Menü

Öztürk Serengil Hayranlarıyla Telefonda

12 ağustos pazartesi günü SES mecmuasında tam iki saat devam eden bir show vardı. Bir zamanların ünlü «yeşşeee» si, şimdinin başarılı showman’i Öztürk Serengil o gün tam iki saat boyunca, SES okuyucularıyla konuştu. «Konuştu» diyoruz, bundan önce konuşan bütün yıldızlar telefonu açınca bir soru yağmuruyle karşılaşmışlar ve İzzet Günay hariç hepsi sadece sorulan sorulara cevap vermişlerdi. Öztürk’ün telefon konuşması böyle olmadı. O, hayranlarıyla sahnedeymişçesine devamlı olarak «hasbıhal» etti. Sık sık esprilerle süslediği konuşmasıyla, sahnedeki showman’liğini idarehanemizde de tam iki saat boyunca devam ettirdi.



Öztürk Serengil idarehanemize saat tam 17,30’da geldi ve nerede giyinebileceğim sordu. Şaşırmıştık, «Ne giyinmesi, kim giyinecek?» diye sorduk.

– «Bugün SES’in telefonundan hayranlarımla konuşacağım günlerden beri ilân ediliyor. Onları sahnedeki kıyafetimle karşılamak isterim.» Biraz sonra karşımızda peruklu, tek apoletli general kıyafetine bürünmüş showman Öztürk Serengil vardı. Hazırlanan masaya geçti. Nevin Serengil de kocasının yanı başındaki masaya…

SORULAR – CEVAPLAR

ZİYA ERKAN (10) öğrenci: «Mesleğinizi seviyor musunuz?»

CEVAP: «Seviyoruz, seviyoruz.»



– «Hangi şarkılarınızı beğeniyorsunuz?»

– «Evladım bu yaşta sana yalan söylenmez ki. Hiç bir şarkımı beğendiğimi söyliyemem, ayıp olacak.»

BÜLENT ACUN (15) öğrenci: «Sizden bir şey rica etsem, mümkün mü?»

CEVAP: «Allah’ın bize verdiği yetkiler içindeyse niye mümkün olmasın efendimiz, buyurunuz, emrediniz.»

– «Bana imzalı bir plağınızı gönderir misiniz?»



SELMA YİĞİTER (15) öğrenci: «Klasik eşyadan mı, modern eşyadan mı hoşlanırsınız?»

– «İmza kolay da plak vaziyeti biraz karışık. Takdir edersiniz ki bu, bir resim değil, plaktır ve mangıraj vaziyeti de epey yüksektir. Her arkadaşa plak gönderirsek yakında Eminönü’nde fotoğraf çektirecek hale geliriz. Orada havalar nasıl gidiyor? İyi mi? Oh. oh. Burası pek sıcak da… Haydi güle güle tütüncü arkadaş.»

CEVAP: «Modern eşyadan hoşlanıyorum, ne olacak yani?»

<– «Ben tipinizi pek beğeniyorum, niye peruka takmak ihtiyacını duyuyorsunuz?»



– «Tipimizi beğendiğinize memnun olduk. Ayrıca sizin de bir fotoğrafınızı rica edeceğiz tabii! Gelelim peruka meselesine. Yemek yiyen veya içki içenlerin karşısına sakil bir vaziyette çıkmamak için takıyoruz. Takdir edersiniz ki tam karşmızda 500 mumluk bir ampul gibi yanan kafaya baka baka yemek yemek pek iç açıcı değildir di mi? Tebrik ederim, çok zekisiniz…»

ZÜHAL ÖZER (12) öğrenci: «Bana 3 resim gönderir misiniz?»

CEVAP: «Efendim, duyulmuyor. Nereden telefon ediyorsunuz? Bostancı’dan mı, Malatya’dan gibi geliyor da… Demek sesler bu hale geliyor. 3 resim mi, toptancı mısınız? Peki, gönderirim.»



YASEF UCA (14) öğrenci: «Öztürk Bey, sizden bir şey isteyecektim. Bana bir resim gönderir misiniz?»

CEVAP: «Resim mi, nasıl resim?»

– «Kendinizin bir resmini istiyorum.»

– «Benim bazen işim oluyor, dayımın resmini göndersem olur mu? Peki gönderirim. Adresini söyle de yazalım. Nasıl, Tünelbaşı Yemenici sokak mı? Orada İskarpin Apartmanında mı oturuyorsun. Şimdi bunları bırak da biraz mektep üzerine iş tutalım. Mektep durumun nasıl? Orta üçe geçtin haa, bravo, tebrik ederim, iyi geçmişsin. Hadi güle güle, maşallah sana.»



İLHAN KEÇECİ (18) ev kızı: «En çok hangi yemeği seversiniz?»

CEVAP: «Kışın kuru fasulye, yazın da taze fasulye. Hadi güle güle, selam anneannene.»

HÜLYA İNCİ (18) öğrenci: «Öztürk Bey, siz misiniz?»

CEVAP: «Evet, biraz kendisiyim. Emrediniz efendimiz.»

– Sinemayı niçin bıraktınız?»



– «Sinemada gayemden ayrıldım. Ard düşünceli birtakım prodüktörlerin oyuncağı haline geldiğimi anladım. İlk çektiğim güzel komedi filimlerinin ardından çok kötüleri geldi. Kısacası bende iş kalmadığını anladım. Efendim, ayrılınca ne mi hissettim? Büyük bir ferahlık.»

MEHMET ÖKKEŞ (23) memur: «Elbiselerinizin modelini kendiniz mi çiziyorsunuz?»

CEVAP: «Efendimiz, bir kısmını dışardan aldık. Bir kısmının modellerini de hanımla birlikte çizeriz, burada bir terzimiz var (Haa, 3 de hizmetçimiz var) o diker… Resim mi istiyorsunuz? Tabiî, ama nasıl olsun? Yani yandan mı, önden mi, boy mu, nasıl resim? Vallahi ben kendim şahsen boy resmini tercih ederim bizzat. Boy resminde kel umumiyetle güneybatıda kalıyor, görünmesi müşkül oluyor.»



İNCİ İLTER (20) banka memuru: «Merhaba efendim, nasılsınız?»

CEVAP: «Eh, pek fena değiliz. Babanız ne iş yapar sizin? Diş doktoru mu? Demek bizim hanımın düşmanı. Evet, geçenlerde hanımın azı dişini çektirdik, amma biz de neler çektik. Çektiğimizi bir Allah, bir ben, bir de bizim orada bakkal İbrahim var o bilir.»

– «Öztürk Bey çocuğunuz var mı?»

– «Yok, şimdilik yok. Anlıyamadım. Çocuğumun olmasını düşünmüyor muyum? Düşünmez olur muyum, fevkalade hızlı düşünüyorum, ama sadece düşünmekle olmuyor ki?»



SABRI ÇELİK (14) öğrenci: «Bir enstrüman çalar mısınız?»

CEVAP: «14 yaşında çello dersi almaya kalktım. Siz çello’yu bilir misiniz? Böyle adam boyunda, kemanın deve boyunda olanıdır. Bir teli koptu, az daha bizim kulak da gidiyordu. O günden sonra paydos ettik tabii Siz bir şey çalıyor musunuz? Mandolin mi? Bravo, tebrik ederim. Nasıl öğrendiniz? Ders mi aldınız? Yani mandolin çalmasını kaç para kirayla öğrendiniz. 15 mi, ne yani saatte mi, ayda mı? Haa, ayda 15 lirajjj. Hadi bakayım telefonu kapa. Geç mandolinin başına. Sana melodika mı göndereyim. Vallahi bu sene imkanı yok. Daha borçlarımı yeni ödedim. Önümüzdeki sene inşallah vaziyetim düzelir sana akordeon da alırım. Hatta melodika da, veronika da, hamparatika da. Omega kol saati de alırım.»



GÜLGÜN URAL (14) öğrenci: «Hangi takımı tutarsınız?»

CEVAP: «Fenerbahçe takımını fevkalade hızlı tutarım. Siz de mi F.B. lisiniz. Bravo, tebrik ederim. Demek geçen günkü ayvaları unuttunuz. Ayva da ne ayva, tam 4 tane. Bu küstahlar için bir şeyler düşünüyor musunuz?»

ŞEVKET AĞAN: «Sizin bir filminizi gördüm, çok beğendim. Adı ‘Var mı Bana Yan Bakan?’ dı.»

CEVAP: «Evelallah. Gayetle sağol. Anlamadım, Ankara’da ne oldu. Haa, Ankara’da beni sesimle mi gördün. Bravo tebrik ederim. Hadi güle güle, babana selam.»



REMZİ YE ABİT (16) öğrenci: «Bir doktor ölümünüze 24 saat kaldı dese ne yaparsınız?»

CEVAP: «Abdest alırım, namaz kılarım, eski günleri düşünürüm. Sonra da kelleyi vurup ölümü beklerim.»

YAŞAR AKTUĞ (16) öğrenci: «Öztürk Bey, adınız kendi adınız mıdır?»

CEVAP: «Sizinki değil midir efendim? Evet, şahsen kendi adımdır. Efendim??? Perde mi, sahne mi? Vallahi perde ilk adımlarımızı attığımız sanayiidir. Perdeyi severim, ama showman’lik çok sevdiğim bir iş. Bu mesleğin en zor tarafı hiç havanızda olmasanız bile işinizi yapmak zorunda olmanız… Bazen o kadar anlayışlı seyirci oluyor ki, işim dünyanın en kolay, en basit işi oluveriyor. Tiyatro çok sabır, çok bilgi ve çok kültür isteyen bir iş. Onun için ukalalık edip tiyatro hakkında konuşmayayacağım.»



SERAP GİRİŞKEN (15) öğrenci: «İlerisi için bir yatırım yaptınız mı»

CEVAP: «Ne gezer, borçtan ancak kurtulabildim. Bütün borçlarımı kuruşuna kadar ödedim. Tahmin ederim ki bundan sonra kazanacaklarımla yatırım yapabileceğim.»

ALTAN GÜNEY (21) öğrenci: «Öztürk Bey selamaj…»

CEVAP: «Bilmukabelaj… Showmanliğe nasıl mı başladım? Sinemada şansım azalınca önce günlük maişetimi temin etmek için Şehzadebaşı’nda bir sinemada başladım. Sonra Anadolu turneleri falan derken bu hale geldik Allah’a şükür. Estağfurullah güle güle… Haa. bir dakika. Siz kelaj mısınız? Değilsiniz ha, yani bol saç üzerinesiniz. Aman lodos havalarda dolaşmayın, saçınız uçabilir. Gündüz zeytinyağı sürüp tarayın, gece de limon sürün. Böylece salata olur.»



MEHMET ÖZAYDIN (13) öğrenci: «Bana imzalı bir plak gönderir misiniz?»

CEVAP: «Üstadım, bugünler mangıraj vaziyeti biraz nanay havalan çaldığından gönderemeyiz. Belki ilerde bir plakçıyla ortak oluruz, o zaman hayhay tabii.»

AYSUN ÖZAYDIN (19) öğrenci: «Öztürk Bey siz misiniz? N’olur bana bir ‘yeşe’ der misiniz?…»

CEVAP: «Niye demiyelim di mi yani… Yeşşeeeeee.»



NURAN ÇAVUŞOCLÜ (20) öğrenci: «Öztürk Bey, peruğunuzu bir gece için kiralamak istiyorum.»

CEVAP: «İyi ediyorsunuz, tebrik ederim. Yalnız acaba kafanızın teşkilat vaziyeti uyar mı? Ölçüsünü söyler misiniz? Peki ben söyliyeyim. Peruka X – Y Hamprtra markadır. Kafa amudidir. Hapur cinsinden kabak bir kafa olduğu için sanmam ki sizin kafanıza uysun.»

SEMA ÇAĞLAYAN (14) öğrenci: «Hayatta en çok kimi seversiniz, kaç yaşma kadar yaşamayı istersiniz?»

CEVAP: «En çok Allahımızı, peygamberimizi, insanları severim. Vallahi kaplumbağa gibi manasız, sürünerek 2.000 sene yaşamaktansa, insan gibi 5 – 10 sene yaşamayı tercih ederim.»



BİR HASTA: «Öztürk Bey, size Heybeliada Sanatoryumundan telefon ediyorum. Acaba hastalara bir konser verir misiniz?»

CEVAP: «Tabii, memnuniyetle. Ben hemen başhekim beyle temasa geçerim efendim.»

NERMİN YILMAZ (12) öğrenci: «Yabancı artistlerden kimleri beğenirsiniz?»

CEVAP: «Anthony Quin, Jean Paul Belmondo.»



RASİM ÇAPAN (13) öğrenci: «Nasılsınız, bana sizin siz olduğunuzu nasıl ispat edersiniz?»

CEVAP: «Nasıl mıyım? İyiyim, yani hiç de kötü sayılmayız. Sizin oralarda hava nasıl. Gelelim ispat işine… Yeşşeeee. Oldu mu, benim kim olduğuma inandınız mı?»

MALİKE SEVİM (30) ev kadını: «Unutamadığınız bir hadiseyi anlatır mısınız?»

