Menü

Murat Soydan’ın Yükselişi

Her insan birtakım şanslar veya şanssızlıklarla gelir dünyaya. İstanbul’da hayli zengin bir insanın oğlu olarak doğan bir çocuk düşünün. Bu hem coğrafi, hem de ekonomik bir şanstır o çocuk için. Aynı çocuk Ağrı Dağı’nda bir çobanın oğlu olarak da dünyaya gelebilirdi!

Yerli sinema artistlerimizin beyazperdede doğmaları da şanslar veya şanssızlıklarla doludur. Hülya Koçyiğit, Ediz Hun, Ajda Pekkan, Salda Alkor, Tamer Yiğit, Uğur Güçlü v.b. gibi şöhretler SES mecmuasının Sinema Artisti Yarışmalarını kazanarak Yeşilçam’a çok şanslı bir şekilde adımlarını atmışlardı.

Murat Soydan'ın YükselişiTürkan Şoray, Yılmaz Güney, Göksel Arsoy, Orhan Günşiray gibi diğer bazı şöhretlerse, kendi şanslarını kendileri yaratmışlardır. Dişe diş bir mücadeleden sonra jönlük tahtına kurulduklarını görürüz bunların.

Bir de şanslarını bütün çabalarına rağmen yenemeyen zavallılar vardır ki, yerli sinemada bunlar ne yaparlarsa yapsınlar (prodüktörle, rejisörle, kameramanla aşırı samimiyet kurmalarına rağmen) başarıya ulaşamamışlardır. Kötü şanslarını şöyle sırtüstü yere yapıştırıp «Oh!» diyememişlerdir. Doğmadan ölenlerdir bunlar.

Röportajımızın konusu olan Murat Soydan’ın şansını ise ne bir mecmua, ne de kendisi yaratmıştır. Eğer bugün Yeşilçam’da bir Murat Soydan görünüyorsa, bunda iki kişinin rolü vardır. Bunlardan biri Acar Fiim’in sahibi Murat Köseoğlu, İkincisi ise Türkan Şoray’dır. Hatta birçok kimseler, «Murat Soydan, devamlı olarak Türkan Şoray’la oynamasaydı, kısa zamanda bu kadar ün yapamazdı,» demekte ve örnek olarak da Murat Soydan’ın bir yıl içinde altı filimde Türkan Şoray ile karşılıklı oynamasını göstermektedirler.

Bütün bunlar, Murat Soydan’ın iki kişilik otomobilinde Yenikapı’dan Dolmabahçe’ ye giderken aklımıza geldi. İlk tanıdığımız Murat Soydan ile bugünkü Murat Soydan arasında o kadar büyük bir değişme yok. Gene o günlerin Murat’ı… Ağır, kibar ve terbiyeli. Yegane fark, herkes tarafından tanınması.

Sorularımıza cevap verirken kızarıyor. Şimdi yıkılmış olan Taksim Belediye Gazinosu’nda birinci seçildiği gün de sorduğumuz sorular karşısında böyle terlemiş, utancından kıpkırmızı olmuştu.

Murat Soydan'ın Yükselişi– «Türkan Şoray ile evleneceğinize dair dedikodular çıktı, doğru mu?»

– «Tamamen uydurma, yalan ve yakıştırma. Eğer biz jönler, her oynadığımız artistle evlenirsek, şimdiye kadar benim dört, beş kadınla evlenmem lazımdı. Türkan hanım çok hürmet ettiğim, çok saygı duyduğum rol arkadaşımdır. Görmüşsünüzdür belki, sırf dedikodu çıkmasın diye, setlerde mümkün olduğu kadar Türkan hanımdan ayrı durmaya çalışıyorum.»

Zaman nasıl geçiyor, insan anlayamıyor bazen. Yenikapı, Kumkapı sahillerinden Dolmabahçe’ye gelmişiz bile. Murat Soydan, «Burada inelim isterseniz,» dedi. «Saat kulesini, Dolmabahçe sarayını seyretmek hoşuma gider.»

Krem rengi, iki kişilik otomobilden indik. Gökyüzü hafif bulutlu. Kıyıda küçük küçük çocuklar balık tutuyorlar. Bir ara, «Murat Soydan gelmiş!» diyerek etrafımızı çeviriverdiler. Ellerinden kurtulmak ne mümkün. Kimi imza istiyor, kimi resim. Neyse hepsine birer resim verip ellerinden güç kurtulduk. Murat Soydan, «Ne tuhaf,» diye gülerek anlattı. «Bu yıl doğru dürüst denize giremedim. Zamanım olmadı. Oysa geçen yıl o kadar çok boş vaktim vardı ki… Şimdi ise fazla çaJışmaktan bunalıyorum.»

– «Para biriktiriyor musun?» dedik.

Murat Soydan'ın Yükselişi– «Eh karınca kararınca üç beş kuruşumuz var,» diye cevap verdi. Bütün gayem, deniz kıyısında veya deniz gören bir ev sahibi olmak. Sonra kazandığım paralarla gelir getiren bir iş kurmak da istiyorum. Sinema gelip geçici. Eski şöhretlerin durumları ortada. Çeşmeler akarken kapları doldurmak lazım.»

– «Ankaralı milyoner bir kızla seviştiğiniz, yakında evleneceğiniz söyleniyor?»

– «Önce şunu söyleyeyim, milyoner bir kızla evlenmem. Sadece bu bile dedikoduların asılsız olduğunu göstermeye kafi.»

– «Neden avantür filimlerde oynamıyorsunuz?»

– «Seyircim, romantik role çıkmamı istiyor. Belki ilerde seyircimin fikri değişebilir. O zaman ben de onların istedikleri kalıba girer, o tip rollerde oynarım.»

Tekrar otomobile dolduk. Arabayı kendisi kullanıyordu. Taksim’e çıkarken gelecek hakkındaki tasavvurlarını sorduk. Hiç düşünmeden konuşmaya başladı. «Sinemayı çok seviyorum. Daha doğrusu sevdim. Arkadaşlarımın teşviki olmasaydı, artist olamazdım. Ne yapalım, kaderde bugünleri görmek varmış. Şu anda rüyamda görsem inanamayacağım, hayallerimin çok ötesinde bir yerdeyim. Önce bu duruma alışmaya çalışacağım, sonra da güçlü oyunlar vermek için gecemi gündüzüme katacağım. Acaba günün birinde Avrupa çapında bir şöhret olabilir miyim dersiniz? Niye olmayayım, artist olmak da hayallerimin ötesinde bir arzu değil miydi?»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-38-sayisi)

01.09.2015 10:19

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 16:54

    Yusuf Kadri

    Yakışıklı murat abim beee
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 16:05

    NUR HAYAT YÜZEN

    yakışıklı olması bu durumu getirmesini zor getirmemiş bence :D:D