Menü

Müşfik Kenter

BİR koltukta birçok karpuz taşıyan bir sanatçı Müşfik Kenter. Tiyatro için yaşayan bir sanatçı… 1948’den 1984’e uzayan süreçte hiç kopmadan, taviz verme den tiyatro yapmış. Bugün de tiyatronun yanında yine sanatla ilgili uğraşlar içinde…

Kent Oyuncuları’nda oynanan «Arzu Tramvayı»nda kaba saba, geçimsiz bir adam olan Stanleyi canlandırırken, «Savunma» adlı oyunda ise bir avukatı oynuyor. Üstelik de tek başına sürüklüyor oyunu… Bunun yanı sıra Devlet Tiyatrolarında oynanan ‘Limon’un yönetmenliğini yapıyor… Bu kadarla kalmıyor Kenter. Konservatuvarda sahne ve mimik öğretmenliği ve bir de seslendirme çalışmaları…



– Bu kadar yoğun işleri nasıl programlayabiliyorsunuz? Hiçbirini ihmal etmeden nasıl yetiştiriyorsunuz?

«Dersim olduğu zaman derse, sonra provaya, sonra oyuna gidiyorum. Bunun arasında tekrar derslerim oluyor. Arada seslendirme çalışmaları da yapıyorum. Ancak bu kadar yoğun işlerim arasında ailemi de ihmal etmiyorum. Karımla, çocuklarımla beraber olmak için de yeterince zaman ayırmaya gayret ediyorum…»

– Ailenizle en çok ne zamanlar beraber olabiliyorsunuz?

«Çok iyi bir karım var. Çocuklarımı genellikle parka götürürüm. Örneğin pazar günleri hiç prova olmuyor. O zaman hep beraber parka gidiyoruz.»



– Eşiniz de tiyatrocu. Çocuklar sorununu nasıl hallediyorsunuz?

«Oyun olduğu zaman çocukları çok güvendiğimiz bir hanım var, ona bırakıyoruz. Bazen de tiyatroya götürüyoruz. Ancak Elvan, Mahmut ve Balam’ın tiyatroya eğilimleri yok. Kadriye’nin bir ara oyunu yoktu. Ancak ‘Arzu Tramvayı’nda Çiğdem Selışık’ın yerine oyuna girdi.»

– Beş evliliğinizden dört çocuğunuz var, devam edecek misiniz?

«Sanmıyorum…»

– Sizi en çok keyiflendiren, sinirlendiren şeyler neler oluyor?

«Bütün yaşantımız tiyatro olduğuna göre beni hem keyiflendiren, hem de sinirlendiren şeyler tiyatroyla ilgili oluyor. Cok şükür ailemle ilgili bir sorunum yok.»



– Aile içi sorunlarınızın olmamasını neye bağlıyorsunuz?

«Beşinci evliliğim bu. Büyük tecrübelerim var. Ama en önemlisi Kadriye çok iyi bir eş, mükemmel bir anne. O birçok şeyi aşabilmiş bir insan… Beni de iyi tanıyor. Bunun için de evliliğimizin pürüzsüz devam etmesinde Kadriye’nin etkisi çok büyük…»

1948 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk Bölümü’nde tiyatroya başlayan Müşfik Kenter’in iki yıl sonra okullu tiyatrocu olması için Devlet Konservatuvarı’na girişinin üstünden dört yıl geçer ve 1954- 1955 sezonunda Devlet Tiyatroları’na katılır. Ancak özel bir tiyatro kurmayı düşler hep… Ablası Yıldız Kenter ile birlikte 1959’da Devlet Tiyatroları’ndan istifa eder. Bugüne kadar 15 civarında da sinema filmi yapan Müşfik Kenter, 100’e yakın da oyunda oynar.

– ‘Limon’daki yönetmenliğiniz Devlet Tiyatroları’na dönüş sayılır mı?

«Hayır. Sadece konuk olarak buradayım. Tiyatrolar arasında böyle çalışmalar sanatçı için de, tiyatro için de yararlı olur. Ancak 1959’un üstünden 25 yıl geçti… Bu kadar uzak kaldığı bir yerde tekrar bulunmak insanı heyecanlandırıyor.»



– Bugün tiyatromuzun içinde bulunduğu durum için neler söylersiniz?

«Tiyatromuzun büyük bir geçmişi yok. Bundan sonra daha köklendirmeye çalışırsak, bizden sonraki nesillere bir taban oluşturmuş oluruz.

Bu tabanı da sağlam temellere oturtmak zorundayız. Onun için de bu işi yapan insanların sorumluluk duyması gerekiyor. Ancak bu sorumluluğu hepimizin duyduğu söylenemez…»

– Müzikaller için ne diyorsunuz?

«Ben tiyatronun hiçbir türüne karşı değilim. Ancak gazinoyu tiyatroya getiriyorlar, işte ona karşıyım. Aslında seyirciye de sorumlu olmasını öğretmeliyiz. Birtakım sululuklarla olmaz bu iş… Bütün bu furya içinde ‘Savunma’ gibi bir oyunun dolu oynaması sevindirici bir olay.»



– Bu yıl birçok tiyatro hemen hemen dolu oynuyor, bunu neye bağlıyorsunuz?

«Vallahi neye bağlı olduğunu ben de çözemiyorum doğrusu.»

Tiyatromuzun usta ismi Müşfik Kenter, röportajımızın bitiminde doğruca yönetmen masasına gitti ve titiz bir çalışmayla «Limon»un yönetimine başladı… İşleri sıraya girmiş onu bekliyorlardı… Provalar, öğrenciler., oyunlar…

01.10.2020 21:31

Kategoriler:   Kim Bunlar

Yorumlar