Menü

Öztürk Serengil’e Suni Teneffüs

Öztürk Serengil sinemadaki en verimli yıllarında sanat yaşamına arkasını dönmüş, ticarete atılmıştı. Ama gün geldi, yine sinemaya dönmek zorunda kaldı. Çünkü tuttuğu her dal kırılmış sıkıntılı günlerinde ona tek kucak açan yine Yeşilçam sokaktan olmuştu…

Öztürk Serengil için bugün söylenebilecek tek bir söz var: “Bir zamanlar kartaldı.” Evet kartaldı o.



Hep yükseklerden uçardı. Bugün benim diyen komedyenleri cebinden çıkaracak esprileriyle sürdürdüğü filmler bir zamanlar rekor kırıyordu. Sahneye çıktığı zaman assolistlerden fazla alkış ve çiçek alırdı. Birkaç hareket, birkaç mimik, birkaç söz… Hepsi bundan ibaretti, ama gözdeydi.

Oysa, bir gün sırtını sanatına çevirdiği zaman tüm saldırıların hedef noktası oluverdi. Yurt dışında milyonlar kazanıp. Monte Carlo’ya oyun oynamaya gittiği sıralar değil de, beş parasız Türkiye’ye döndüğü zaman artık onu önemseyen kalmamıştı. Kral ölmüştü ve bir sürü kralcık vardı. Ona yer kalmamıştı. Bir televizyon programı yaptı, ilk bölümde yuhalandı ve yayından kaldırıldı. Bir video şirketi açtı ortakları tarafından batırıldı. Ve ona tek ihanet etmeyen sanatına gün geldi yine dönmek zorunda kaldı. Binbir ümitle, binbir hevesle sıvadı kollarını…



Rejisörlüğünü Temel Gürsu’nun yaptığı Özer Film adına çekilen “Çalsın Sazlar”da Perran Kutman ve Müjdat Gezen ile birlikte başrolü paylaşan Öztürk Serengil’in acıdan yüzünde derinleşen çizgiler artık kaybolmak üzere. “Sinemada bıraktığım yere dönüyorum. Ticaret ve televizyon benim için artık bitti. Eski vefalı seyircilerime güveniyorum. Yeni kuşağa da kendimi sevdirmeye çalışacağım. Yeter ki Allah bir daha yolumu şaşırtmasın…” diyor. Bu arada rol arkadaşları da “üzülme be Öztürk ağabey. Otuz yıl paşalar gibi yaşadın. Bundan sonra da çektiğin şu sıkıntılı günleri unutturacak günlere kavuşursun sen” diyorlar. Ama o ne kadar umutlu olursa olsun, çekim gereği bulunduğu Kazablanka’nın sahnesine şöyle bir bakıp burada ilk sahneye çıkışını, Nana ile bu sahnelerde 1961 yılında yaptığı dansları ve kameraya bakınca da en son yedi yıl önce bu kutunun içine nasıl sığamadığını hatırlayıp iç geçirmeden duramıyor. Yine de buğulanmış gözlerinin ardındaki ışıltı, kartallık günlerine az kaldığının sinyallerini veriyor…

(Alıntıdır.Bkz:http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-25-sayisi/)

29.08.2020 19:22

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Mayıs 2017 14:12

    figen sulugöz

    Herkes bildiği işi yapacak. Öztürk Serengil de zamanın aktörlerindendi. Neden sinemadan ayrılmış ki?
  • Yayınlandı: 24 Mayıs 2017 14:13

    Hakan Yıldırım

    Ah Öztürk abi sinemayı terk etmeyecektin....