Menü

Münir Özkul Küfelik Oldu

«Meyhane, dışardan sıkıntılı görünür ama, bir başka güzellik, bir başka çekicilik vardır içinde» demiş şair. Münir Özkul da buna inandığı için tiyatro ve sinemadaki arkadaşlarını Balat’ta bir meyhaneye davet etmişti. Münir Özkul önce bardak bardak içerken, doyamadı, fıçıların musluklarından içmeye başladı. Tabii sonra da…

münir özkul

Münir Özkul birkaç aydır sahneye çıkmadı ve bir hastanede tedavi edildi, iyileşikten sonra tiyatroda oynayamıyan şöhretli sanatçı kısa zamanda beş filmde önemli roller aldı. Geçenlerde Balat’da içkiye dayanıklı arkadaşlarıyla bir şarap yarışmasına katıldı ve tam kazanacağı sırada küfelik oldu.

ELİNDE kocaman bir şarap şişesi sallana sallana dolaşıyor ve üç kişilik çingene sazının oynak havasına uyup şarkısını söylüyordu:

«Arabası Pileymut, Rakı içtim oldum dut, Ben de çakırım abla, Emirgan yolunu tut, Nebahat’sin uçarsın, Dalga kıyak coşarsın, Eski model araban, Kadillak kovalarsın, Eminönü – Beşiktaş, Yavaş sür abla yavaş, Trafiğe toslarsan, Sonra olur işler yaş, Korna çalmak yasakmış, Yollar tıkanacakmış, Şoförler kanat takıp, Havadan uçacakmış.»

Sahne, Balat’ta Marmara Meyhanesi… Münir Özkul, şarap fıçıları üstüste dizilmiş, birkaç yüzyıllık meyhanede hem içiyor, hem de şarkı söyleyip göbek atıyor. Kılarinet, keman ve çiftenağradan kurulu sazın iki «Sulukuleli» dansözü de var. Münir Özkul oynarken onlar durup seyrediyor, Münir yorulup masaya çökünce onlar meydana çıkıp şıkır şıkır göbek atıyor, «Bahriye Çiftetellisi»nden «Anadolu köçekçeleri» ne varıncaya kadar bütün yerli dans türlerini ortaya döküyorlar… Münir özkul, bu asırlık meyhaneye sabahleyin geldi. Vakti zamanında yeniçerilerin demlendiği şaraphanede mermer masanın başına geçip Faik Coşkun’dan «içki» istedi.

Saat 11’de içtiği şarapların bardak sayısı 11’i bulmuştu, öğlen yemeğinde ala Beykoz kalkanı tavada kızarmış, buğuları tüterken masaya konuyor. Arkadan bohça börekleri, marul gelince Münir’in ağzının tadı da geliyor ve «Faik Baba, öğlen şarabından yolla!» diye bağırıyor. Daha koyu kırmızı bir şarap geliyor. Münir içerken gözleri duvardaki yazılara ilişiyor: «Bira içiniz, yazın serinletir, kışın besler».

Birden kızıp bağırıyor: «Kim demiş? insanı şarap besler. Arpa mı daha kuvvetli, üzüm mü?» Şarabı dikip içiyor. Gene bağırıyor: «Bir bardak daha gönder Faik Baba!»… Şarap gelirken masasına Ersun Kazançel, Türker Tekin, Reşit Çıldam, Mehmet Ali Akpınar, Kudret Şandra geliyor. Hepsi de «Yeşilçam» dan arkadaşı… Onlara da ısmarlıyor. Masa genişliyor.

Ersun’un birden aklına bir muziplik geldi: «Münir Ağabey, var mısın içki yarışı yapalım? Hani sen çok içmek, rekor kırmakla şöhret yapmıştın? Eski şampiyonsun!» deyiverdi. Münir dayanamamıştı: «Çıkın karşıma, hodiri meydan! Kaybeden masrafları ödeyecek!» diye gürledi. Herkese ayrı ayrı bardaklar taşınmaya başladı. Bir… iki… üç… dört… derken saz takımı çalıyor, Balatlı içkiseverler de bu yarışmayı yakından takip ediyordu. Saz takımı çalıyor, kızlar oynuyor, bizimkiler yarışıyor… Arada bir «Sen hepsini içmedin bardağın, hile yapıyorsun» diye bağıran Münir’in gözü duvardaki tabelaya ilişti: «Hır çıkarsa hesap iki misli alınır!» Hemen sustu. «Neme lazım, sonra yarışı kaybederiz de iki misli ziyana gireriz…» dedi.

Mezeler yenildi, içkiler su gibi aktı. Münir, içkiye sabahtan başladığı için rakiplerine göre kötü durumdaydı. Ama «Ben eski şampiyonum, ne kadar yorgun olsam, beni yenemezsiniz!» diyordu. Önce Ersun, sonra Türker Tekin yarışı terkedip yerlere serildi. Fakat Mehmet Ali Akpınar, içiyor, içiyordu. Münir: «Yahu su aygırı gibi içiyor, gene gık bile demiyor!» diye bağırdı. Zaten bu meyhanede bağırmadan konuşulamıyordu. Gürültü ayyuka çıkmıştı. Hamza Ağabey, yanar sigarayı ağzında kaybediyor, çiğniyor, sonra gene hiç bozulmadan dudaklarına sıkıştırıyordu. Son saniyeler çok heyecanlı geçti. Münir Özkul elinde bardağı kalktı, meyhane halkına nutuk çekti: «Ben çok içerdim, gece – gündüz içerdim. Şimdi şoför oldum, içki yasak… Ama, direksiyon başında yasak… Ben… Ben şimdi otomobil sürmediğime göre içebilirim. Memlekette içmek, istediğini yemek özgürlüğü var» derken «küt» diye yere yıkıldı ve hemen kargatulumba edilip fıçıların üstüne yerleştirildi. Mehmet Ali, Münir’i yenmişti. Galiplere yakışır bir jest yaptı ve küfe getirtip Münir’i içine oturttuktan sonra taksiye kadar sırtında taşıdı.münir özkul

Aslında bütün bunlar «Şoför Nebahat Bizde Kabahat» filminde oldu. Münir rol icabı içti, rol icabı yere yıkıldı, rol icabı küfeye bindirildi. Münir «İçkiye tövbe ettim, bütün içtiklerim Kola Kokaydı. Yoksa çaydan başka içkim kalmadı artık. Artık tiyatroyu bıraktım. Beş filmde oynadım. Bundan sonra da birkaç yıl sadece film çevireceğim» dedi…

 

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-18-sayisi)

31.08.2015 15:23

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 14:27

    Ayşe Bilgiç

    Vay be münir ustaya bak ya
  • Yayınlandı: 1 Eylül 2015 17:19

    AYDIN AK

    afiyet olsun büyük usta :D:D