Menü

Perihan Savaş O Günlere Döndü

PARKE taşlı tozlu yolda, 7 – 8 yaşlarında bir kız çocuğu, yere tebeşirle çizdiği dörtgenler arasında, tek ayağı üzerinde zıplayarak sek sek oynuyordu. Pembe üzerine desenli kısacık sevimli bir elbise giymişti. Saçlarının iki at kuyruğuna bağlanan beyaz kurdeleler, hemen uçuverecek bir çift kelebeğe benziyordu.

Perihan Savaş, tozların içinde neşe ile hoplayıp zıplayan küçük kıza buğulu gözlerle baktı bir süre… Sonra döndü, «Biliyor musunuz, bir anda 16 – 17 yıl öncesine dönüverdim» dedi. Yüz hatları yumuşadı, dudakları mutlu bir tebessümle yukarı doğru kıvrıldı, «Aşağı yukarı aynı yaşlardaydım, her sabah annem saçlarımı tarar, iki küçük at kuyruğu yapar ve özenle kolaladığı beyaz kurdeleleri takardı» dedi ve devam etti:



«Sonra önlüğümü giyer, annemin elinden tutar ve doğru Şehzadebaşı İlkokulu’nun yolunu tutardım.»

Perihan Savaş’la birlikte Fatih’ten, Küçükmustafapaşa’ya doğru daracık eski İstanbul sokaklarında yürüyor ve bir yandan da konuşuyorduk. Perihan. Savaş çocukluk yıllarını geçirdiği mahallesine bayram ziyareti yapmak, anneannesini, teyzesini, yengesini, dayısını ve komşularını görüp ellerini öpmek ve hayır duasını almak istemişti.

İlk çaldığımız kapı ailesi ile birlikte 11 yıl oturduğu dairelerinin bitişik komşusu idi. Tacettin Amcası ve Nezahat Teyzesi Perihan Savaş’ı büyük bir sevinçle karşıladılar. Hemen cezve ocağa sürüldü ve bir acı kahve pişirilip, yıllar sonra gelen konuğa sunuldu. Kahvenin hemen arkasından Tacettin Diker, tıpkı yıllar öncesinde olduğu gibi içerden en sevdiği kuklalarından birini getirdi ve sevgili Perihan’ını 15 yıl önce olduğu gibi yine güldürmeyi başardı. Kısa bir süre sonra oradan ayrıldık ve iki sokak aşağıda oturan Perihan Savaş’ın anneannesinin evinin yolunu tuttuk. Eski bir evin alt katında Perihan’ın anneannesi, dayısı, yengesi ve çocukları birlikte oturuyorlardı. Onlar da, «Nerelerdesin hayırsız?» diyerek, Perihan’ı sevinçle karşıladılar. Çocuklar bir anda Perihan halalarının etrafını alıverdiler. Perihan Savaş öncelikle anneannesinin yanına gitti elini öptü ve hayır duasını aldı. Bir süre eski günlerden ve akrabalardan konuşuldu. Bu arada küçükler hemen koşup Perihan halalarına bayram şekeri tuttular. Orada kısa bir süre oturduktan sonra üst kata teyzesinin yanına çıktı Perihan. Teyzesi ve dört yeğeni kendisini sevinçle kapıdan karşıladılar ve buyur ettiler. Teyzesi Fethiye Altındiş, yeğeninin boynuna sarılıp iki yanağından öptükten sonra, «Perihan benim her şeyimdir, onun için canımı bile veririm» dedi. Oturuldu ve her zamanki gibi eski günlerden söz edilmeye başlanıldı. Teyzesi Fethiye Altındiş bir ara bize döndü, «Perihan’la yıllarca birlikte oturduk. O bebekti, bense okula gidiyordum. Bir gün oturmuş ders çalışıyordum. Perihan bir yaşında var – yoktu. Ben farkında değilim, o mürekkep şişemi bulmuş, bir güzel elini yüzünü boyamış. Bir baktım emekleyerek yanıma geldi, ‘abla bak, öcü… Öcü…’ dedi. Çok güzel tombik tombik bir bebekti.» Sözün tam burasında kapı açıldı ve içeri başörtülü yaşlı bir bayan girdi. Perihan Savaş onu görünce ayağa fırladı ve «Al Şükriye Hala seni ne çok özlemiştim iyi ki geldin» dedi. Sonra gülerek, «Halacığım artık beni süpürge ile kovalamazsın değil mi?» dedi ve ekledi:



«Küçükken sık sık gider bahçesinde oynar etrafı dağıtırdım, Şükriye Hala da beni elindeki süpürge ile korkutur kovalardı.»

Bir süre daha sohbet edildikten sonra, Perihan Savaş saatine baktı, izin istedi, sevdikleri ile vedalaştı ve aşağı inip sokağa çıktı. Eski mahallenin tüm pencerelerinde irili ufaklı mahalle sakinleri birikmişti. Perihan Savaş, arkasından eller sallanırken arabasına bindi ve gelecek bayrama mahallesine tekrar dönebilmek dileğiyle gözü arkada gitti.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-33-sayisi)

03.10.2020 22:30

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar