Menü

Muzaffer Akgün Gece Kulübünde

Muzaffer Akgün Gece KulübündeSaçları omuzlarına, bıyıkları çenesine dökülen blucinli genç, terleyen ellerini pantolonuna silerek kuruladı, sonra sahnede siyahlara bürünmüş kadını alkışlamaya başladı.

Yan masalardan birinde oturan file çoraplı, saçları bir oğlan çocuğu gibi kısa kesilmiş kız, «Ay,» diyerek alkışı kesti. Ellerini çarparken uzun ojeli tanıklarından biri, öbür elinin ayasına hafifçe batmıştı. O, elinin kanayıp kanamadığına bakarken, yanı başında oturan çizmeli genç kız bütün kuvvetini ellerine toplamış, sahnedeki siyahlı kadını alkışlıyordu.

İkinci parçasına başlayan kadın gece kulüplerinin çok yabancısı oldukları bir isimdi. 18 nisan 1930 yılında İstanbul’ da dünyaya gelmiş, sanat hayatına 1942′ de Ankara’da başlamıştı. 1946 yılında da Haluk Akgün isimli bir gazeteci ile evlenmiş ve 1956’da İstanbul’a yerleşmişti. O yılların en büyük gazinolarından biri olan Küçük Çiftlik’te Ankara Radyosunun mikrofonunda söylediği türküleri söylemeye başlamış ve o tarihten 1968 sonuna kadar üç büyük şehrin gazinolarında Anadolu türkülerini yanık sesiyle okumuştu. Sesini Türkiye radyolarından bütün Türkiye’ye duyurmuştu. Evet, bildiniz, Muzaffer Akgün’den bahsediyoruz…

Muzaffer Akgün Gece KulübündeGeçen yıl Muzaffer Akgün «başarılı» olarak nitelendir ilemeyecek bir denemeye girişmişti. Halk türkülerini batı enstrümanlarıyle söylemeyi denemişti. Hazırlık safhasının kısa tutuluşu, yeterince prova yapılmayışı denemenin başarısızlıkla sonuçlanmasının belli başlı iki sebebiydi. Bu yıl Akgün aynı denemeyi tekrarladı, hem de geçen yılın etkisini silip süpürecek bir başarıyla…

Muzaffer Akgün Gece KulübündeŞimdi, dekoru şöyle bir düşünün. Saat gecenin üçü… Gece yarısından beri en eskisinden en yenisine kadar bütün dansları yapanlar ayaklan iyiden iyiye budanmış, adeta yerle bir duran sandalyelere serilmişler. Sahnede İlhan Feyman Orkestrası var. Kulübün takdimcisi Muzaffer Akgün ismini anons ediyor. Zaten az olan ışıklar daha da karartılıyor, bir projektör kulübün giriş yerini aydınlatıyor ve arkasında tek bir bağlamacı olduğu halde Muzaffer Akgün «Şen Ola Düğün Şen Ola» türküsünü söyleyerek piste geliyor. Biraz önce en son dansların en değişik ritimlerine sahne olan pistte artık Bayburt’tan, Ağrı’dan, Adana’dan türküler söylenmektedir. Hem de bir dans orkestrası eşliğinde…

Bizim bu programda en çok dikkatimizi çeken şey, Muzaffer Akgün’ün türkülerin «ritm» iyle saksafon, org, gitar gibi batı enstrümanlarını nasıl bağdaştırabildiğiydi. Bunu kendisine sorduğumuz zaman şu cevabı aldık:

– «Türküleri orkestra eşliğinde söylemek için ayrıca arranjman yapmaya, yeni ritm yapmaya ihtiyaç yok ki… Gece kulübünün orkestrasına sadece bir bağlama ilave ettik. Her enstrüman için muhtelif kompozisyonlar yaptık oldu bitti. Radyoda nasıl okursam gece kulübünde de öyle okuyorum.»

Biraz sonra Muzaffer Akgün sahnedeydi. Biraz önce klasiğinden en modernine kadar bütün dansları yapan gençler hep bir ağızdan tempo tutmaya başlamışlardı.

«Şen ola düğün, şen ola…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-52-sayisi)

11.08.2019 00:05

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 13:41

    Anıl Dündar

    muzaffer erkek ismin değil miydi cok sasırdım he
  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 13:47

    Tayfun Korkut

    ilk defa ismini duydugum bi sanatçı ve gerçekten ismini erkek ismi diye biliyodm yani
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 12:10

    SERDAR KANIT

    kışlalar doldu bugun türküsüyle girmişti hayatımıza hatırlıyorumda :)
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 12:10

    AHMET SEZEN

    çok hoş sesi vardı gerçekten
  • Yayınlandı: 8 Eylül 2015 12:27

    SUZAN İLERi

    ismine fazla takılmamak gerekir önemli olan sesiydi ve başarılı bir sanatcıydı kendisi.