Menü

Oğuz Durukan Beşlisi

TÜRKİYE’DE sanırız en az dinleyici kitlesine sahip olan müzik türü «caz». Buna paralel olarak, çeşitli etkenler sonucunda bu alanda sanatçı da zor yetişiyor… Ama yüzümüzü güldüren bir nokta var: Yetişen sanatçıların gerçekten başarılı olması.

Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz günlerde Hodri Meydan’da bir konser veren Oğuz Durukan Beşlisinde gördük. Size bu grubu daha yakından tanıtmak için yaptığımız söyleşiyi aşağıda yayınlıyoruz.

Önce grup elemanlarını tanıyalım. Oğuz Durukan (kontrbas), yirmi senedir kontrbas çalıyor, profesyonel müzisyen. Önder Focan (gitar), 29 yaşında, 14 senedir gitar çalıyor, ODTÜ makine mühendisliği mezunu. Deniz Dündar (davul), 1970 yılından beri davul çalıyor. İngiliz Filolojisinde öğrenci. Nüket Aruca (solist), 5 senedir profesyonel vokalist ve üç senedir caz söylüyor, Mimar Sinan Üniversitesi iç mimarlık mezunu. Can Ayer (piyano), grubun en genç elemanı, Alman Lisesi son sınıf öğrencisi, 9 senedir piyano çalıyor.

– Türkiye’de ne yazık ki klasik batı müziğine olduğu gibi caza da ilgi az. Ortam buyken caz müziği çalmak sizi korkutmuyor mu?

Durukan: Bizim ticari bir kaygımız olmadığı için korkmuyoruz. Cesaretimiz ise hiçbir zaman kırılmadı, çünkü Türk müziği ve batı müziği farklı sistemler üzerine kurulmuş. Halkımızın kulağı Türk müziğine daha yatkın. Batı müziği yadırganıyor. % 5’i batı müziği seviyorsa bunun % 1 veya 2’si cazdan hoşlanıyor.

Dündar: Türkiye’nin en büyük sorunu sanat olaylarını aşırı entelektüel veya snop havaya sokması. İnsanlar bir konser ya da sanat olayına her zaman ondan gerçekten çok hoşlandığı için gitmiyor. Evinde gayet alaturka yaşayan bir kişinin caz konserine gidip sevmesi beklenemez zaten. Üstelik caz denince ya ‘Take Five’ ya da ‘New York New York’ biliniyor yurdumuzda.

– TRT’nin, cazı tanıtmak için yaptığı programları yeterli buluyor musunuz?

Durukan: Evet. Programlar çok güzel. Ama cazı sadece radyodan takip etmek yetmiyor. Plak da bulmak istiyoruz.

– Kaç yıldır birlikte çalışıyorsunuz ve kaç kez konser verdiniz? Bunlar istediğiniz düzeyde oldu mu?

Durukan: 2 senedir beraberiz. Şimdiye dek gerçek anlamda üç konser verdik. Bunun yanında İngiliz Kültür’de bir ay boyunca her cumartesi dizi resitaller düzenledik.

– Caz söylemeye nasıl yöneldiniz? Devam etmek istiyor musunuz? Gelecek için planlarınız var mı?

Aruca: Daha önce iyi bir dinleyiciydim. Gruptaki arkadaşların çoğuyla daha önceden tanışıyorduk… Grup kurunca bana solistlik teklif ettiler, severek kabul ettim. Gelecek için bir plan yapmak zor. Bugün çok az kişiye hitap ediyoruz. Şarkıları Önder’le çalışıyoruz. Ayrıca kendi yorumumu katabilmek için diğer şarkıcıları dinlemem gerek ama Türkiye’de plak bulmak çok güç.

– Kontrbas çalmaya klasik olarak mı başladınız?

Durukan: Evet, konservatuvarda 2,5 yıl eğitim gördüm. Ancak sonra kontrtas hocası istifa etti ve tam 9 yıl başka öğretmen gelmedi. Ben de konservatuvarı bırakmak zorunda kaldım. Sonra 70’li yıllarda caza ilgi duymaya başladım, 76’dan sonra da fiili olarak çalmaya başladım. O arada pop caz denen tür çıkmıştı ve caz müziği daha popüler bir hale geldi. Kontrbas da bu müzikte yerini buldu.

– Hangi türde çalmak daha zor?

Durukan: İnsan hangi türü seviyorsa onu daha zevkle ve daha çok çalacağı için o tür kolay gelir.

– Sizin beste yaptığınızı biliyoruz. Türkiye’de caz eğitimi verilmezken bunlar nasıl doğdular? Çok dinleme mi, yoksa müzik bilgisi artı sevgiyle mi?

Focan: Ben gitar çalmayı kendi kendime öğrendim. Beste yapmayı da öyle. Çeşitli kitaplar var. Form bilgisi veriyor. Tema bulup geliştirmek size kalmış bir şey. Tabii bana esin kaynağı olan şeyler de var. Örneğin güzel bir saksafon solosu duyunca o soloyu yapan için beste yapmak istedim…

– Cazla tanışmanız nasıl oldu? Hangi türde çalmayı tercih ediyorsunuz?

Dündar: Ben gruba girmeden önce rock-caz çalıyordum. Sonra Önder’le tanıştım, ardından da Oğuz’la… Böylece gruba katıldım. Ben türler arasında tercih yapmam. Ama cazı çalmaktan hoşlanıyorum.

– Grubun en genç elemanı olarak size şöyle bir soru soralım: Neden caz?

Ayer: Lisede bir arkadaşım piyano ile çok güzel caz parçaları çalıyordu. Ondan heveslendim. Sonra Aydın Esen’le tanıştım, beni yönlendirdi. Önder’den de improvizasyon hakkında teoriler öğrendim.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-6-sayisi)

01.08.2019 23:30

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar