ı canlı olarak hem de üç kez yaşayan Nilgün Başaran’dan bir ibret tablosu bu… Toplumumuzda daha bir çok kişi yaşıyor aynı dramı ama içlerinde kurtulabilen o kadar az ki… Ve bunlar neredeyse rakı i şişelerine balık olacaklar… Çünkü, sonu olmayan bir gidişin içindeler açıkçası…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-24-sayisi/)

22.07.2019 22:22

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar