Menü

Öksüz Kalan Yıldızlar

İki yıl öncesine kadar yerli film dünyasında bir anneler saltanatı hüküm sürüyordu. Kızları adına ücret pazarlığı yapan, bir mubassır gibi sete iskemle atıp bekleyen hep bu annelerdi. Kimsenin başedemediği bu kuvveti gene kızlar yıktı. Şimdi Hülya Koçyiğit’in dışında, etliye sütlüye karışmayan anneleri ile iyi geçinen, gene eski mutlu hayatlarını devam ettiren bir Fatma Girik, bir de Neriman Köksal Kaldı.

ERKEKLER araya girince, Yeşilçam’ın kızları öksüz kaldı… Anneler kızlarını, kızlar annelerini kıskandı erkeklerden… Oysa, önceleri kızlarının bütün yaramazlıklarına, çapkınlıklarına göz yuman aynı annelerdi. Sonra da, «altın yumurtlayan tavuklar» ın elden çıkacağı korkusu başlayınca, «annelik» duyguları yüreklerinde ağır bastı. İşaret parmaklarını bir ok gibi kızlarının sevdiği erkeğe yönelterek:

-«Ya ben, ya o!…» dediler.

Kızlar annelerini terketti, erkekleri seçti. Yıllar yılı dizleri dibinde bölüşülen, yaşanılan «ana – kız beraberlikleri» de birden bitiverdi.

leyla sayarBu öksüz kızlardan biri Leyla Sayar’ dır. Leyla, sinemaya geçip, bu işin bütün girdisini çıktısını öğrenince, artık yalnız başına yaşayabileceğine aklı kesti. Bütün mesele annesi Handan Sayar’ı rahat ettirmek değil miydi?… İşleri yoluna girince, Leyla önce bir kat aldı. Onu bir güzel dayadı, döşedi. Annesini yeni kata yerleştirdi, kendisi de kirayla tuttuğu bir başka kata çıktı. Leyla Sayar annesiz yaşadı, ama erkeksiz yaşayamadı. Annesinin yerini hayatına giren erkekler aldı. Artık istediği biçimde bir hayat sürebiliyordu. Geceyarıları kalkıp, kendi kendine Yahya Kemal’den şiirler de okuyabilecek ve karşısında annesi Handan Sayar’ın :

-«Bu kız deli!…» dediğini işitmeyecekti.türkan şoray

Anlaşılmamaktansa, öksüz yaşamak, kendi içine dönmek daha güzeldi Leyla için… Ve Leyla Sayar her aşkında biraz olsun öksüzlüğünü unutmaya çalıştı…

Türkan Şoray’ın öksüzlüğü ise hayatına giren bir erkekle başladı. Bu erkek, Rüçhan Adlı’ydı. Onun yüzünden, annesi Meliha Şoray’la birbirlerine girdiler. Türkan, Rüçhan’a bağlandıkça anne Şoray’ın aklı başından gidiyordu. «Altın yumurtlayan tavuk» kümesten kaçtı, kaçacaktı. Kavgalar gittikçe büyüdü. Ne tuzu kaldı evin, ne de tadı… Sonunda dayanamayıp, çekip gitti Türkan… Anne Şoray, ikide bir kızının çalıştığı film setlerine taşındı. «Eve dön!…» diye, sızlanıp durdu. Türkan’ın dediği dedikti. Ne annesiyle konuştu, ne de eve döndü. Meliha Şoray da Türkan’a inat:

-«Benim senden neyim eksik?… Senin Rüçhanın varsa, benim de Ahmedigom var!…» dedi ve evlendi.

Ana – kız, erkeklere sırtlarını dayayıp, karşılıklı cilveleştiler. Anne Şoray, «Ahmedigo» suyla evlenip Türkan’ı unuturken, Türkan da öksüzlüğünü Rüçhan’da unuttu.

Ffiliz akıniliz Akın, bu «öksüz yıldızlar» kervanına katılacak kız mıydı?… Böyle bir ayrılığı aklının ucundan bile geçiremezdi. Annesini seviyordu. Seviliyordu. Annesi Leman Akın, kızının çalıştığı setlerden çoğu zaman eksik olmazdı. Bir süre sonra da rejisör Türker İnanoğlu’yla tanıştı Filiz Akın. Hep birlikte akşam yemeklerine, küçük araba gezilerine çıkıldı. Ne var ki, Filiz, Türker’le ani bir evlenme yapınca ana – kızın arasındaki hava bozuldu. Leman Hanım nikaha davet edilmemişti. Araları açıldı. Leman Akın derdini kimselere anlatamadı, hep içine attı. Gizli gizli ağladı. Ve böylece de ana – kız arasındaki garip anlaşmazlığın gerçek sebepleri öğrenilemedi. Bir sır olarak kaldı anne-kızın arasında.

Çeşitli flört oyunlarından ve nişanlılıklarından sonra prodüktör Hüseyin Cendere’yle arkadaşlık kuran Suzan Avcı da ötekiler gibi yaptı. Annesi Behiye’yi evden uzaklaştırdı. Sevgili prodüktörüyle baş başa kaldılar.

nebahat çehreBu yıl Nebahat Çehre’nin şöhreti biraz artınca, annesi Müzeyyen Hanımı çekememeye başladı. Anne, kızının aşklarına ve gece hayatına karışmıyordu ama, çok konuşuyordu. Nebahat yeni yeni maceralar peşinde koşarken, annesi de gizli bir aşka başladı ve kızından atik davranıp, sevgilisi gazeteciyle evlendi. Bu evlenmeye en çok sevinen de Nebahat Çehre oldu. Annesi bir başka eve gelin gidince Nebahat Çehre de arzuladığı yalnızlığa kavuştu.

Kızlarının şöhret olmaları pek yaramadı annelere… Hep kızlarının kahrın çektiler ve araya erkekler girince bir bir terkedildiler… Ve böylece öksüz kaldı Yeşilçam’ın kızları…

 

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-28-sayisi)

31.08.2015 16:15

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 11:58

    Hasan Baglamaci

    yazık ya