Menü

Mehmet Taneri Askere Gitti

MEHMET TANERİ’nin bundan on beş gün kadar önce sessiz sedasız askere gittiğin: nasıl tesadüfen öğrendiysek, geçtiğimiz hafta eşyalarını almak için günübirliğine İstanbul’a geldiğini de tesadüfen öğrendik. Bir haber var mı diye annesine telefon etmiştik. Yaşlı kadın sorumuz üzerine bir süre düşünmüş, «Haber gelmedi, ama kendi geldi,» deyivermişti. Bu bizim için gerçekten sürpriz bir haberdi. Hemen bir arabaya atladık ve Mehmet Taneri’nin evinin kapısını çaldık.



Mehmet Taneri konuşmaya, «Vatani görevimi Konya’da yapacağım,» diye girdi ve sözlerine şöyle devam etti: «Biliyorsunuz ben yedek öğretmenim. Öğretmenlik yapacağım ilkokul Konya’nın Cihanbeyli kazasına bağlı Kütükuşağı köyü. Bin ikiyüz hanelik bir köy Kütükuşağı. İki sınıflı okulda tam 250 öğrenci okuyor. Sınıflardan birinde 1,2 ve 3. sınıflar ders görüyor, diğerinde 4 ve 5. sınıfları okutacağım.»



Mehmet Taneri köye ilk gittiği gece muhtar tarafından misafir edilmiş. Biraz oturduktan sonra evin hanımı önlerine bir örtü sermiş. Üzerine bir elek, onun üzerine de bir tepsi yerleştirmiş. Tepesinin ortasında az pişmiş bol yağlı bir yumurta, bir tencere kapağının içinde tepeleme bulgur pilavı, bir tasta da ayran varmış. Tepsinin dört bir tarafından da pişmiş yufkalar sarkıyormuş. Mehmet önce tepsinin içinde çatal, kaşık aramış. Ama yok ki bulasın!

Tam o sırada muhtar eline bir parça yufka almış, yufkayı bükmüş, kıvırmış, yumurta tasının içine daldırdığı gibi ağzına götürmüş. Bu köyde yılları geçecek, alışması lazım. O da muhtar gibi, yapayım demiş. Ama böyle yemek yemenin öylesine acemisi ki… becerememiş. koca lokma pantolonuna düşünce o güzelim pantolonu berbat olmuş… Bereket muhtar, Mehmet Taneri’nin zor durumda olduğunu çabucak kavramış. Bir çay kaşığı getirtmiş. Böylece Mehmet Taneri Kütükuşağı köyünde ilk yemeğini yemiş…



Genç şarkıcıdan biraz da öğretmenlik yaptığı köyü anlatmasını istediğimiz zaman hafifçe gülümsedi: «Bir Anadolu köyü işte…» dedi. «Elektrik yok, su yok… Köy sakinleri gün ışımadan ayağa kalkıyorlar hava kararınca da evlerine çekiliyorlar… Tabii birçok köyde olduğu gibi evlerde tuvalet de yok. İhtiyacımızı görmek için kör karanlıkta elimizde fener dışarı çıkıyor, yürüyor, yürüyor, bir sokağın yanı başındaki tuvalete gidiyorsunuz… Tabiî eğer sokaklarda cirit atan tasmasız köpeklerin arasından geçmeye cesaretiniz varsa…»



Mehmet Taneri Konya’ya giderken beraberinde otomobilini de götürmüş. Çocuklar arabayı görünce sevinç ve şaşkınlıktan çılgına dönmüşler. Sabahtan akşama kadar otomobilin orasını burasını ellemişler, bir kapısından girip diğerinden çıkmışlar. Mehmet köyde çok kalamamış. Ertesi gün kaymakama çıkıp eşyalarını alabilmek için izin istemiş. Kaymakam da Mehmet’e iki günlük izin vermiş.

Mehmet Taneri İstanbul’da bir gün kalıp, otomobiline yatak, yorgan, yemek takımları, gaz lambası, konserve, transistörlü aletleri doldurduğu gibi Konya’nın yolunu tuttu. İki yıl boyunca kendisine yuva olacak Konya’ya 138 kilometre uzaklıktaki Kütükuşağı köyüne gitti. Giderken, «Mutlaka sizleri köye beklerim.» diyordu. «Nefis ayranlarımız, leziz tavuklarımız var!…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1969-tarihli-43-sayisi)

25.01.2021 01:59

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar