Menü

Nejat Uygur Ortaoyununu Anlatıyor

Nejat Uygur tiyatroya 1945- 1946 sezonunda Sarıyer Halkevinde başlamış… Sonra askere gitmiş. Terhis olunca Avni Dilligil’in grubuna dahil olup ilk turnesine çıkmış. Çıkış o çıkış işte… Önce Avni Dilligil’le, sonra Kemal Dirim’le daha sonra da kendi topluluğu ile 1960 yılına kadar Anadolu’yu karış karış dolaşmış. 1960-62 yıllarını Adana Şehir Tiyatrosunda geçirmiş. 1962-66 arasında yine turneye çıkmış. Nihayet iki yıl önce İstanbul’da tiyatrosunu kurmuş. Bu kısa özetten sonra sözü ona bırakalım:



– «Bizim grupta eski tuluatçılardan Ahmet Yekta Bey vardı. Onda eski ortaoyunlarının, eski tuluat komedilerinin bir – iki sayfa tutarında kısa özetleri vardı. Sahneye çıkmadan hep birlikte onu birkaç defa okur, sonra sahneye çıkıp iki saat oynardık. Bu turnelerde bilseniz hepimiz neler öğrendik, nelerle karşı karşıya kaldık. Bir gün Antalya’da oyunumuzu oynadıktan -sonra -kulise -çekilmiştik. Yaşlı bir kadın geldi bizi tebrik etti, sonra kendisinin eski dram sanatçılarından İzmir’li Vamık Beyin karısı olduğunu söyledi. Vamık Bey bir alemmiş. Sahnede oyunu gerçekçi olsun, seyirci iyice tesir altında kalsın diye halka arkasını dönüp bardak yermiş. Evet bardak yermiş ki ağzı yüzü kan içinde kalsın, seyirci de korksun diye. Yine o devrin renkli tiplerinden bir Ramona Haşan varmış. O da ‘Ramona’ adlı meşhur parçayı çok iyi söylermiş. Kendisi de iyi söylediğinin farkında. Her piyeste bir biçimine getirir hemen ‘Ramona’ diye şarkıya başlarmış.



«Şimdi, yıllarca Anadolu’yu bir misyoner gibi dolaşıp halka tiyatro zevki aşılamış sanatçılardan kaç kişi kaldı ki? Hepsi de Galatasaray’daki bir kahvede oturur iş bekler. Onların attığı temel üzerinde yetişen bizler maalesef onlara karşı görevlerimizi yapamıyoruz. Zaten ayda yılda bir iş alırlar. İşlerin çoğu da yaz aylarındadır. Bazı zaman hava bozmaz mı? Siz o zaman o adamların halini bir görün. Yüzlerini tarifsiz bir hüzün kaplar, derin derin iç geçirirler, yine de ağızlarını açıp tek bir söz bile söylemezler. Bu kadar tiyatro var. Her tiyatro bir, iki kişi alsa ne olur yani? Bizim tiyatroda iki kişi var. Mükemmel oyun oynuyorlar, sahne terbiyesini, kulis adabını mükemmelen biliyorlar. Galiba Ulvi Uraz Bey de birkaç kişi almış. Ama hepsi o kadar işte…



«Tabii geçen zamanla birlikte tiyatro anlayışı da değişti. Eskiler ilkel dekorlar önünde az hareketle oynuyorlardı. Halbuki şimdi dekorlar çok gelişti, piyesler hızlandı. Sahne trafiği bile bu yeni anlayışa göre düzenleniyor. Ben geçenlerde Tevfik İnce ağabeye utana sıkıla birlikte çalışmamızı teklif ettim. Geldi, piyesi seyretti sonra bana, ‘Yıllarca sahnede kaldım Nejat, çok yorgunum. Sonra size ayak uyduramam,’ dedi.

«Ortaoyununu da tuluat komedisini de stilize edip oynamak mümkündür. Hem de eski Direklerarası’ndaki tavrıyle oynamak mümkündür. Ben bunu yapmak istiyorum, ama ne derece muvaffak olabilirim? Şimdiden bu konuda bir şey söyleyemem tabii.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-50-sayisi)

02.03.2021 19:42

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 18:11

    FATMA ONUR

    efsaneyi görür görmez halıya basma sözleri geliyo kulağıma ne büyük sanatçıydı
  • Yayınlandı: 2 Eylül 2015 10:49

    MEHMET ŞEN

    çocuklarıda tiyatroyla uğrastı keske kendisi kadar başarılı olsalardı hala izliyor olurduk
  • Yayınlandı: 2 Eylül 2015 10:49

    AHMET SEZEN

    Türkiye'ye bir tane daha böyle tiyatrocu gelmez