Menü

Nebahat Çehre Yılmaz Güney’i Anlattı

Nebahat Çehre Yılmaz Güney'i Anlattı«Yılmaz’dan boşandıktan sonra iki filim çevirdim. İki filimde de set işçilerinden prodüktörlere kadar herkes bana saygılı davranmışsa bu, vaktiyle Yılmaz Güney’in karısı olduğum içindir. Bu saygıyı devam ettirebilmek için elimden geleni yapacağım. Onun adını hiç bir zaman kirletmeyecek, kendime, ‘İşte Yılmaz’dan ayrıldı, çamurlara düştü’ dedirtmeyeceğim. Kendimi onunla hala evli sayıyorum.

«Yılmaz Güney’in şimdiye kadar yazılmamış bir çok yönlerini biliyorum. Fakat onları layıkıyle anlatmak o kadar uzun sürer ki, buralara sığmaz, bir kitap olur. Onun arkasından aramızda yüzlerce kilometrelik mesafe varken konuşmak beni garip duygulara götürüyor. Sanki o ölmüş de, ben bir ölünün ardından ağıt yakıyormuşum gibi geliyor. Allah bana onun ölümünü göstermesin.

«Yılmaz Güney, bence dünyanın sayılı büyük insanlarından biridir. Ayrılmış olduğum için ‘sempati yatırımı’ yaptığımı sanmayın. Ondan bahsetmek demek, onu ister istemez methetmek demektir. Yılmaz’ın kusurları yok mu? Her büyük adamın olduğu gibi Yılmaz’ın da var tabii… Ama bu kusurlar gerçekten büyük adam olmasına engel değil.

Nebahat Çehre Yılmaz Güney'i Anlattı«Onu anlatmak için nereden, nasıl başlayacağımı bir türlü kestiremiyorum. ‘Kamalı Zeybek’ filminde tanıştığımız için oradan başlıyayım isterseniz. O filmin at üzerinde bir sahnesi vardır. Beni de ata alır, birlikte yükseklerden ineriz. Ata binmesini bilir misiniz? Çok tehlikeli bir yer burası demiştim. ‘Biraz’ diye cevap vermişti. Oysa gayet iyi ata bindiğini gördüm. Atıcılık bahsinde de öyledir. Sineği havada vuran adam, ‘Pek az bilirim,’ der. Yılmaz’m özelliği, göze çarpan ilk özelliği budur: Çok iyi bildiği şeye bile, ‘biraz’ der geçer. Az bildiği şeyler hakkında ise hiç fikir yürütmez. Yılmaz Güney, sadece Türkiye’nin en iyi sinema oyuncusu değildir. Bence Türkiye’nin en iyi rejisörlerinden biridir de. ‘Seyit Han’ bunu ispat eder. Şimdi şu anda İtalya’da «Locamo» Filim Festivali’ ne katılmaktadır. Yılmaz’m bir başka özelliği de, dünyanın en temiz kalpli insanı olmasıdır. Geçen gün, sette iskambil oynuyorlardı. Oyun bitti. Birisi büyük para kazandı, bir jömprömiye. Aldı, gitti. Set işçileri, ‘Şimdi Yılmaz ağbi olsaydı, bu kazandığı paralan herkese dağıtırdı,’ dedi, işte Yılmaz’ın diğer jönlerden, bir farkı daha…

Nebahat Çehre Yılmaz Güney'i Anlattı«Kimselere benzemeyen muazzam bir kişiliği vardır onun. Daha ilk karşılaşmamızda aşık olmam bunu göstermiyor mu? Karşısındakiler! hemen tesiri altına alır. Rejisör veya aktör olarak çalışırken sette çıt çıkmaz. Kimse küfür edemez, müstehcen fıkra anlatamaz. Kimse laubali olamaz… Gündelik hayatında en çok okumaya ve düşünmeye yer verir. Fazla konuşmayı değil, konuşmayı bile sevmez. Dinler, dinler, insanı çatlatacak derecede dinler. Benim için, ‘işine aşık olmazsan başaramazsın. Dikkat etseydin yanlış yapmazdın. Dikkatsiz adam, işini sevmeyen adamdır,’ derdi. Bir gün herkesin içinde beni haşladı, ağladım. Sonra geldi, gönlümü aldı. Yılmaz çabuk kızan, fakat hemen kızgınlığı geçen, kin tutmayan insandır. Düşmanlarını bile sever. Kimseyi kıskanmaz. Dostlarım, arkadaşlarını o kadar fazla korur ki, şaşarsınız. Dostları uğruna ölümü göze alır. Bütün servetini dostları, arkadaşları için harcar. Onun için de cebinde meteliği yoktur. Yılmaz, memleketin en çok kazanan sinema oyuncusudur. Fakat etrafına o kadar para dağıtır ki, 500 liralık kira evinde oturmak zorunda kalır. Bundan da asla şikayet etmez.

«Okumaktan sonra vaktini sinema ve senaryo üzerinde çalışmakla geçirirdi. Hafif konularda konuşanları hiç sevmezdi. ‘Memleket sizden bunları mı bekliyor? Vatana olan borcunuzu bu şekilde mi ödeyeceksiniz?’ diye takılırdı. Ona göre üstün insan, içinde yaşadığı topluma ebedi değerler veren, üretim yapan, katkıda bulunan insandır. Kukla gibi yaşayan, parazit insanlardan hoşlanmaz.»

«Evliliğimiz süresince eve hep çiçek alarak geldi. Hayvanları, yoksul kişileri, garipleri sever, korurdu. Ama hiç belli etmeden. Bilgisini nasıl saklıyorsa, yardımlarım, fedakâr lılkannı da saklardı. Beyaz örtülü yemek masalarına ilk defa oturduğunu söyler, evliliğin mutluluk getirdiğine inanırdı. 150 kilometre uzakta filim çevirirken bir dakika beni görmek için gelir, hemen işine dönerdi. Sadece bir dakika görmek için. Daima siyah çorap giyer, koltukta oturmaktan hoşlanmazdı. Yerdeki pöstekiler üzerine uzanır, benimle hep böyle konuşurdu.

Nebahat Çehre Yılmaz Güney'i Anlattı«Elinde tabanca taşımasını yanlış tesfir ettiler. Doğduğu köylerde herkes tabanca taşırmış. Halkın içinde yetiştiği için seyircisini herkesten fazla tanırdı. Başarısının sırlarından biri de bence budur. Yılmaz Güney bir ideal adamıydı. Kendisine ‘boyacı çırağı’ diyen milyonluk prodüktörlerin, yüzbinlerce liralık tekliflerine ‘hayır’ dediği zaman, akşam yemeğini yiyecek parası cebinde yoktu. «Seyit Han» filmini seyrederken ağladığımı gördüler. Onu anarken şimdi bile ağlıyorum. Antalya Festivali’nde geçen yıl söylediği sözleri hiç bir sinema oyuncusu söyleyemedi ve söyleyemeyecektir. Yılmaz Güney beni çok severdi. Ama benden de çok sevdiği bir şey vardı: Memleketi ve idealleri. Bu dik başlı, inatçı, az konuşan- kaşları çatık, asabi, düşünceli Anadolu çocuğu benimle üç yıl yaşadı. Daha fazla sürmediyse kabahat onun değil, benimdir. Ben onun sadece evine, eşine bağlanmasını istedim. O buna razı olmadı. Ayrıldığım için pişman mıyım, değil miyim, bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa o da şudur: Artık ondan başkasını sevmeme imkan yok. Yılmaz’la mektuplaşıyoruz. Askerden döndüğü zaman gene eski yerini alacak, büyük bir rejisör, kuvvetli bir prodüktör olacaktır. Tekrar evlenmemiz mi? O da mümkün. Boşuna söylememişler: ‘Gün doğmadan neler doğar?’ diye…»

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-33-sayisi)

11.08.2019 03:21

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 14:30

    Belis Badem

    yaşlanmayan insan bu nebahat çehre
  • Yayınlandı: 28 Ağustos 2015 15:14

    NURGÜL HÜZÜN

    yalnız aşkları cidden dillere destandı haberi hiç sıkılmadan okudum helal olsun adresinge bunları bize yıllar sonrada ulaştırdğı için
  • Yayınlandı: 28 Ağustos 2015 15:17

    AHMET ŞEFİK

    yılmaz güneyinde neyine tutulmuşlar bu kadar anlamadım yakısıklı desen değl karizma yok tabanca vardı flmlerinde elinde heralde silah zoruyla oldu ilişkileri :D o zaman ki bayanlarıda anlamak güçmüş her devirde olduğu gibi :D
  • Yayınlandı: 28 Ağustos 2015 15:20

    SULTAN KURU

    ahmet bey sizin ki kedi ciğer konusu :D adam bildiğin karizmatikti yani sizn aşk hayatınız pek durgun yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla :D
  • Yayınlandı: 28 Ağustos 2015 15:22

    KEMAL GÜLEN

    nebahat çehreninde yaşlanma gibi bir planı yok galiba :D
  • Yayınlandı: 12 Kasım 2016 14:24

    Belgin ekinci

    Ne birlikte olabildiler ne de ayrı..adresing çok güzel bir site eskiden gerçek gazetecilik habercilik varmış. İnsan bir edebi eser okur gibi okuyor haberleri. Adresing e sonsuz teşekkürler. Haberlerin devamını bekliyorum.
  • Yayınlandı: 10 Nisan 2020 15:37

    Tugba

    Pişman olmuş ayrıldığına belli ki. Hep birbirlerini çok sevmişler ama birlikte de kalamamışlar ne yazık. Her şey çok sevmekten cidden.