Menü

”Pabuçcu Ahmet”

Her yıl çeşitli milletlerin ünlü tiyatro topluluklarını davet eden Paris’in Milletler Tiyatrosu yetkilileri, yerli eser oynamadığı için Ankara Devlet Tiyatrosu’nu bir daha davet etmeme kararını alırken, Nancy Festivali’nden sonra «Pabuççu Ahmet» in Paris’te de gösterilmesini sağladılar.

BİRKAÇ yıl öncesine kadar Şinasi’nin «Şair Evlenmesi,» yazılı ilk Türk tiyatro oyunu olarak biliniyordu. Profesör Fahir İz bu oyundan çok daha eski bir metin bulunca bu sıfat, yazarı meçhul bu oyuna geçti. 1908 tarihini taşıyan «Papuççu Ahmet», eski İtalyan farslarını andıran bir kuruluşa sahip basit bir oyundu. Hatta acemice yazıldığı bile söylenebilirdi. Ve ilk Türkçe tiyatro metni olması dolayısıyla taşıdığı tarihi değerin ötesinde pek bir özelliği yoktu.

Ankara Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Enstitüsü öğretim görevlilerinden Dr. Özdemir Nutku, bir merdivenin ilk basamağını teşkil eden bu oyunu ele aldı, fakültenin öğrencilerinden amatör bir grupla sahneye koydu.

Ortaya çıkan eser, önce Ankara’da gösterildi ve diğer 6 fakültenin oyunları arasında birinci seçildi. Böylece «Papuççu Ahmet» in Fransada düzenlenen «Uluslararası Yarışmalı Nancy Festivali» ne gitmesi uygun görüldü.

Festival seyircisi kolay beğenmiyen, üstelik beğenmediğini yuhalamaktan çekinmeyen bir topluluktu. Fakat aynı topluluk «Papuççu Ahmet»i dakikalarca alkışladı.

Jüri yarışma sonuçlarını ilan edince, birinciliğin İspanya ile Çekoslovakya arasında paylaştırıldığı görüldü. Bu iki topluluktan sonra en çok oy alan ise bizim Türk ekibiydi.

pabuçcu ahmet29 topluluk arasında kazanılan bu ikincilik gerçekten büyük bir başarı idi. Paris’teki Uluslar Tiyatrosu (Theatre des Nations) hemen programında bir değişiklik yapıp D.T.C.F. Tiyatro Topluluğunun Montparnasse’daki Gaston Baty Tiyatrosu’nda bir temsil vermesini sağladı. Türk eseri götürmüyor gerekçesiyle Ankara Devlet Tiyatrosu’nu bir daha davet etmeme kararı almış olan «Theatre des Nations» nun bu daveti çok manidardı. Parisliler basit de olsa, bir milletin kendi özelliklerini taşıyan sanat eserinin, bir adaptasyondan çok daha saygı değer olduğunu anlatmak istiyorlardı…

Özdemir Nutku ve arkadaşları bir Sfokles’le bir Shakespeare ile değil isimsiz bir yazarın basit ama tamamen bizden olan bir oyunu ile bu başarıyı sağlamışlardı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-23-sayisi)

31.08.2015 16:45

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 14:07

    Suzan Genç

    aaaa hatırlıyoruum pabuccu ahmeti :)