Menü

Michel Polnareffe’i Tanıyalım

SORU:«İlk parçanı bestelediğin günü hatırlayabiliyor musun?»

MİCHEL: «Hem de gayet açık bir şekilde. Henüz üç yaşındaydım. Ailem ile yazlığa gitmiştik ve aylardan ağustostu. Bir öğleden sonra babama, ‘Bak babacığım ben ne besteledim?’ dedim. Kendi kendime küçük bir parça çıkarmıştım. Mırıldanarak söyledim. Çok sevindi. Beş yaşından itibaren de bana muntazam bir şekilde piyano dersleri aldırmaya başladı.»

SORU: «Ailen, müziğin, tahsiline mâni olmasına kızmıyor muydu?»

MİCHEL: «Tabii kızıyordu, fakat müzik konusundaki çalışmalarımı en iyi şekilde yapmamı da istiyordu. Adeta bir yarış atı gibi çalıştırılıyordum.

SORU: «O zamanlar idealin neydi?»

Michel Polnareffe'i TanıyalımMİCHEL: «Hep meşhur olmayı, alkışlanmayı arzulardım. Bu hevesle on yaşındayken konservatuvara girmeye kalktım. On bir yaşında solfejde birinciydim. Belki de iyi bir piyanist olacaktım. Fakat küçük yaşta Bili Haley’ler, Elvis Presley, Franki Lane’ler beni etkiledi. Bu yüzden evde sık sık başıma dert açılıyordu. Annem ve babam, vahşi müziği dedikleri bu tür melodilerden nefret ediyorlardı. Bense tam manası ile şaşkındım. Bach’ı, Chopin’i dinleyemez olmuştum.»

SORU: «O, tarihlerde hiç şöhretlerin konserlerine gittiğin olur muydu?»

MİCHEL: «Tabii. Bilhassa Ray Charles’ın bir konserinde duyduğum heyecanı yıllar geçse bile unutamam. Onun piyano ve org çalışı beni adeta büyülemişti. Hemen bir şeyler kaptım ondan. Sonra askerlik çağım geldi. O tarihte Beatles yeni yeni ün yapmaya başlamıştı. Günün tanınmış müzik şöhretlerinin taklitlerini yaparak koğuşta kendime geniş bir arkadaş çevresi topladım.

SORU: «Demek müzik hayatm askerlikten döndükten sonra başlıyor.»

MİCHEL: «Evet. Terhis olup geldikten sonra ailemle geçinemez olmuştum. O arada kendime bir gitar satın aldım. Kütüphanemdeki kitaplarımın arasında, ‘Nasıl Gitar Çalabilirsiniz?’ diye öğretici bir metod vardı. Onu önüme alıp sabırla çalışmaya başladım. Ve bana ilk şöhretimi sağlayan ‘La Poupee Qui Fait Non’ isimli parçayı besteledim. Aynı tarihlerde, o çağımda hayran olduğum Peter, Paul ve Mary topluluğunun Olvpia’da bir konseri vardı. Kalabalığın arasına karıştım, kulise sokuldum. Konserin sonunda onların karşısındaydım. Paul, parçamı sonuna kadar sabırla dinledi. Beğendi. Ona parçalarımdan birini repertuvarlanna alıp alamayacaklarını sordum. ‘Neden sen kendin söylemiyorsun?’ dedi. Olypiadan ayrılırken kararımı vermiştim: Şarkıcı olacaktım.»

SORU: «Ailenle geçinemediğine göre onlardan ayrıldın mı?»

MİCHEL: «Ayrı yaşamaya mecbur oldum. Onların yardımlarını da istemiyordum. Küçük bir barda piyano çalmaya başladım. Gündüzleri de Paris’e gelen turistlere tarihi anıtların basamaklarında şarkılar söylerdim. O sıralarda bir rock’n roll yarışmasına girip birinci oldum. İlk plak doldurma teklifini de o zaman aldım. Fakat reddettim.»

SORU: «Ama bu tarihten birkaç ay sonra ilk plağın piyasaya çıktı.»

Michel Polnareffe'i TanıyalımMİCHEL: «Hep kendi başıma bir şeyler yapabileceğimi sanıyordum. Londra’ya gittim. Ama nafile. Nihayet bir şirket daha teklifte bulundu. Onlara ancak Londra’da banda almak şartıyla kabul edebileceğimi söyledim, ‘Olur,’ dediler. Böylece ilk plağımı yaptım. Üzerinde üç parça vardı: «La Poupee Qui Fait Non», «Beatnik» ve «Chere Veronique»…

SORU: «İlk plağım doldururken heyecan duydun mu?»

MİCHEL: «Korkudan ölüyorum sandım. On iki telli bir gitar satın almıştım. Sonra Big Jim Sullivan ve Larry Page gibi şöhretli müzisyenlerin eşliğinde söylemek heyecanımı artırıyordu. Fakat yine de onlara nasıl çalmaları gerektiğini ben söyledim. Çünkü stilleri biraz değişikti.»

SORU: «O tarihte aranjmanlarım kim yapıyordu?»

MİCHEL: «Jean Bouchety ile birlikte çalışıyordum. Her parça için ayrı bir müzik ve ses düzeni kuruyorduk.»

SORU: «Son plağının bütün aranjmanını kendin yapmışsın. Nasıl iyi oldu mu bari?»

MİCHEL: «Beni belki fazla iddialı bulacaksın. Fakat doğrusu iyi iş yaptığıma inanıyorum.»

SORU: «Yenilerden en çok kimleri beğeniyorsun?»

MİCHEL: «Ben, her şeyden önce kendi şarkılarını kendi besteleyenleri tutarım. Mesela Clade Righi’nin «Premier Amour» u, Eric Charden’in «Si Je T’aime» i, Michel Fugain’in «Daisy» si gayet iyi parçalar. Bu arada sana bir sır vereyim. Bendeki o çocukluğumdaki klasik müzik aşkı tekrar uyandı. Şimdi her sabah birkaç saat Bach çalıyorum. Görüyorsun işte, insanlar zamanla bu kadar değişebiliyorlar.»

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-37-sayisi)

10.08.2019 23:43

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:06

    EYLÜL GÜMÜŞTAŞ

    üç yaşında ilk bestesini yapmış ben zor yürüyordum :D
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:08

    Ayşe Bilgiç

    tanımasakta olur cünkü bu kim bilmiyorum :D
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 12:29

    SUZAN İLERi

    buda mı zamanında tükenmiş yoksa :D