Menü

Orhan Gencebay Bayram Getirdi

«SEVDİĞİNİZ Yıldız Evinizde» kampanyasının bu haftaki konuğu Orhan Gencebay’dı.

Gencebay’la birlikte Kuzguncuk’a doğru yola çıktığımızda, sanki gökyüzü yere inercesine yağmur yağıyordu. Taa ki Bahçe Sokak’a gelinceye kadar… Orhan Gencebay’ın Bahçe Sokak’a gelişiyle beraber yağmur durmuş, güzel bir yaz yaşanmaya başlanmıştı. Ve başta talihli okuyucumuz olmak üzere tüm mahalleli sevgi ve içtenlikle Gencebay’ı karşıladılar.

Oturma odasına geçildiğinde bir süre büyük bir sessizlik oldu. Herkes sanatçı konuğa şaşkınlıkla karışık hayran hayran bakıyordu. Heyecan ve mutluluk okunuyordu gözlerde.



Atik Ailesi beş kişiden oluşuyordu. Baba Ali Atik, anne Ayşe Atik, çocukları Nevin, Mustafa ve Halil’in gösterdikleri büyük sevgi, Orhan Gencebay’ı çok duygulandırmıştı… Sevinci her halinden belli olan Gencebay, samimi bir hava içinde söze başladı:

«Genç bir aile olan sizlere misafir olmak beni çok memnun etti. Beni evinize davet ettiğiniz için teşekkür ederim.»

Ve bu girişler, sonra odada bulunanlar Orhan Gencebay’ı soru yağmuruna tutmaya başladılar. İlk soruyu talihli okuyucumuz 16 yaşındaki Nevin Atik sordu:

– Fala inanıyor musunuz?

«Falın bazı çeşitlerine inanırım. Bilimsel olanlarına. Bazı insanlarda doğal bir yetenek vardır. Annemde olduğu gibi. Annemin önsezisi çok kuvvetlidir. Geleceği çok iyi bir şekilde tahmin etme yeteneği vardır. Ben annem için ‘Yunus Emre’nin Dişisi’ lakabını kullanırım Namazında niyazındadır.»

Soru sırasını teyze oğlu Bayram Çalık aldı:

– ‘Ben Doğarken Ölmüşüm’ parçanızın sizde bir anısı var mı?

«Yaptığım tüm eserlerin bende anıları oluyor. Eserlerimi duyarak, hissederek yapıyor ve okuyorum… ‘Ben Doğarken Ölmüşüm’ün ise bende başka bir anısı var. Bir yakınım amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Tüm aile fertleri onun çektiği acıları görüyor ve çok üzülüyorduk. Hepimiz bu acılardan kurtulması için onun ölmesini ister olmuştuk. Bu arada bir dörtlük döküldü dilimden. Sonradan bu ‘Ben Doğarken Ölmüşüm’ adlı eserim oldu.»



Sorular birbirini takip ediyordu… Orhan Gencebay tüm sorulara içtenlikle ve zevkle cevap veriyordu.

– Sanatçı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

«Bilim adamı olmak isterdim. Fakat şimdi müzisyenlik dışında bir yaşamı düşünemiyorum.»

– Hangi takımın taraftarısınız?

«Hasta denilebilecek derecede Galatasaray’ı tutarım. Samsun’da oturduğumuz mahallede herkesi zorla Galatasaraylı yapardık. Şimdi ise Trabzonspor’a boynumuz kıldan incedir.»

Konuşmalar gayet samimi bir ortamda devam ederken evin kızı Nevin, kendi elleriyle yaptığı börekleri ve dolmayı konuklara sunmaya başlamıştı. Servis bittikten sonra Nevin, «Zulüm» şarkısının çıkıp çıkmadığını sordu… Aramadığı yer kalmadığını söyledi. Bu soruyu Gencebay şöyle yanıtladı:

«Çok güzel bir soru sordunuz. ‘Zulüm’ü salı günü bitiriyoruz. Hemen piyasaya süreceğiz. ‘Zulüm’, ‘Dil Yarası’, ‘Hangi Söze Sığarsın’ ve ‘Sen Anlayamazsın’ gibi on parçalık plak ve kaseti çok yakında her yerde bulmanız mümkün olacaktır. İlk kaseti size hediye edeceğim.»



– Orhan Bey, kaç kardeşsiniz?

«Dört. Üç erkek, bir kız.»

Kısa bir sessizlik oldu… Orhan Gencebay öğrenmek istedikleri her konu hakkındaki soruları gayet rahat sormalarını istedi. Nevin kekeledi:

«Soracak çok soru tasarlamıştım kafamda, fakat heyecandan aklıma gelmiyor» dedi ve sonra devam etti:



– Bir soru sorayım o halde. Sevim Emre ile evlenmeyi düşünüyor musunuz?

«Evet. Resmen çoktan evlenmeliydik. Altı yıldır Sevim Emre ile beraberiz. Yakın bir tarihte evleneceğiz, zaten Allah katında evli sayılırız.»

Bu arada zaman ilerlemiş ve kalkma zamanımız gelmişti. Dışarı çıktığımızda tüm mahalleli sevgi dolu bakışlarla Atik Ailesi’nin mutluluğuna ortak oluyorlardı. Arabanın arkasından sevgiyle sallanan eller Orhan Gencebay’a olan büyük ilginin kanıtıydılar.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-24-sayisi)

04.10.2020 13:38

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar