Menü

Mia Farrow’un Düşüşü

Bugünlerde Hollywood’un genç kuşak şöhretlerinin birkaçı bir araya geldiler mi söz dönüp dolaşıp Mia’ya geliyor. «Bu kızı ne yapacağız? Nasıl eski haline getireceğiz?» diye kara kara düşünüyorlar. Sonra da akıllarına gelen çareleri bir bir sıralayıp bunlardan hangisinin genç yıldız Mia Farrow’nun moralini düzeltmeye gerçekten yarayacağı konusunda bir karara varmaya çalışıyorlar. Ve maalesef çabaları hep boşa gidiyor.

Zira bırakın arkadaşlarını, Mia Farrow‘nun kendisi bile ne yapacağını, içine düştüğü dert kuyusundan naşı kurtulacağını bilemiyor. Bataklığa gömülmekte olan bir zavallı gibi, dışarı çıkmak için çırpındıkça çamurun içine daha çok batıyor!

Amerikan sinemasının bu pek genç, pek yeni artistinin dertleri pek de öyle içinden çıkılmayacak kadar büyük değil, fakat genç yıldız, kararsızlığı ve düşüncesizce davranışları yüzünden özel hayatını tam bir kör düğüm haline getirdi. Şimdi de bu kör düğümü çözemediği için şaşkın bir halde oradan oraya dolaşıp duruyor.

Mia Farrow, babası yerindeki Frank Sinatra ile sevişmeye başladığı zaman herkes buna birçok genç kızda görülen ve kısa zamanda geçen «olgun erkeğe aşık olma» hastalığı teşhisini koymuştu. Fakat bu hastalık sanıldığı kadar çabuk geçmedi. Mia Farrow, başta annesi olmak üzere bütün büyüklerinin ısrarına aldırmadan Frank Sinatra ile evlendi. Artık filim çevirmeyeceğini, evinde oturup şöhretli bir sinema artistinin eşi olmanın zevkini çıkaracağını söylüyordu. Ama sonradan nedense karar değiştirdi. Kocasının şert tehditlerine aldırmadan filim çevirmeye devam etti ve neticede karı – kocanın yolları ayrıldı.

Mia Farrow, kocasından ayrıldıktan sonra iyice şaşkına dönmüştü. Bir gün, «Ben sinemayı asla bırakmayacağım. Şöhretli bir artist olmak için sonuna kadar uğraşacağım,» diyor, bir başka gün ise, «Bir genç kadın her şeyden önce evinin kadını olmalı. İdealimdeki erkeği bulursam sinemayı terk edeceğim,» diyerek önce söylediği sözleri adeta tekzip ediyordu.

Mia Farrow'un DüşüşüMia’nın Frank Sinatra’dan ayrıldıktan sonra avunmak için gezip tozduğu erkekler de birbirine gerek tip ve gerek yaş itibariyle zıt insanlardı. Mesela yakışıklı aktör Laurence Harvey ile gezip tozarken, eski kocasından daha da yaşlı olan Peter Sellers ile gezmeye başlamıştı. Herkes Mia’nır. yeni bir aşkın eşiğinde olduğunu ileri sürdüğü sırada, bu defa da Beatle’lardan Paul McCartney ile seviştiği öne sürülmüştü. Bu maceranın dedikoduları iyice yayılmadan Mia’nın, Richard Burton uğruna intihar etmeye kalkıştığı söylentileri de ağızdan ağıza, dolaşmıştı. Kısacası Mia Farrow, meslek hayatında da özel hayatında da bir türlü kendine istikrarlı bir yol çizememişti. İç huzuruna kavuşmak için taa Hindistan’a kadar gitmiş, Beatle’ların akıl hocası Mahareshi’den nasihat almak istemişti. Fakat maalesef bu da fayda vermedi.

«Bugün, Hollywood’un en huzursuz en şaşkın şöhreti kimdir? diye bir soru sorulsa herkes, fazla düşünmeye lüzum görmeden «Mia Farrow» diye cevap verir. Mia, işsizlikten sıkılıyor, bekarlıktan sıkılıyor, evlilikten hoşlanmıyor, seyahatten nefret ediyor, alışverişi sevmiyor, kitap okuyamıyor. Kısacası, yaşamak Mia Farrowa zor geliyor. Yıldız çevresindekilere bir şeyler ispat etmek istiyor, ama neyi ispat etmek istediğini kendi de bilmiyor. Bu arada Frank Sinatra’nın kendisinden ayrılmasından sonra eski eşi Ava Gardner’le barışması Mia’nın moralini daha da bozdu. Genç kadın eski kocasına nispet daha mutlu bir hayata kavuşayım derken, iyiden iyiye bedbaht oldu. Frank Sinatra’ya rest çektiği zaman güvendiği bir tek dal vardı: Kendine göre çok sağlam bir daldı bu. Mia, gençliğine, güzelliğine güveniyordu. «Frankie yaşlı bir adam,» diye düşünüyordu. «Bana muhtaç. Ne kadar kapris yaparsam yapayım, beni bırakmaz.» Ama düşündüğü gibi olmadı. Frankie kendisini terk etti ve ilk aşkına, gerçek aşkına döndü. Ava ile Mia’nın yaşları göz önüne getirilirse onun niye bedbaht olduğu daha iyi anlaşılır.

Mia’nın bundan sonra sarf edeceği çabalar ona gerçek mutluluğu kazandıracak mı, yoksa büsbütün mutsuz mu olacak?

Bunu şu anda kestirmeye imkan yok. Fakat bu arada Mia’nın hala eski kocasına olan sevgisini kaybetmediği ve sırf Frank Sinatra’nın onu terk etmesine üzüldüğü için böyle şaşkın şaşkın dolaştığı söylenebilir.

Fakat artık Frank Sinatra ile arasındaki bağları tamamen koparmış olduğu için tekrar kocasına dönmesi de imkansız. Genç kadın, düşünmeden yaptığı hareketlerin cezasını pek ağır bir şekilde çekiyor. Onu böyle üzgün ve perişan görenler de tabii genç kadının dertlerine çare bulmaya çalışıyorlar, ama nafile.

Yakınları onun yapacağı en iyi işin durmadan filim çevirmek olduğunu söylüyor. «Mia Farrow, üzüntülerini hepsinden önemlisi Frankie’yi ancak bu şekilde unutabilir,» diyorlar. Bakalım çevresindeki insanların sözlerine pek değer vermeyen Mia bu konuda ne yapacak?

Sözün kısası, saadet yanı başındayken onu çok uzaklarda aramaya kalkan Mia Farrow, bu uğurda manen ve maddeten paramparça oldu. Herkes gibi kendisi de şansının döneceği günü bekliyor.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-40-sayisi)

11.08.2019 00:55

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 14:40

    Tayfun Korkut

    düşmeez düşmez mia farrow çıkar tekrar
  • Yayınlandı: 3 Eylül 2015 10:33

    ŞERİFE KUL

    güzel kadındı ama işte bazen böyle şeyler olabılıyor acaba frank mı engel oldu teklıflerın gelmesıne ahaha :D