CEVAP: «Bir gün filim çekerken kalp kaslarım sıkışmıştı. Lale Oraloğlu kalp masajı yaparak hayatımı kurtardı. Lale Hanım gibi bu işten anlayan bir hanımın bulunması büyük şanstı. Yoksa bugün namevcuttuk.»



ENVER ÖZER (19) terzi – Bilecik: «Zeki Beyle aranızda ne oldu? İşinizden memnun musunuz?»

CEVAP: «Ne olduğunu Zeki Beye sor evladım. İşimizden memnunuz tabii… Mangıraj yüzünden memnunuz.»

ATİYE ÜVEY (16) öğrenci: «Öztürk Bey, ben bir şey sormayacağım, siz buyurun söyleyin.»

CEVAP: «Peki söyliyeyim, talebe misiniz, ikmal var mı?»



– «Var, matematikten…»

– «O matematik zaten hepimizin belasıydı. Hocayla aranız nasıl.»

– «Orta…»

– «Orta mı, orta olsaydı geçerdiniz, demek ki zayıf.»

– «Çok mersi yaparız Öztürk Bey.»

– «İyi edersiniz. Biz de bilmukabelaj yaparız.»



EMİNE GÜRÇAP (13) öğrenci «Öztürk Bey, çerçevem sizi bekliyor. Resminizi gönderir misiniz?»

CEVAP: «Evet göndeririz tabii, vazifemiz. Çerçeveye benden selam.»

AYSEN VEFA (17) öğrenci: «Türk topluluklarından en çok hangisini beğenirsiniz?»

CEVAP: «Allah Allah, neyi kastetiğinizi anlayamadım. Benim bildiğim tek bir Türk topluluğu var.»



– «Peki başka soru sorayım öyleyse, edebiyatı sever misiniz?»

– «Haa o, o demek midir? Malum, kültüraj vaziyeti. Demek çakamadık. Ne yalan söyliyeyim edebiyatı sevmem. Allah’a inanır mıyım? İnanırım tabii, size de inanmanızı tavsiye ederim. Zararlı çıkmazsınız.»

ŞAHİKA ÖNER (11) öğrenci: «Öztürk Bey, şarkıcılık iyi mi?»

CEVAP: «Merhaba Şahika. Biraz önce ablan telefon etmişti, Harika Nasıl hatırladın mı? Anneannenin adı da Faika mı? Yavrucuğum, şarkıcılık iyi bir meslek, ama mücadelesini yapmak çok zor. İnşallah sen büyüyene kadar ortam değişir.»



MEHMET ANIL (16) öğrenci: «Gönül Yazar’la barışmayı düşünüyor musunuz?»

CEVAP: «Ben kimseyle darılmam. Umumiyetle benimle darılırlar.»

FİGEN HIZARCI (13) öğrenci: «En sevdiğiniz filimler ve burcunuz?»

CEVAP: «Komedilerden ‘Ne Şeker Şey’, kötü adam olarak çevirdiklerimden de ‘İki Aşk Arasında’. Burcum ise Boğa. Umumiyetle ruhum İspanya’da dolaştığı için her halde. İnşallah bir daha dünyaya gelişte İnek Burcu’nda doğarız!»



YÜKSEL SARGIN (29) öğretmen: «Bana ‘Paralı Günlerim’ adlı plağınızı hediye eder misiniz?»

CEVAP: «Merzifonlu musunuz? Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı tanır mısınız? Vallahi bugünlerde pek parasız günler yaşadığım için o plağı hediye edemeyeceğim.»

NİHAT BİRİNCİOĞLU (20) öğrenci: «Aşka inanır mısınız, aşk yüzünden intihar eden bir adam sizce aptal mıdır?»

CEVAP: «Aşka inanırım. Aşk bence her şeyin mihenk taşıdır. Aşk yüzünden intihar eden adama saygı duyarım.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-35-sayisi)

24.02.2021 18:05

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 21 Ağustos 2015 14:02

    Ahmet Güçlüce

    aslında şimdi de bu uygulama yapılabilir çok da ilgi görür
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 11:05

    HALİT KUMRU

    öztürk serengil yine kendi üslubunda konuşmuş denk gelmek isterdim açıkcası onunla :D
  • Yayınlandı: 8 Eylül 2015 15:14

    HASAN YÜNCÜ

    adamı yüzünü görünce gülesim geliyor kim bilir telefonda denk gelseydık nasıl olucaktı konuşamazdım heralde :D
  • Yayınlandı: 8 Eylül 2015 15:14

    SANCAK ASYA

    kral adamdı sahiden :D