Menü

Marisa Mell’in Özlemi

Marisa Mell'in ÖzlemiParis, Londra ve Roma’daki büyük otellerde çalışan asansörcülerin hepsini isimleriyle değilse bile, şahsen tanır. Avrupa’nın büyük şehirlerindeki tanınmış filimcilerin hepsiyle dosttur. Marcello Mastroianni veya onun gibi şöhretli aktörlerden birine rastladığı zaman, aktörler onu hararetle selamlamaktan, hatırını sormaktan geri kalmazlar. Şayet vakitleri varsa, durup uzun uzadıya da sohbet etmekten çekinmezler.

Bu genç kadının da dünyanın dört köşesindeki şöhretli meslektaşlarıyle konuşacak, tartışacak pek çok meselesi vardır. Herkesle iyi geçinmeyi kendine prensip edindiği için, asla düşmanı yoktur.

İtalya’da bir filmi tamamlar tamamlamaz, yeni bir filme başlamak için apar topar İngiltere’ye gitmek zorundadır. İngiltere’deki filmi bitirince de ya Fransa’da ya da başka bir ülkede, başka bir filim onu beklemektedir.

Bu her ülkede işi olan, başını kaşımaya vakti bulunmayan yıldız Marisa Mell’den başkası değil. Elke Sommer, Sylva Koscina, Claudine Auger, Senta Berger gibi çeşitli ülkelerde filim çeviren genç yıldız, nereye gitse rahat etmekte, kimlerle iş birliği yapmak zorunda kalsa hiç bir sıkıntıya düşmeden üzerine düşeni yapabilmektedir. Genç kadın birkaç dili ana dili gibi konuşabildiği için filimciler Marisa Mell ile çalışmaya can atarlar, üstelik, kızıl saçlı yıldızın cazibesine ve oyun kabiliyetine de herkes hayran. Kısacaşı, sinemada daha ancak birkaç yıllık mazisi olan Marisa Mell, şöhret yolunda dev adımlarla ilerliyor. Fakat her güzelin bir kusuru olduğu gibi, Marisa Mell‘in de bir derdi var: Vatan hasreti. Her gittiği yerin havasına, insanlarına kendini kolayca alıştırabildiği halde, genç kadın ana vatanı Avusturya’nın hasretini başka bir yerde dindiremiyor. Dünyanın büyük otellerinde çalışanlar ne kadar iyi tanırsa tanısın, bir yabancı ülkede, bir yabancı otelde kendisine ayrılan daireye çekildiği zaman ülkesinin yeşil çayırları, evi, akrabaları, yakın dostları gözlerinin önünde beliriyor ve genç kadının yüreğini tarifi imkansız bir acı dolduruyor. Bazen bu acı öyle dayanılmaz bir hal alıyor ki genç kadın nerdeyse her şeyi bir kenara bırakıp kimselere haber vermeden Avusturya’ya gideceği geliyor. Fakat gündüzleri filim setlerinde vaktin nasıl geçtiğini anlamaya fırsat bulamadığı için çoğu kere kendini işine kaptırıp vatan hasretini geriye atabiliyor. Daha ziyade yalnız kaldığı zamanlar Marisa içinde pişmanlık duygusuna benzer bir duygunun kıpırdandığını da hissediyor. Bereket ki dünya sinemasında şöhreti günden güne artıyor ve yıldızın etrafı hayranlarıyle çevriliyor da, vatan hasretiyle yanlış bir adım atmasına fırsat kalmıyor.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-45-sayisi)

10.08.2019 22:55

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 20 Ağustos 2015 18:31

    Cansu Kaya

    tanımıyorum ama güzel kadınmış :D
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 17:45

    MELTEM GÜLÖRELGN

    bende çıkaramadım ama kıskandırıcı bir güzelliği varmış :D