Menü

Leslie Caron 40 Yaşında

LOS ANGELES’in kalabalık caddelerinden birindeki küçük kaldırım kahvesinde bir masaya oturmuş, yorgun gözlerle çevresine bakınıyordu.

– «Burada bir parça olsun Fransa havası yok,» diye mırıldandı. «Belki insana biraz İngiltere’yi hatırlatabilir, ama Paris’i asla. Zaten Amerika’da bana Fransa’yı, hele Paris’i hatırlatan hiç bir şey yok.»



Bu sözleri söyleyen yorgun bakışlı kadın, dünya sinemasının şöhretli yıldızı Leslie Caron idi. Bu küçük kaldırım kahvesinde kırkıncı yaş gününü kutluyordu.

Leslie Caron, Hollywood’a adımını attığı zaman zayıf nahif, ince yüzlü dal gibi bir genç kızdı. «Paris’te Bir Amerikalı» ve «Lili» gibi müzikal filimler bu incecik Fransız balerinini bir anda şöhret yapmaya kafi gelmişti.

Leslie Caron’un sinemada şöhreti artarken özel hayatında da mutluluğu günden güne artıyordu. 1956 yılında İngiliz rejisörü Peter Hail ile evlendiği zaman filimciler yıldızın peşini bırakmıyorlardı.



Lesilie Caron’un Peter Hail ile kurduğu izdivaç başlangıçta gayet iyi yürümüştü. Genç kadın kocasını seviyordu. Hele bu evlilikten iki de çocuğu dünyaya geiince mutluluğu büsbütün artmıştı. Fakat bir süre sonra Peter Hail genç karısını ihmal etmeye başlamış, Leslie Caron yalnızlıktan bunalacak hale gelmişti. Vaktinin çoğunu İngiltere’de geçirdiği için Amerikalı filimcilerle de pek temas kuramıyordu. Böylece günler geçmiş ve Leslie’nin meslek hayatiyle birlikte özel hayatı da bir uçurumun eşiğine gelmişti. Nihayet günün birinde fırtına patlak verdi. Leslie Caron, çocuklarını alıp Amerika’ya gitmiş ve Warren Beatty ile filim çevirmeye başlamıştı. İki genç arasındaki dostluk çok geçmeden ateşli bir aşk macerası halini alınca Peter Hail, karısını zina suçuyle mahkemeye verip boşanmak istemişti. Boşanma meselesi tamamlandıktan sonra Peter Hail, çocuklarını da yanına almış ve annelerini görmelerini yasaklamıştı. Böylece Leslie Caron için üzüntü dolu bir devre başlamış oluyordu. Üstelik Warren Beatty ile de arasına kara kedi girmiş, genç kadın genç sevgilisi uğruna yuvasını dağıttığına pişman olmuştu. Ama geriye dönmesine artık imkan yoktu.



Böylece Leslie Caron, sinemada şöhretin zirvesine ulaşmışken özel hayatındaki aksaklıklar yüzünden yavaş yavaş unutuldu. Yıllar sonra genç rejisör Michael Laughlin ile evelnip mesleğinde yeniden şöhrete ulaşmak için çalışmalara başlayınca, birçok güçlükle karşılaştı. Amerikan sinemasının yeni patronları Leslie Caron’un filimlerini bile görmemiş genç kimselerdi. Yıldızın onlara kendini kabul ettirebilmesi için büyük çaba harcaması gerekiyordu.

Sonra genç kadın çocuklarından ayrı olmasına da peK üzülüyordu. Kırk yaşına gelmenin verdiği ağırlık, geçmişteki acı olayların etkisi ve yalnızlık Leslie Caron’u adamakıllı yıpratmıştı. Fakat yıldızın eşi Michael Laughlin ne yapıp yapıp karısını bu moral bozukluğundan, ruh çöküntüsünden kurtarmayı aklına koymuştu. Ve bu sebeple de karısına «Açık Gölge» isimli bir filim çevirtmek üzere hazırlığa girişmişti.



Leslie Caron, kırkıncı yaş gününü kutladıktan sonra kocasıyle birlikte Avrupa’ya gitmek üzere hazırlığa başladı. Yıldız Amerika’yı ve Amerikalıları hiç bir zaman benimseyemediğini, Beverly Hills’deki muhteşem villasına rağmen Avrupa hasretinden kurtulamadığını da gizlemekte bir sakınca görmüyor. Yeni filmini Avrupa’da ve üstelik çok sevdiği kocasıyle birlikte çevireceği için yüzü gülmeye başladı. Her şeye rağmen hayat ona kasvetli görünmüyor, kendisine büyük haksızlıklar yapmış olan kimseleri bile affetmeye hazır. Bir de çocuklarını yanına alabilse mesele kalmayacak. Leslie Caron, «Hayat kırkından sonra başlar» sözüne şimdilik inanmış görünüyor. Ve yeni başlayacağı hayatın eşiğinde istikbale güvenle bakıyor…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-2-sayisi/)

22.01.2021 01:12

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar