Menü

Olan Öztürk Serengil ile Ekrem Bora’ya Oldu

FIKRAYI bilirsiniz. Hocanın canı helva istiyormuş. Bir ahbabıyle konuşurken ona, «Yağ var mı, şeker var mı, un var nu?» diye sormuş ve hep «var» cevabını alınca dayanamayıp patlamış:

– «Eh be birader! Madem öyledir de niye helva yapıp yemezsin!»



Gül Bora ile Nevin Serengil de bir gün oturup konuşurlarken aynı şeyi söylemişler birbirlerine: «Arabamız var, ama biz kullanmasını bilmiyoruz. Bugünden tezi yok. şu işi öğrenelim. Beyler yokken arabalarımıza atlayıp dolaşalım.» demişler. O günün akşamı dört kişi arasında «gayet firaklı» bir diyalog başlamış. Bir yanda Ekrem Bora eşinin bir köşeye çekmiş, onu kararından caydırmaya çalışmış:

– «Karıcığım,» demiş. «İstanbul trafiği malum. Sen bu işi öğrenir, araba kullanmaya başlarsan benim aklım hep sende kalır.»

Öte yanda Öztürk de eşine nutuk çekiyormuş:

– «Muhterem Nevin Serengil hanımefendimiz. Malumunuz üzere zatı aliyeniz bendenizin kanuni eşisiniz. Bu yüzden hareketlerinize müsaade edip etmemem benim bileceğim bir iştir. Karışmayınız lütfen. Düşününüz, eğer küçük bir dalgınlık yapar da fren yerine gaz pedalına basarsanız bendeniz çıra gibi yanarım efendimiz. Güneş sayesinde bol bol yanıp yanma ihtiyacımızı Allahımıza şükür giderdiğimizden naşi başkaca yanmaya ihtiyacımız yoktur. Olmaz efendim, olmaz. Bu iş olamaz!»



Ama her evli erkek bilir ki evlerde konuşan erkek, son sözü söyleyen ise kadındır! Serengil’lerle Bora’larda da bu kural bozulmamış, sonunda Ekrem de Öztürk de eşlerinin isteklerini kabul etmişler. «Kabul etmişler de ne olmuş?» diyeceksiniz. Ne olmamış ki! Bir defa iki taraf için de 6 rakamlı yeni bir masraf kapısının ilk müjdesi gelmiş. Öyle ya, Öztürk Serengil de, Ekrem Bora da iş güç sahibi insanlar, araba onlara da lazım. Nevin Serengil’le Gül Bora «şoför» olunca birer araba da onlara lazım olacak. Haydi diyelim ki ona daha vakit var… İşin heyecanını, korkusunu da bir yana bırakalım. Ama ya «öğretmenliğe» ne demeli? Öyle ya, o gün bugün Ekrem’le Öztürk birer direksiyon öğretmenine döndüler. Boş vakitlerinde eşlerini alıp Suadiye’deki «şoför okulu» na gidiyorlar. Sonrası görmelere seza. Hesapta çarpışan otomobilleri birbirinden ayırmaktan tutun da stop edeni arkadan itmeye kadar aklınıza ne gelirse var. Ekrem Bora halinden şikayetçi değil:



– «Kardeşim bizim arabayı, benzinden ziyade ben ite ite hareket ettiriyorum. Gücüm, kuvvetim arttı,» derken; Ekrem Bora’ya «Süper benzin» den esinlenerek «Süper Ekrem» adını takan Öztürk de Allah’a şükür ediyor:

– «Allahtan bizimkiler otomobil kullanıyor. Ya gemi, uçak, helikoptere merak sarsalardı n’apardık?» diyor da ağzından başka bir laf çıkmıyor…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-29-sayisi)

22.01.2021 02:23

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar