Menü

Mesut Aytunca Şeytanın Bacağını Kırdı

«KARA gözlüm efkarlanma gül gayri Vatan borcu biter bitmez ordayım..»

Şimdi bu türkü ya bir kışlanın koğuşundan dışarı süzülür, ya da cephanelik nöbetinde olan askerin gizlice içtiği sigaranın dumanına karışır, kaybolur gider. Sigaranın dumanında sadece bu şarkının mısraları değil, kara gözlünün, yeşil gözlünün kendisi, memleket hasreti, buğday tarlalarının hasreti buram buram tüter. Bu arada başka bir türkü daha vardır ki, bu türkü henüz bestelenmemiştir, daha doğrusu her dudaktan başka türlü notalarla çıkar. İsmi de «gel tezkere gel» diri işte son günlerde, halen İstihkam Okulu’nda öğrencilik günlerini yaşayan, sarı demiri takmaya çok az bir zamanı kalan Mesut Aytunca’nın dudaklarından derin bir nefesle beraber «Gel Tezkere Gel» sözleri düşmüyor…

Mesut Aytunca Şeytanın Bacağını KırıyorKomutanlar erlerinin, öğrencilerinin sıkıntılarını iyi bilirler, «Ah»ların, «of»ların birbirine karıştığı günlerde hemen moral geceleri tertipleyip öğrencilerin üzerindeki karamsarlığı atmaya çalışırlar.. Levazım Okulu, Piyade Okulu, İstihkam Okulu günün sevilen isimlerini iki, üç ayda bir okullarında toplar, öğrencilere sivilliklerini yaşatır, neşe dağıtır, moral verir.

İstihkam Okulu da geleneksel moral gecesini geçen hafta içinde okulun geniş sahasında yaptı. Doğrusunu söylemek gerekirse değme organizatörün yapmaya cesaret edemeyeceği şeyi okul öğrencileri elbirliği ile gerçekleştirdi, İstanbul’da ne kadar «vedet» isim varsa okulun bahçesinde topladı. İşte size birkaç isim: Ajda Pekkan, Füsun Önal, Mehmet Taneri, Ömür Göksel, Alaeddin Şensoy, Güzide Kasacı, Beyaz Kelebekler, Ritm 68, Funda Postacı, Mavi Çocuklar, Lale Belkıs…

Ve İstihkam Okulu orkestrası ile beraber Mesut Aytunca… Mesut Aytunca da bu geceye bir zamanlar elinden hiç düşürmediği gitariyla iştirak etmiş, «Kaşık Havası», «Lorke» gibi yine eski günlerin popüler parçalarıyla kendini hatırlatmıştı.

Hatırlatmıştı diyoruz. Nedenine gelince Mesut’u hatırlatan sadece şarkılar ve gitarıydı. Ensesinden aşağı doğru uzanan saçlarının, allı pullu elbiselerinin yerinde şimdi kısacık kesilmiş saçlar ve askeri üniforma vardı da ondan. Eskiyle yeni bir bıçak darbesiyle birbirinden kopup ayrılmıştı. Hatta Mesut Aytunca eski müzisyen arkadaşları ile Cömert Baykent ile gelen Ajda Pekkan, Füsun Önal, Ömür Göksel ve diğerleri ile kuliste buluştuğu zaman bile sıkılganlığı üzerinden atamamış eski hayatına yabancı kalmıştı…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-36-sayisi)

04.08.2019 22:43

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar