Menü

Mahmure Handan Gerçeği

Mahmure Handan Gerçeği1930 yılındayız. Ankara. Atatürk, bakanları, milletvekilleri, o günlerin siyasi hayatında söz sahibi olan önemli şahıslar büyük bir masanın etrafında toplanmışlar, yemek yiyorlar. Masanın biraz ilersinde saz heyeti ve mikrofonda da güzel, tatlı sesli bir kadın var: Mahmure Handan. Atatürk’ün çok sevdiği bir şarkıyı okuyor: «Gel gitme kadın. Ruhumu hicranına yakma. İnlet beni, öldür ağyara bırakma.»

Alkışlar… Alkışlar… Başka bir gece. Gene Çankaya Köşkü. Kordiplomatiğin de katıldığı muhteşem bir balo. Mahmure Handan gene mikrofonun başında. Gene şarkılar okuyor. Gene o mahut şarkı.

Sonra başka bir gece… Mahmure Handan bu defa İsmet Paşa’nın kollarında dans ediyor. Ve Mahmure Handan’ın bugün bile unutamadığı konuşma geçiyor aralarında:

– «Sesin çok güzel kızım. Müzik bilgini ilerletmeye çalış. Bir sıkıntın olursa beni gör.»

– «Sağolun efendim. Varolun efendim.»

İşte o yılların şöhretli Mahmure Handan’ı şimdi Yeşilçam’da. Filimlerde anne, dadı rollerinde oynuyor, kızına, iki torununa bakmaya çalışıyor. Hayat bu. Düşmez kalkmaz bir Allah. «Ne yapalım, kader böyle imiş,» diyor. «Alın yazımızda bugünleri de görmek varmış. Emine Adalet’i hatırlarsınız. O da bir zamanlar Hitler’in, Himler’in, Göbeis’in huzurunda dans etmişti. Berlin Scala Revüsünün bir numaralı oyuncusuydu. Almanlar ikinci Dünya Savaşı’nda ona casusluk teklif etmişlerdi. Sonu ne oldu? Tıpkı benim gibi. Bir pavyonda barmenlik yapıyor. Kader. Param olmasın, önemi yok benim için. Hatıralar yeter bana. Atatürk’ün huzurunda okuduğum günler yeter bana. Ah o günler. Müthiş adamdı. Hele gözleri. O haşmet, o heybet, o zeka. Ben mahut şarkıyı söyledikçe mutlaka gözleri nemlenirdi. ‘Söyle kızım, bir daha söyle o şarkıyı,’ diye beni teşvik ederdi. Ben de o şarkıyı bambaşka bir ruhla, duyuşla okurdum…

Mahmure Handan Gerçeği«İzzettin Ökte’ler, Selahattin Pınar’lar, Münir Nurettin’ler, Sadettin Kaynak’lar da aynı birer hatıra. O günlerde bülbül gibi şakrardık, bugünler aklımıza bile gelmezdi. Hem nereden bileyim, zaman değişecek, hayat şartlan değişecek de ben on liranın peşinden koşacağım? O zamanlar para aklıma bile gelmezdi. Para kelimesinden nefret ederdim. Şimdi ise 100 lira kazanmak için bu yaşta sabahtan akşama kadar filim setlerinde çalışıyorum. O zamanlar dönüp de bakmayacağım insanların ağız kokusunu çekiyorum. 300’e yakın filimde oynadım, seyirci doğru dürüst adımı bile bilmiyor. Dedim ya, kader… Ama hiç üzülmüyorum Şöyle bir etrafıma bakıyorum. Sinemadan memnun olan hemen hemen yok gibi bir şey. İnsan tuhaf mahluk. Etrafınızda gayrimemnunlar çoğaldıkça adeta kendi derdinizi unutuyorsunuz.»

İnsan vardır para bakımından zengindir, insan vardır gönlü zengindir. Mahmure Handan da hatıraları bakımından zengin mi zengin bir kadın. Ankara’nın en rerkli günlerinde resepsiyonlara katılmış, konserlerde görev almış. O günlerde kendisine sazıyla refakat edenlerin bir kısmı «baki kalan bu kubbede hoş bir seda» bırakarak «Sessiz Gemi»yle ebediyete göç etmiş. Bir ara, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü 35 yaş şiirinin çok bilinen «Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir» mısraını belli belirsiz bir sesle mırıldandı. Sonra da gözpınarlarında biriken yaşları bize göstermemek için kalktı ve vazodaki çiçekleri düzeltmeye başladı.

Eski hatıralarının deşilmesi Mahmure Handan’ı çok duygulandırmıştı. Tam bize «Hatıralarımla yaşıyorum. Hatıralarım bana yetiyor da artıyor,» bile derken büyük torunu pikaba eski bir plak koydu. Şarkı neydi biliyor musunuz?

«Hatıran yeter bana, uzakta kal sevgilim…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-44-sayisi)

10.08.2019 23:47

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 12:49

    MAHMUT YILDIRIM

    Paşalarla güzel anıları olan ender insanlardan...
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 16:43

    FATMA ONUR

    müziği ayrı sözleri ayrı güze şarkılarının