Menü

Neriman Köksal Hodri Meydan Dedi

neriman köksalNeriman Köksal üzerine çok fıkralar anlatılır «Boylu – boslu, alımlı güzel, fakat biraz cahil.» derler. Onun için söylenen «kamera vizörü» ve «buzdolabının ayakları» gibi bazı hoş fıkralar çok meşhurdur. Hani vizörden Neriman Köksal’a bakmışlar, «Aman çok güzel görünüyor» demişler. Neriman kameranın karşısından kalkmış, arkasına kadar yürüyüp vizöre gözünü dayamış «Durun biraz da ben kendimi göreyim» demiş… Sonra öteki: «10 ayak buzdolabı, demişler. Neriman dolabı telefonla satın almış, eve getirmişler, bakmış, bakmış: «Aaaa, bunun dört ayağı var, ben on ayaklı istemiştim» demiş. Bir fıkra da inönü için: «inönü kim?» demişler Neriman’a. «Ayol onu bilmeyecek ne var? Paşaa…» cevabını vermiş. «Paşa, ama ne paşası?» diye sormuşlar tekrar. Neriman Köksal cevabı yapıştırmış: «Parti paşası…»

neriman köksalAslında bunların çoğu «yakıştırma» şeylerdir, ama sık sık anlatılır. Hatta, «Neriman’a Amerika nerede demişler, Avrupa’da bir şehir, İstanbul gibi bir yer! Demiş» diyerek bu masallar genişletilir. Aslında dünyanın hemen her tarafında böyledir: Sinema artistlerinin çoğu bir okuldan diploma alarak sinemaya gelmezler. Kimi kısmetinin büyüklüğü, kimi tesadüfün büyüklüğüyle kendini bir gün «sinemanın göbeği» nde buluverir. Eh film çevirmekten, setten sete koşmaktan kimsenin okuyup ilerlemeye vakti olmaz. Zaten terziler, berberler, toplantılar ve bir sürü yorgunluk insanda okumaya heves bırakmaz. Sadece görgüleri, tecrübeleri artar, konuştukları insanlardan bir şeyler öğrenirler, O kadar… Türk sinemasında lise mezunu iki kadın artist vardır: Çolpan İlhan ve Filiz Akın… Ondan gerisi, ortaokulu bitirememiş, hatta Muhterem Nur, ilkokula iki yıl doğru dürüst gidememiştir.

neriman köksalNeriman Köksal aslını, geçmişini saklamaz, dobra dobra anlatır. «Rami’de doğdum, Arnavut kızıyım, babam bahçıvandı, ancak ilkokul dördüncü sınıfa kadar okudum.» der. Bu samimi sözleri sizde hemen olumlu duygular uyandırır. Gerçekten sinema artisti kadının bir bilgin olması gerekmez, der geçersiniz. Ama, bir de burun kıvıran, dudak bükenler vardır. Neriman, yıllardan beri içine «hicran olan» bu yarayı bize açtı:

neriman köksal— «Anneme bir ev aldım, kendime de bir apartman… Katımı en güzel, en pahalı, en zevkli eşyalarla döşedim. Hiçbir sinema artistinin evinde benimki gibi eşya yok… Niçin saklayayım, söylüyorum. Tablolarımı alırken üst kattaki arkadaşım Çolpan İlhan’la birlikte gittik çarşıya… Birlikte seçtik. Çerçevelerine varıncaya kadar o bana «rehberlik» etti. Tablolar eve geldi. Onun Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki resim bilgisinden faydalanıp münasip şekilde yerlerine asıldı. Şimdi sorarım size bu resimlerin kime ait olduğunu, beni cahillikle itham edenlere sorun bakalım? O kültürlü, her şeyi bilen, ukala beyler, çok bilmiş hanımlar bu tabloların ressamlarını tanırlar mı? İşte size altı tablo, hodri meydan, bilin bakalım? Altı tablonun da kime ait olduğunu adresime bildiren ilk «bilgin kişi» ye evimde bir ziyafet çekeceğim, söz veriyorum.»

Gerçekten Neriman Köksal’ın teklifi ilgi çekiciydi. Altı tablonun ressamını eğer biliyorsanız hemen bir mektup yazıp Neriman Köksal’a bildirin ve mükellef ziyafete koşun…

İşte adresi: Abideihürriyet Caddesi No. 259 Abide Palas, Daire 15. Şişli – İstanbul’dur.

neriman köksalNeriman Köksal, Ses okurları arasında bir özel yarışma tertipledi ve “Evimdeki altı tablonun ressamlarının adlarını bana bildiren okurunuza evimde büyük bir ziyafet vereceğim. Resim kültürüne güvenen herkes açtığım bu bilgi yarışmasına hemen katılsın” dedi.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-17-sayisi)

11.08.2019 12:56

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 14:42

    Gizem Ersoy

    ah neriman ah
  • Yayınlandı: 1 Eylül 2015 16:19

    MEMDUH HAYAT

    merak ettim şimdi bulan varmıydı acaba :D